- Kategori
- Güncel
Kalemi kıvrak destekçi takımı nerdesiniz !

Titrese de elleri, gözyaşları direnişi saçsa da etrafa… Cendereye girmiş “çaresizlik” kıskacında, gecekondunun balçıkla sıvanmış eşiğinde, elinde bir somun parçasını kemiren “biçare” yavrusuna baktı… Böyle yaşamaktansa ölmek dedi en iyisi… Önce eşine sıktı kurşunu sonra yavrusuna… Sıra kendisine geldiğinde son kurşun çoktan varmıştı hedefine…
Artık bir değil “tam üç can” yoktu ortada… Kapitalizme kurban istemişti ilahlar… Gecenin bir yarısında, üç canın yok olmasına tanıklık etmişti duvarlar…
Mevcut düzenin reklam furyası ile aşırı harcamaya koşullandırılanlar, yanıldıklarını acı bir şekilde öğrendiler… Ekonomik krizin vurduğu kitleler düne göre daha da yoksullaştılar… Yeryüzünde “yaşam alanı” bulan canlılar arasında belki de en hassas olanıdır onlar… Ne kadar aciz, ne kadar çaresiz olduklarını görmek şaşırtıcı değil artık…
Toplum gelinen noktada “kâbus”u yaşıyor… Borcunu ödeyemeyenlerin katlandığı bir ülkede istikrardan söz edilebilir mi?
Borcun borçla kapatıldığı dönem çoktan aşıldı… Banka “ATM”lerinin önünde zorlu kış koşullarında titreyerek sıranın kendisine gelmesini bekleyenler insanın içini acıtıyor…
Evlerine götürecekleri ekmek parasını bankaya faiz olarak ödemekle meşguller…
“Kriz bizi teğet geçti” söylemlerinin cesaretlendirdiği kitleler gün geldi işini kaybetti… Gün geldi şakağına silahını dayadı… Gün geldi dükkânının önünde oturduğu sandalyede ileri geri sallanıp “gelecek müşteriyi” boşuna bekledi… Fabrika ve işyerlerine servis yapan şoförler gün geldi, ara sokaklarda müşteri avına çıktı… Minibüsler olmayan yolcuyu “taşıma” gayretine girdi… İşsizler bir umutla sokaklara düştüler, “iş yok” cevabını alsalar da bir süre direndiler…
Sonuç ta belleri düne göre daha da bükülmüş insanlar… Eğitimsizliğin yanı sıra yoksulluk ve işsizlik, “oy avcılığı” için yapılan “sadaka” türü yardımlarla geçiştirildi… Öte yandan ekmek kavgasında yaşananlar… Soğuğa, ayaza inat direnenler…
Yandaş medyanın görmediği, görse de yazmadığı insan manzaraları…
Madalyonun diğer yüzüne bakıldığında, partizanlık yapanlar, yaptıkları yanlarına kâr kalanlar… “Sadaka Kültürü” ile “Biat Kültürü”nü özümsemiş olanlar… Bedava ekmek kuyrukları, kömür kuyrukları, gıda kuyrukları…
Hakkında Almanya ve Türkiye’de dava açılmış, Almanya’da mahkûm olmuş Deniz Feneri Derneği’ne övgüler yağdıranlar… İncelenmeye, irdelenmeye değer ilginç uygulamalar…
Ağzı kalabalık, kalemi kıvrak destekçi takımı nerdesiniz? Gelinen noktada yorumunuz nedir?
Ne olduğu henüz belli olmayan darbe söylemleri ile yatıp kalkanlar … Hukuk karar vermeden yargısız infaz yapanlar... Mevcut düzene “yargıçlar devleti” diye saldıranlar… Hukukun mevcut yasalar çerçevesinde verdiği “kararları” işlerine gelmediği için beğenmeyenler… İçlerine sindiremeyenler... Nerden ve ne şekilde elde edildiği belli olmayan “ses” kayıtları ile yurtseverleri suçlayanlar… Tarikat ve cemaat sarmalında “okul öncesi” çocuklara dini eğitim verenleri sorgulayanları öteleyenler…
Konumuz türban, YÖK veya İmam Hatipler değil… Toplumun içinde bulunduğu ekonomik çıkmaz… “Kıvrak kalem”inizle ekonomiyi bir de siz irdeleyin isterseniz… Tabi patronunuz müsaade ederse(!).