​ Kamu malı (Taksim ve Gezi Parkı kamu malıdır, özel mülkiyet değil) / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

19 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
 

Kamu malı (Taksim ve Gezi Parkı kamu malıdır, özel mülkiyet değil)

Onlarca yüzlerce güzellik arasından “yırtık dondan çıkar” gibi çıkan sorunlara bir bakar mısınız?
 
Ülke de “iyi polis” kötü polis durumunu tartışacak hale getirmiş, Türkiye Cumhuriyetini “polis devleti” olarak nitelendirilecek konuma sokmuşsunuz.
 
Vali başka konuşuyor Başbakan başka İç işleri Bakanı başka konuşuyor… 
İster yalan deyin ister düzmece, fotomontaj falan fiş mekân, kaçamazsınız; her şey an be an milletin gözü önünde cereyan etti kameralar kaydetti…
 
Şu saçma sapan anlayışa bir bakar mısınız; Polise hem “dağıtın” diye talimat vereceksiniz, hem de televizyon ekranlarının karşısına geçip “Polisimiz aşırıya kaçmış orantısız güç kullanmış olabilir” diyeceksiniz ve suçu günahı olmayan “devlete” sadakati nedeniyle hareket eden polisi halkın önüne yem diye atacaksınız…
 
Yanlış yapıldı deyip özür de dileyemezsiniz tek çıkar yolu vardır burası hukuk devletiyse; yargıya intikal ettirip suçluları gerektiği ölçülerde cezalandırmaktır…
*** 
Önce Taksim Meydanı sonra Gezi Parkı Adana da Atatürk parkında toplanan “eylemcileri” yasa dışı olmamasına, anayasal hakları olmasına rağmen oralardan resmen “sürdünüz…”
Buraları “kamu mallarıdır” özel sektöre ait değil, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de kamuya ait bir alanda toplanan kendi vatandaşlarınıza keyfinize göre bir süre verip zorla şiddetle ve kimyasal kullanarak “atamazsınız…” 
*** 
Defalarca yazdım; önce burada toplanan “vatandaşlara” hakaretler ettiniz, tehditler savurdunuz, sonra tüm ülkeye yayılan eylemlere katılanlara çapulcu şunlar bunlar dediniz küçümsediniz.
 
Bir Bakanınız çıktı “tamamı terörist sayılacaktır” dedi gıkınız çıkmadı. Koskoca bir kitleyi sözlüklerden bulduğunuz kelimelerle adlandırılıp, kafanıza göre damgalayamazsınız…
Siz devletsiniz kolay değil devlet olmak hele Başbakan olmak hiç de kolay değil. 
Gezi Parkında Taksim meydanındaki heykellerde, Atatürk Kültür Merkezinde açılan pankartları sokaklarda atılanları hakaret saymışsınız, velev ki öyle; sizin göreviniz bunlara tahammül etmeyi gerektirir. 
 
Eylemciler size veya devlete hakaret de etse küfür de etse katlanacaksınız…
Dünyanın birçok ülkesinde siyasetçilere atılan iftiralar ve kötü sözler artık doğal karşılanmakta mahkemeleri bunları hakaret olarak algılanmamaktadır. Hukuk devletiyiz diyorsunuz ya alın size hukuk…
 
Herkesi kucaklayacağız diyeceksiniz sonra ben istedim ben kendi seçmenime söz verdim, yapacağım yaptım kimseyi ilgilendirmez diyeceksiniz bunu anlamak mümkün değil… 
İsyan diyorsunuz, başkaldırı diyorsunuz hükümeti yıkma ekonomideki şaha kalkışımızı engelleme diyorsunuz ama bu eylemlerin “barışçıl” eylemler olduğunu silahlı bir eylem, öldürmeye yönelik olmadığını göremiyorsunuz.
 
Barışçıl bir gösteriyi veya eylemi asla zorla şiddet uygulayarak bastıramazsınız size hiçbir yasa buna izin vermez. Sokakta olan her eylemi de terörist faaliyet olarak görüp terör ve terörle mücadele yasasına endeksleyemezsiniz… 
 
Bugün sosyal medya ve Facebook Twitter gibi paylaşım sitelerine engelleme ve yasaklama kısıtlama ile ilgili yasa hazırlamaya çalışıyorsunuz. 
 
Buna ne hakkınız var hala vatandaşınızın bir özgürlük alanına müdahale ettiğinizin farkın da değilsiniz…
*** 
Çok uzun yıllara dayalı bir maçımız var; Avrupa Birliği üyeliği, istemeyebilir sizin inanışlarınıza ters düşebilir ama maç başladı, maç oynanırken kural mı değişir.
 
O sahada bir kural var; müracaat ettiğiniz imzaları bastığınız anda onların kurallarına uymak zorundasınız. İşime karışmazsınız siz kimsiniz ki, diyemezsiniz, oyunu kuralıyla oynamak zorundasınız.
 
Bu ülkede yaşayan herkes iç içlerimize hiç kimsenin karışmasına tahammül edemez ama herkesin aklı beyni var bir kural varsa ve bizlerde bu kurallara uymayı taahhüt etmiş isek uyacağını iyi bilir… 
*** 
Eylemcilerin arasında “illegal örgütler” var diyorsunuz kim bu örgütler. Bu ülkenin MİT i var polisi istihbaratı var; o illegal örgütleri anından tespit edip müdahale edecek yakalayacak durumda değil mi de eylemcilerin tamamını aynı kefeye koyup şiddet uyguluyor ve bunu devletin görevi diye nitelendiriyorsunuz…
 
Siz devletsiniz devlet kin gütmez öç alma peşine düşmez, kendisine komplo kurulduğu safsatalarının arkasına saklanmaz. 
 
Tamamı devletin polisi tarafından yaralanan vatandaşlarının yaralarına bakan doktorlarını hemşirelerini sağlık personelini tehdit etmez, sıkıştırmaz ve peşine düşüp suçlu gibi kelepçe takmaz…
 
O sırada içlerinde sahte ya da suçlu olan mı var, halkın gözleri önünde tüm doktorları hemşireleri zan altında bırakacak şekilde davranamaz ve ne yazık ki kendi seçmenine hedef tahtası yapamazsınız…
 
Hükümet eyleme katıldılar diye iş adamlarının doktorların avukatların sendikacıların sanatçıların peşine düşmez…
 
Bugün tasarlanan sosyal medyanın kullanımına ilişkin kısıtlama taleplerinizden anlıyorum ki “halkın” da peşine düşmüşsünüz…
*** 
Evet, bu ülkede çok farklı seçmenler var ama bu ülkeyi aşağılamaz ki zenginleştirir, ancak seçmenlerin çokluğu liderlerin hata yapamayacağını göstermez. Lider bir hatası varsa bunu görüp kabullenmelidir, bu erdemli bir davranıştır utanılacak bir şey değil…
 
Şiddete karışanları kışkırtanları araştırırken insanların en temel haklarına saldırmaz ve kısıtlayamazsınız. Ergenekon ve Balyoz sanıkları için yapılanları bu ülke unutmadı hele hele gençlik hiç unutmadı…
 
Twitter facebook gibi sosyal medya bir özgürlüktür, hiç kimseyi özgürlüğünü kullandı diye suçlayamazsınız. Diyeceksiniz ki; benim seçmenim böyle yapmıyor olabilir o da onların bileceği işi sizin değil ki?
*** 
Bir de Allah’ınızı severseniz birçok kurumu kişiyi suçluyorsunuz, elimizde bilgi ve belgeler var hepsini tespit ettik diyorsunuz ama kimsenin önüne geçerli bir belge koyamıyor yapmanız gereken hukuki işlemleri başlatamıyorsunuz, ne iş bu? Hani hukukun üstünlüğü ve hukuka inanç?
Kendi seçmeniniz dahi “Faiz lobisi yaptı, yabancılar yaptı” sonra da “CHP” yaptı dersiniz somut belgeler koyamazsanız ilk önce size inanırlar ama sonra inanmaktan vazgeçerler haberiniz olsun…
*** 
Ve çok daha vahim bir durum daha var ki milletin gözünden kaçıyor; çocuk sayısı ve doğum yöntemine müdahalenizi bugün insanlar sorgulamaya başladı.
 
Kendi seçmenlerimi tabanımı zor tutuyorum diyerek yaptığınız tehditlere bakıp neden üç çocuk neden beş çocuk istediğinizi ortaya koyup düşünmeye başladı.
Bunun aksini savunmaya kalksanız bile artık kimseyi inandırmazsınız.
*** 
Son söz; Devlet duygusal olamaz, kin güdemez nefreti besleyemez…
“Halk ve insan yoksa güç, zaman ve para çöplüktür…”
 
Erdoğan ÖZGENÇ
 
Toplam blog
: 846
: 425
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..