​ Kahvehaneler / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '11

 
Kategori
Deneme
 

Kahvehaneler

Kahvehaneler
 

‘’Çok küçüksün, burada koca adamların yanında olmaz, oynayamazsın.’’ demişti büyükbabam.1960’ların ortalarıydı. Sıcak bir Temmuz gününün akşamüstünde zaman zaman yaptığımız gibi Horozköy’e gitmiştik. Arkadaşlarıyla buluştuğu kahvehanedeydik, tüm masalar doluydu. Benim gözüm ise hemen yanımızdaki iki masayı ve oynayanları görüyordu yalnızca. Oynamama izin vermediği şey ise dama idi. 

O yıllarda yalnızca kahve evi değil aynı zamanda okuma eviydi kahvehaneler. Sosyal ilişkilerin şekillendirildiği, günlük yaşamın sorunlarının tartışıldığı hatta iktidar ya da muhalefet yanlılarının kendi görüşlerine uygun kişilerle bir araya geldiği bir çeşit kamusal alandı. Köylüler kahvede sohbet ederlerdi, gazete- kitap okurlardı, ‘memleket meselelerini’ tartışırlardı, oyun oynayacakları zaman da yalnızca tavla ya da kağıt oyunları oynamazlardı, dama da oynarlardı. O yıllarda, birçok başka yerde de olduğu gibi, Manisa’nın köylerindeki kahvehanelerde de, dama masaları vardı. Öyle güzeldi ki o masalar, içim giderdi. Masalar ve sandalyeler hep ahşaptı o zamanlar. Masanın üzerine işlenmişti kareler. Masanın iki yanında çekmeceler vardı. Rakibinin bir taşını aldığında kendi tarafındaki çekmeceyi açar, içine atardın. Oyun bittiğinde boşaltırdın çekmeceyi, taşları yeni oyun için dizerdin. İşte ben o küçücük yaşımda o masaların birinde dama oynamak istemiştim. 

Yıllar geçip gitti. O kahvehanelerin yerini yenileri aldı. Görüntü belki benzer gibiydi ama içindeki her şey değişmişti. Kitaplar kalkmıştı, oyun oynayanlar değişmişti, oyunlar değişmişti. Varlığını sürdürebilmek için, mevcut kültürel ve sosyal yaşamın paralelinde kahvehaneler de dönüşmeye başlamıştı. Artık bu tür kahvehanelere gelenler ağırlıklı olarak oyun oynamak istiyordu. Eskiden ‘gönül ne kahve ister, ne kahvehane, gönül dost ister, kahve bahane’ denilirken, artık oyun oynamak esas faaliyet alanı olmuştu. Oyunların en rağbet göreni ise okey’di. Yaşlısı genci herkes taş döşemeye çalışıyordu. Oyun oynamayanlar kupon dolduruyordu. Ganyan, loto, toto Allah ne verdiyse, para yettiğince oynanıyordu. Artan talep ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak şans oyunlarının ve at yarışlarının kendi bayileri oluşmuştu. Ama yine de çoğunlukla kahvehanelerde dolduruluyordu kuponlar. Takımların durumu, atların performansı sıradan bir kahvehane müdaviminin bolca tanık olduğu konuşmaların değişmeyen konularıydı. Biraz daha yaşlı olan müdavimler olanlara pek akıl erdiremiyorlardı. Bir gazetede bir köşe yazısını okumayanlar, atların bütün geçmişini ezbere biliyorlardı. Futbol oyunlarının bahisçileri de saatler süren tartışmalar sonunda iddiaya değil devlet katkısıyla iddaa’ya giriyorlardı. Bir İskoç takımının son haftalardaki performansını, para kazanabilmek için, bilmek zorundaydınız. Kentin milletvekilini, belediye başkanını, bir akrabalarının adını soyadını tam olarak anımsayamayanlar, haritada yerini bulamayacakları bir ülkenin takımında oynayan bir futbolcunun geçen yıl kaç gol attığını, bu hafta takımını nasıl galibiyete taşıyabileceğini çok iyi hazırlamış bir ödevi sunan öğrencinin coşkusuyla anlatabiliyorlardı. 

1960’ lı yıllarda okuma odası olan, sohbet edilen, dama oynanan kahvehanelerimiz çoğunlukla bunlara ev sahipliği yapıyor artık. Kuşkusuz bulundukları kentin, semtin toplumsal yapısına uygun olarak varlığını sürdüren klasik kahvehaneler hala var. Turizm bölgelerinde ‘otantik’ takılan kahvehaneler, büyük kentlerimizin bazı semtlerinde, büyük alışveriş merkezlerinde farklı bir konseptle servis yapan ‘cafe’ler ve kahve evleri. Birçok konu da olduğu gibi belki bu gelişmeler de kaçınılmaz ve kabullenilmesi gerek. Bir anlamda, kültürün üretildiği ve tüketildiği mekanlar ise kahvehaneler demek ki toplumsal dönüşümün bir boyutu bu şekilde gerçekleşiyor. Dönüşümün yansımaları da bu tabloları ortaya çıkarıyor. 

 
Toplam blog
: 56
: 651
Kayıt tarihi
: 06.12.10
 
 

Bornova Anadolu Lisesi ve Sbf mezunuyum. Üniversite yıllarımda başlayan çalışma yaşamım kısa bir sür..