- Kategori
- Gündelik Yaşam
Pencereme Ay doğdu
Dün gece pencereme ay doğdu ve benim gönlümü de taht kurdu. Çünkü yatağa girerken son yazıma ne konu edeceğimle ilgili kafa yoruyordum. Birden işte dedim sana konu.
Bir önceki akşam bir arkadaşımla Alsancak’ta bir yerde çay içtik ve eve dönüyorduk ki; arkadaşım başını gökyüzüne kaldırır kaldırmaz:
“ Bak ay tepsi gibi, eve gidince bakayım balkondan görülecek mi, biraz seyredeyim “ dedi.
İçimden “ ne romantik “ diye geçirdim. O baktı mı bilmiyorum; ama ben eve gidince baktım, ay görünmüyordu balkondan.
Belki de o mevzu olmasa yine dikkatimi çekmeyebilirdi dün akşam ayın görünüşü. Ortalık çok aydınlık geldi baştan. Dışarı baktım, ay çok parlak. Yatağa uzandım, tam gözümün içine girdi pas parlak ve yusyuvarlak ay! İşte o an şehirdeki insanlara göre şanslı hissettim kendimi. Ay bahane belki, ama ben nefes alacak yer kalmayan şehirlerde yaşamak istemiyorum artık. Bundan kesin eminim.
Oradan da zihnim son yazıma sıçradı. Daha bir sevindim, yazıma konu buldum diye. Niye son yazım diyorum ikide bir; çünkü benim içsel olarak aldığım bir karar var; her ay sayfama altı yazı yazacağım. Fakat havalardan mı ne( tabii ki bahane) iki aydır son gün yazdığım için bir sonraki aya sarkıyor. Yani annemin deyimi ile “ yumurta kapıya gelince “ yazıyorum.
Yumurta dedim de aklıma geldi; dört tane gurktan çıkmış civcivimiz var. Aslında beş tane olacaktı, ama biri öldü. Hem de ben sebep oldum ölümüne; cahilliğim ve korkum yüzünden. Çok üzüldüm! Neyse yazmak istersem onu da bir başka yazıda anlatırım. Daldan dala sıçramanın anlamı yok.
Pencereme ( bilgisayardaki) nur yağsın ve birbirinden güzel yazılarım olsun! Bu geceki dileğim de dolunaydan bu olsun!