- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Kalkındırmayan Projeler

Ülkemizde hemen hemen her alanda “kalkınma” adı altında yürütülen ve çeşitli amaçlar güden çok sayıda proje yürütülmektedir. Büyük miktarlarda maddi kaynaklar aktarılarak yürütülen bu projelerin büyük bir çoğunluğun hedeflenen başarıyı sağlayamaması ülkemizi kalkındırmak yerine geriye götürmekte ve biraz daha fakirleşmektedir adeta. Kamu yararına kullanılması gereken maddi kaynakların bu şekilde heba edilmesinin pek kimse tarafından sorgulanmaması ise sadece ülkemize mahsus garipliklerden olsa gerek!
Bir ekonomide halkın değer yargıları, dünya görüşü ile tüketim ve davranış kalıplarındaki değişmeleri içerecek biçimde toplumsal ve kurumsal yapıda dönüşüme yol açan büyüme “kalkınma” olarak tanımlanır. Kalkınma, ekonomik olduğu kadar sosyo-kültürel alanda değişimi amaçlayan bir girişimdir aynı zamanda. Her ne kadar geri kalmış ülkelerin gelişmiş ülkeler düzeyine yetiştirme çabası gibi algılanırsa da kalkınma esasında içinde bulunulan mevcut koşulların iyileştirmesini de kapsar. Koşulların iyileştirmesinde başvurulan temel yol proje uygulamalarıdır.
Proje, değişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış, maliyeti hesaplanmış, kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış, kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum veya devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısıdır.
Tanımından da anlaşılacağı üzere proje belli bir plan dâhilinde yapılması gerekmektedir. Hedefin belirlenmesi ve hedefe ulaşmada izlenecek yol projelerin uygulanabilirliğini belirlerken, sunulan projeleri değerlendiren ve onay veren kişilerin bilgi birikimi ve tecrübesi ya da kurumların objektifliği maddi kaynağın doğru kullanılmasını ve projenin başarıya ulaşmasını sağlamaktadır.
Genellikle iyi hazırlanmış bu tasarılar başarılı bir şekilde hayata geçirilirse hedeflenen alanda kalkınma sağlarlar ve toplumsal refahı artırırlar. Ancak, ülkemizdeki uygulamalar incelendiğinde, proje girişimlerinin büyük bir çoğunluğunda pek de öne sürülen hedeflere ulaşılamadığı görülmektedir. Bunu görmek için son on yılda desteklenen farklı adlar altında değişik kurumlar tarafından desteklenen projeler ve bunların bölge ya da ülke kalkınmasına yaptığı katkıları incelemek yeterli olacaktır.
Kısa vadeli ve günü kurtarmaya yönelik hayata geçirilen böyle projeler sadece belirli kişi veya kesimlere yarar sağlamakta olup topluma katkısı yok denecek kadar sınırlıdır. Tarım ülkesi olarak kabul edilen ülkemizde yıllardan beri uygulanmakta olan tarımsal veya kırsal kalkınma projelerini de bu eksende değerlendirmek mümkündür.
Hangi alanda olursa olsun bir projenin başarıya ulaşması için; proje başvurusunda bulunan kişi veya kurumların güvenirliği, projenin sürdürülebilirliği, projeyi değerlendiren kişilerin bilgi birikimi ve objektifliği, projeyi destekleyen kurum veya kuruluşların denetimi ve yaptırımı gibi bütünlük içinde olması gereken öğeler olması gerekir. Ayrıca, bu bütünlük yanında toplumsal çıkarlar kişisel menfaatlerin üzerinde tutulmadığı sürece uygulanacak projelerin toplumu kalkındırmasını beklemek hayalci bir yaklaşımdan öteye gitmeyecektir.