- Kategori
- Kitap
Kağıttan Kentler
Yeğenlerimi sinemaya götürdüm dün. Daha doğrusu yeğenlerimin içinden erkek iki yeğenimi demek daha doğru olur. Götürdüm derken de kastettiğim sadece hesapları ben ödedim anlamında kullandım. Yoksa ikisi de lise öğrencisi yani sinemaya kendileri de gidebilecek yetkinlikte.
Lafı uzatmayayım. Film seçimini de bana bıraktıkları için, çok tedirgin oldum. Çünkü onlardan yıllarca çok uzaktaydım ve zevkleri üzerinde pek de bilgi sahibi değildim. Vizyondaki filmler içinde kitabını da okuduğum bir film dikkatimi çekti. Yaş açısından da uyuyordu. Fakat kitaptaki psikolojik çözümlemelerin onları sıkabileceği kaygısı taşıdım. Yönetmene güvendim ve “Kâğıttan Kentler “ filmine götürmeye karar verdim. Anlayacağınız risk aldım.
İyi ki de öyle yapmışım. Yönetmen, sıkıcı diye düşündüğüm bölümleri; öyle güzel vurgulamış, öyle güzel hareketlendirmiş ki hayran kaldım. Belki de ilk defa bir film, kitabının önüne geçti benim gözümde. Hatta ilginçtir, kitapta ayrıntılar arasında kaçırdığım ya da unuttuğum bir ayrıntı beni çok etkiledi. Kitabın dolayısıyla filmin adı olan “ Kâğıttan Kentlerin “ anlamının ne olduğuyla ilgili bilgiydi bu. Haritaları çizenlerin gerçek haritayı diğerlerinden ayırmak adına oluşturdukları hayali bir yerleşim merkeziymiş bu kâğıt üzerindeki kentler. Çok hoşuma gitti bu bilgi. Her anlamda bir bütünlük oluştu zihnimde ve çok zevk aldım. Yeğenlerim de memnun kaldılar. Daha ne olsun ki!
Kitap ve film hakkında gerekli bilgileri, isterseniz internet üzerinden edinebileceğiniz için; ben sadece kitabın yazarının ( John Green) adını ve film yönetmenin (Jake Schreier ) adını zikrediyorum saygımı belirtmek adına.