Yaşama bağış / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
 

Yaşama bağış

Yaşama bağış
 

Organ bağışı pek dile getirilmek istenmeyen bir konu gibi görünüyor. Ne de olsa tatsız bir durumu simgeliyor. Ancak özellikle son haftalarda yaşanan bazı olaylar bu konuda biraz daha bilinçlendiğimizde, insanları sevindirecek, yakınını yitirenlerin üzüntüsünü hafifletecek, belki de üstündeki ağırlığın bir bölümünü alacak bir güzel yaklaşımı nasıl da ıskaladığımızı gözler önüne bir kez daha serdi. Kaldı ki korkunun ecele faydası yok örneği bir durum bu. 

Organ bağışı, kişinin, kendisi tıbben öldükten sonra organlarının bir kısmının veya tamamının, hasta başka insanların yaşamlarının kurtarılabilmesi amacıyla kullanılmasına izin vermesi işlemidir. On sekiz yaşını doldurmuş ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarını ve dokularını bağışlayabilmektedir. Bir kişi organlarını bağışlayarak bir çok insana yaşama şansı verebilir. Türkiye'de birçok devlet ve üniversite hastanesinde organ bağışı işlemleri yapılmaktadır.1979 yılında çıkarılan 2238 sayılı yasa Türkiye’de organ bağışı yapılabilmesi için gerekli koşulları düzenlemektedir. 

Tıp bilimindeki gelişmelerin bugün geldiği noktada, insan vücudunun birçok organı başarılı bir biçimde nakledilebilmektedir. Yaşarken bağışlanabilir organlarda, yaşayan bir insan, diğer bir insana gerekli olan organı veya hücreyi bağışlar. Bu organlar çift veya kendini yenileme özelliğine sahip olan organlardır. Örneğin böbrek, karaciğer, yenilenebilir özelliğe sahip hücreler veya kan, ilik ve üreme hücreleri gibi dokular. Ölümden sonra bağış kabul edilebilecek organlar ve dokular ise pankreas, kalp, karaciğer, akciğer, böbrek, bağırsak, kornea, kemik dokusu ve benzerleridir. Ülkemizde organ bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Son aşamaya gelmiş organ hastaları için yaşamı sürdürebilmenin tek yolu organ naklidir. Canlıdan organ nakli ancak belirli organlar için söz konusu olabilmektedir. Ayrıca her hastanın uygun vericisinin bulunabilmesi gerekmektedir. Bu nedenle bu durumdaki hastalar için en büyük kaynak uygun koşullarda, genellikle hastane ortamında, yaşamını yitiren kişilerin organlarıdır. 

Beyin ölümü gerçekleşen kişilerin vücut fonksiyonları belli bir süre için tıbbi destekle sürdürülebildiğinden kadavradan organ alınabilmesinde zaman çok önemli bir etken olmaktadır. Organlarını bağışlamış olan kişilerde işlem yapmak kolaylaşırken, organlarını alabilmek için yakınlarının onayına gereksinme duyulduğu durumlarda işler zorlaşmaktadır. Çoğu kişi yakınlarını yitirmenin acısını yaşarken bu kararı soğukkanlılıkla verebilmekten uzak kalmaktadır. Hiç birimizin istediği bir şey değildir belki ama bir yakınımızı yitirdiğimizde onun organları ile kurtarılabilecek yaşamların olduğunu önceden bilmek, gerektiğinde bu kararın ivedi bir biçimde alınabilmesini sağlayacaktır. Yaşamını yitiren bir kişi, duruma göre yedi-sekiz hastada bir anlamda yeniden yaşam bulacaktır. 

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de organ nakli ile ilgili en önemli sorun, organ bağışı sayısındaki yetersizliktir. Çeşitli toplantılarda, tanıtım etkinliklerinde önemi dile getirilmesine karşın sosyal, kültürel ve psikolojik nedenlerle gösterilen direnç engelleyici bir etken olarak organ bağışını sınırlamaktadır. Oysa organ bağışı, o hiç yitirmek istemediğimiz ama yitirdiğimiz yakınımızın toprağa verildikten sonra yok olacak organlarının başkalarında bir süre daha yaşamını sürdürmesi demektir. 

Bu arada dikkati çeken bir konu, organ nakli için sıra bekleyenlerin çoğunun bir bağışçıya muhtaç oldukları gerçeğini bilmelerine karşın, kendilerinin ya da yakınlarının bağışçı olmamasıdır. Kendi yakınları için organ bekleyenler, herkes kendileri gibi yapıp organ bağışlamadığında, nasıl organ bulup yaşamlarını sürdüreceklerdir, bunu düşünmelidirler. En çok öne sürülen gerekçelerden biri dini açıdan sorun olduğudur. Oysa Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu yasanın çıkartılmasından sonra 1980 yılında organ naklinin caiz olduğunu bildirmiştir. Bu karar verilirken organ bağışı insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak nitelendirilmiştir. Organın verildiği kişinin yaptığı iyilik ve fenalıklardan kendisinin sorumlu olacağını da açıkça belirtmiştir. Buna karşın organ bağışında dini bahane etmeye niyetlenenleri bu açıklama da tatmin etmemiş görünmektedir. 

Organ bağışının öneminin bilinmesi, bu konuda bilinçli olunması gerçekten çok önemlidir. Yaşarken genellikle gösterdiğimiz umursamazlığı ve bencilliği hiç değilse bu konuda göstermeyelim. Bir gün kendimizin ya da bir yakınımızın da organ nakline gereksinme duyabileceğini düşünerek en azından, biz de gerektiğinde bağışlayalım. Hiç değilse buna düşünce olarak hazır olalım. 

 
Toplam blog
: 56
: 651
Kayıt tarihi
: 06.12.10
 
 

Bornova Anadolu Lisesi ve Sbf mezunuyum. Üniversite yıllarımda başlayan çalışma yaşamım kısa bir sür..