- Kategori
- Siyaset
Kağıt parçası mı?(!)

Biri Hükümet, diğeri Genelkurmay başkanı, aklılı olmadıklarından mı, bu hallere düştüler, acaba?
GENELKURMAY BAŞKANI'NIN AÇIKLAMASI...(!)
Günlerdir hepimizi meşgul eden ve hatta bizi birbirimize düşüren "İrticayla Mücadele Eylem Planı", meğerse hiçbir hukuksal değeri olmayan bir "kağıt parçası"ndan ibaretmiş... Ben şahsen derin bir "oh..." çektim... İçim rahatladı...
Çünkü bunu herhangi bir kişi söylemiyor; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, koskoca Genelkurmay Başkanı söylüyor...
Bunu neye dayanarak söylüyor?
Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın, belge (pardon, kağıt parçası) konusunda yaptığı soruşturma sonrasında verdiği karara göre göre söylüyor...
Askeri Savcılık ne kararı vermiş? Karar iki başlıklı:
1. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı
2. Takipsizlik karar...
Bu kararlar ne anlama geliyor?
Anlamı şu; altında askeri bir personelin imzası bulunan bu belge ya da kağıt parçası Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda hazırlanmamıştır ve dolayısıyla da konu bizim görev alanımız içinde değildir.
Peki, bu belgenin, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda hazırlanmamış olması, TSK'nın binlerce sayıdaki alt karargahlarından birinde de hazırlanmamış olduğu anlamına da gelebilir mi?
Bence gelmez...
Bu belgenin, Silahlı Kuvvetler'in hiçbir kıta, kurum ve karargahında hazırlanmamış olduğunun açıklanması, daha inandırıcı olurdu.
Genelkurmay Başkanı'nın söylediği doğrular:
1. Halk artık darbe konuşmaktan bunaldı...
2. Bilgisiz fikir olmaz(Uğur Mumcu'dan)
3. Akıllı insan her şeyin farkına varır; akılsız insan, fikir beyan eder(askeri okullarda öğretmeni ya da komutanı söylemiş)
Bence, Genelkurmay Başkanı'nın konuşması sırasında bile, bazı gazeticelerin sorduğu sorulardan Genelkurmay Başkanı'nın bu konuda ne kadar doğru söylediği anlaşılmıştır...
Ben, Genelkurmay Başkanı'nın yukarıda 3 madde ile sıraladığım cümlelerinin dışında söylediklerinden, fazla tatmin olmadığımı söylemek zorundayım...
Konuşmasında, yanlış anlamadıysam, sivil savcıların, bu belgenin "doğru ve gerçek olmadığı açısından hareketle" kim ya da kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının araştırılmasını istiyor.
Bu ne demek?
Bana göre Genelkurmay Başkanı demek istiyor ki, "biz gereğini yaptık ve inceledik; bu belge, hiçbir hukuksal değeri olmayan bir kağıt parçasından ibarettir. Siz işin burasını kurcalamayın, siz yalnızca hazırlayanın / hazırlayanların kimler olduğunu bulmaya çalışın ve bulduğunuz belgeleri de bize verin, biz gereğini yaparız. Çünkü bu konu bizim alanımıza giriyor"
Ben, Genelkurmay Başkanı'nın konuşmasından bunu anladım...
Yani, yine bana göre demek istiyor ki, "belgeyi hazırlayanın/ hazırlayanların asker kişiler olduğu anlaşılırsa, nihai kararı yine ben(Askeri savcılık) vereceğim, çünkü konu benim alanım içindedir"
Genelkurmay Başkanı, "akıllı insan, her şeyin farkına varır" diyor... Biz, içimizde kötüler varsa onları aramızda barındırmayız, diye de ekliyor. Bu söz, herhalde yanlızca askerler için geçerli değildir... Akıllı ya da akılsız siviller olduğu gibi aynı durumda olan askerler de vardır, diye düşünüyorum...
* 27 Mayıs askeri darbesi, kıtada tutulan bir nöbet görevi sırasında üç subayın ülke sorunlarını konu eden sohpeti sırasında kararlaştırılmıştır... O dönemin Genelkurmay Başkanı, işin farkına ancak, Harp Okulu önünde subaylar tarafından omuzundaki rütbeleri sökülürken anlamıştır...
* 22 Şubat ve 21 Mayıs Askeri ayaklanmlarının önceden ortaya çıkarılamamasının nedeni ne olabilir ki? O sıralardaki Genelkurmay Başkanları, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bu eylem planlarından nasıl da haberleri olamamış?
* 12 Eylül Müdahalesi de tam tersi; eylem planı üst komutanlar tarafından hazırlanmış ama ast komutanlar, bunu gece yarısı verilen bir emir ile öğrenmişlerdir... Demek ki, Silahlı Kuvvetlerin ast komutanları da fazla akıllı değilmiş diyebilir miyiz?
* 28 Şubat Postmodern Darbesi de, akıllı askerler tarafından hazırlanmış, akılsız siyasiler bunun farkında olamamışlar; ama fikir beyan etmekten de geri kalmamışlardır. Tam da, genelkurmay Başkanı'nın dediği gibi...
Anlayan varsa, bana anlatsın...
Genelkurmay Başkanı özetle diyor ya da demek istiyor ki; "artan bir şekilde ve örgütlü olarak kurgulanan bazı olaylarla TSK karalanıyor ve yıpratılıyor... Medya üzerinden TSK'ya yönelik olarak asimetrik psikolojik harekat yürütülüyor"
Başbakan diyor ki; bu belge AKP'yi ortadan kaldırmaya yönelik bir planındır?
Hangisi doğru?
Eğer ikisi de doğruysa, belgeyi hazırlayanlara "helal olsun!" derim; bir taşla iki kuş vurmuşlar... Tek bir "kağıt parçası"na hem Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratma hem de hükümeti devirme işini sığdırıvermişler...
NOT: Yukarıda yazdıklarım, Genelkurmay Başkanı'nın televizyondaki konuşmasını dinledikten sonra, konuşma üzerine taptığım bir değerlendirme ve bir düşüncedir.
cdenizkent
Günlerdir hepimizi meşgul eden ve hatta bizi birbirimize düşüren "İrticayla Mücadele Eylem Planı", meğerse hiçbir hukuksal değeri olmayan bir "kağıt parçası"ndan ibaretmiş... Ben şahsen derin bir "oh..." çektim... İçim rahatladı...
Çünkü bunu herhangi bir kişi söylemiyor; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, koskoca Genelkurmay Başkanı söylüyor...
Bunu neye dayanarak söylüyor?
Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın, belge (pardon, kağıt parçası) konusunda yaptığı soruşturma sonrasında verdiği karara göre göre söylüyor...
Askeri Savcılık ne kararı vermiş? Karar iki başlıklı:
1. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı
2. Takipsizlik karar...
Bu kararlar ne anlama geliyor?
Anlamı şu; altında askeri bir personelin imzası bulunan bu belge ya da kağıt parçası Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda hazırlanmamıştır ve dolayısıyla da konu bizim görev alanımız içinde değildir.
Peki, bu belgenin, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda hazırlanmamış olması, TSK'nın binlerce sayıdaki alt karargahlarından birinde de hazırlanmamış olduğu anlamına da gelebilir mi?
Bence gelmez...
Bu belgenin, Silahlı Kuvvetler'in hiçbir kıta, kurum ve karargahında hazırlanmamış olduğunun açıklanması, daha inandırıcı olurdu.
Genelkurmay Başkanı'nın söylediği doğrular:
1. Halk artık darbe konuşmaktan bunaldı...
2. Bilgisiz fikir olmaz(Uğur Mumcu'dan)
3. Akıllı insan her şeyin farkına varır; akılsız insan, fikir beyan eder(askeri okullarda öğretmeni ya da komutanı söylemiş)
Bence, Genelkurmay Başkanı'nın konuşması sırasında bile, bazı gazeticelerin sorduğu sorulardan Genelkurmay Başkanı'nın bu konuda ne kadar doğru söylediği anlaşılmıştır...
Ben, Genelkurmay Başkanı'nın yukarıda 3 madde ile sıraladığım cümlelerinin dışında söylediklerinden, fazla tatmin olmadığımı söylemek zorundayım...
Konuşmasında, yanlış anlamadıysam, sivil savcıların, bu belgenin "doğru ve gerçek olmadığı açısından hareketle" kim ya da kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının araştırılmasını istiyor.
Bu ne demek?
Bana göre Genelkurmay Başkanı demek istiyor ki, "biz gereğini yaptık ve inceledik; bu belge, hiçbir hukuksal değeri olmayan bir kağıt parçasından ibarettir. Siz işin burasını kurcalamayın, siz yalnızca hazırlayanın / hazırlayanların kimler olduğunu bulmaya çalışın ve bulduğunuz belgeleri de bize verin, biz gereğini yaparız. Çünkü bu konu bizim alanımıza giriyor"
Ben, Genelkurmay Başkanı'nın konuşmasından bunu anladım...
Yani, yine bana göre demek istiyor ki, "belgeyi hazırlayanın/ hazırlayanların asker kişiler olduğu anlaşılırsa, nihai kararı yine ben(Askeri savcılık) vereceğim, çünkü konu benim alanım içindedir"
Genelkurmay Başkanı, "akıllı insan, her şeyin farkına varır" diyor... Biz, içimizde kötüler varsa onları aramızda barındırmayız, diye de ekliyor. Bu söz, herhalde yanlızca askerler için geçerli değildir... Akıllı ya da akılsız siviller olduğu gibi aynı durumda olan askerler de vardır, diye düşünüyorum...
* 27 Mayıs askeri darbesi, kıtada tutulan bir nöbet görevi sırasında üç subayın ülke sorunlarını konu eden sohpeti sırasında kararlaştırılmıştır... O dönemin Genelkurmay Başkanı, işin farkına ancak, Harp Okulu önünde subaylar tarafından omuzundaki rütbeleri sökülürken anlamıştır...
* 22 Şubat ve 21 Mayıs Askeri ayaklanmlarının önceden ortaya çıkarılamamasının nedeni ne olabilir ki? O sıralardaki Genelkurmay Başkanları, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bu eylem planlarından nasıl da haberleri olamamış?
* 12 Eylül Müdahalesi de tam tersi; eylem planı üst komutanlar tarafından hazırlanmış ama ast komutanlar, bunu gece yarısı verilen bir emir ile öğrenmişlerdir... Demek ki, Silahlı Kuvvetlerin ast komutanları da fazla akıllı değilmiş diyebilir miyiz?
* 28 Şubat Postmodern Darbesi de, akıllı askerler tarafından hazırlanmış, akılsız siyasiler bunun farkında olamamışlar; ama fikir beyan etmekten de geri kalmamışlardır. Tam da, genelkurmay Başkanı'nın dediği gibi...
Anlayan varsa, bana anlatsın...
Genelkurmay Başkanı özetle diyor ya da demek istiyor ki; "artan bir şekilde ve örgütlü olarak kurgulanan bazı olaylarla TSK karalanıyor ve yıpratılıyor... Medya üzerinden TSK'ya yönelik olarak asimetrik psikolojik harekat yürütülüyor"
Başbakan diyor ki; bu belge AKP'yi ortadan kaldırmaya yönelik bir planındır?
Hangisi doğru?
Eğer ikisi de doğruysa, belgeyi hazırlayanlara "helal olsun!" derim; bir taşla iki kuş vurmuşlar... Tek bir "kağıt parçası"na hem Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratma hem de hükümeti devirme işini sığdırıvermişler...
NOT: Yukarıda yazdıklarım, Genelkurmay Başkanı'nın televizyondaki konuşmasını dinledikten sonra, konuşma üzerine taptığım bir değerlendirme ve bir düşüncedir.
cdenizkent