- Kategori
- İzmir
Kalbim egede kaldı 2

Uzun ve yorucu yaz sıcaklarıyla savaşıyorum bahçemde. Deniz yine aynı; lacivert, turkuaz, mavi... Huzurlu ve sakin bugün... Kıyıları yavaşca yalayıp geçiyor. Sıcaktan mayışıp uyuyamayanlar, hafif sabah serinliğinde tatlı bir uykudalar şimdi. Bahçeye güzel bir sallanan sandalye yerleştirdim. Biraz kırık-dökük ama olsun. Tam denizin karşısında, tahta masanın yanında. Oturup sallanmaya başladığımda, mavi deniz, sarı kumlar ve sıralı bir şekilde dizilmiş, eski yağ tenekelerine dikilmiş, rengarenk çiçekler birbirine karışıyor...
Biraz domates toplamak için arka tarafa geçiyorum. Domateslerin arasında kıvrılıp yatmak istiyorum bizim sarman gibi. O kadar güzel kokuyor ki yaprakları uzun uzun domates yapraklarıyla oynaşıyorum. Yıkamadan bir kaç minik, henüz turuncu olan domates atıyorum ağzıma... Uzun sırık fasulyelere bakayım diyorum, yaprakları kollarımı yakıyor hemen. Biberler yemyeşil selamlıyor beni. Salatalıklar çıtır çıtır...
Taze soğan, roka, nane, tere, maydanoz...Hepsi soframı şenlendirmek için sırada bekliyor.Koca bir tabağa tepeleme yığıp, doğruca tulumbanın altına sokuyorum tabağı.Onlarda serinliyor bende...
Salatalıkları ve domatesi teker teker incitmeden doğruyorum.Domateslerin üzerine saf zeytinyağı gezdiriyorum.Güneşin altında yeşil parlak sıvıya bulanıyorlar.Bir kaseye zeytinyağı koyup nane, kekik, pul biber atıyorum içine birazda fesleğen...Beyaz peynir mis gibi sıralanıyor tabağa...Yeşil ve siyah zeytinler birbirine göz kırpıyor.Yumurta almak için kümese yöneliyorum, sonra vazgeçiyorum.Yeni yaptığım mis kokulu çilek ve vişne reçelini çıkarıyorum kilerden...
Demlenmesini beklediğim minik kararmış çaydanlığı getiriyorum sofraya.En önemlisi de nar gibi kızarttığım ekmek dilimleri...
Eski bir sandalye çekip, böldüğüm ekmeğin yarısını zeytinyağına batırıp, beyaz peynir ve domates atıyorum ağzıma...Ekmeğin yanığı, domatesin tadı, yeşil biberin hafif acısı harmanlanıyor damağımda.
Öyle bir şölene dalıyorum ki, dünyayı unutuyorum...Hafif sabah esintisi, denizin kokusu, açıkta kalan kollarımı ve yüzümü ısıtmaktan vazgeçip yakmaya başlayan güneş...Beyaz şile elbiseme damlattığım zeytinyağı...Reçellere dalma yarışına giren kızarmış ekmekler...
Çay bitiyor, ekmekler bitiyor, yeşillikler bitiyor...
Sallanan sandalyede süzme çayımı yudumluyorum...Mavi boncuklarımla oynarken...Deniz göz kırpıyor, bir martı geçiyor...
Dünya işte şimdi burada dursa diyorum...Gün dönmese...