- Kategori
- Eğitim
Kan davası
EĞİTİMLE İLGİLİ ROMANLAR (8)
KAN DAVASI
Yazarı: Reşat Nuri Güntekin
Yazar Hakkında Bilgi:
Reşat Nuri, XX. yüzyıl roman, hikaye ve oyun yazarlarındandır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirir. Bursa’da başladığı öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam eder. 1937-1954 yılları arasında Milli Eğitim Müfettişliği yapar. 1933-1943 yılları arasında Çanakkale Milletvekilliği yapar. 1954 yılında emekli olur. Kanser tedavisi için gittiği Londra’da ölür. İstanbul’da Karacaahmet mezarlığına gömülür. Yazı hayatına, 1. Dünya Savaşı sonlarında başlar. İlk eseri, “Eski Ahbap” adlı uzun bir hikayedir. Çalıkuşu’nun Vakit Gazetesi’nde tefrikasıyla (1922) geniş bir ün kazanır. Müfettişlik yaptığı sırada “Anadolu Notları” adlı eserini yazar. Reşat Nuri’nin bütün romanlarında dekor olarak taşra, kasaba ve şehirleri, çevre, tip, çeşitli problem ve görüşleri ile Anadolu atmosferi görülür. Romanlarında hissi ve sosyal konuları işleyen yazar, küçük hikayelerinde bunların yanına mizahı da ekler. Yazdığı, çevirdiği, kitap biçimine girmiş veya dergi, gazete sayfalarında, tiyatro repertuarlarında kalmış eserlerinin toplamı yüzü bulur. Bunlardan on dokuz tanesi te’lif romanıdır. Yedi tanesi hikaye kitabıdır. Yazdığı, çevirdiği, uyarladığı oynanmış, basılmadan kalmış oyunlarının sayısı, roman ve hikaye kitaplarının sayısını da aşar.
KAN DAVASI
Romanın Edebi Özeti:
Romanın kahramanı Ömer’dir. Ömer, çocukluğuna dair pek bir şey hatırlamaz. Anne ve babasından hatırında kalan hiçbir iz yoktur. Hatırladığı tek şey, büyük bir kalabalıkla dağlar, tepeler aşarak büyük bir vilayete geldikleridir. Burada yatılı bir askeri mektebe verilir. Askerlerden, okuma-yazma öğrenir. Epeyce büyüdükten sonra onu, diğer arkadaşlarından ayırarak uzak bir vilayetin öğretmen okuluna gönderirler. Diğer arkadaşlarından farklıdır. Her şeyden önce, diğerleri gibi bir ailesi yoktur. Buna rağmen iyi bir öğrencidir. Kitap okumaya resim yapmaya merak salar. Okulu bitirir ve Ege köylerinden birine ataması yapılır. Fakat bu sırada İstiklal Savaşı başlar. Ömer de diğer vatandaşlar gibi; silahı alıp, orduya katılır. Ordu içerisindeki terfiler sırasında tren Bozova istasyonunda mola verir. Burada da asker sevkiyatı yapılmaktadır. Trenin Bozova istasyonunda mola vermesi, onun hayatının dönüm noktasını oluşturur. Burada küçük, kimsesiz bir kızla tanışır. Bu küçük kız bir tas su ve iki tane cevizi Ömer’e verir. Tren, istasyondan kalkana kadar bu küçük kız ile Ömer, baba-kız oyunu oynarlar. Ömer, ona bir şeyler satın alır. Onu sırtına alıp çarşıda gezdirir. Bu olay, onun askerliği bitirdikten sonra Bozova’da kalmasına neden olur. Yine asker dönüşünde, Bozova istasyonuna iner. Bu süre içerisinde küçük kızı arar, fakat bulamaz. Askerde beraber çarpıştıkları Murat Bey diye birine rastlar. Murat Bey, Ömer’e kalması için ısrar eder. Ömer’in gidecek yeri zaten yoktur. Bu teklifi kabul eder; ama onu buraya asıl çeken şey, küçük kızı bulma ümididir. Fakat geçen süre içinde onu bulamaz. Bozova’yı gezerken mahkemede ilginç bir kan davası olayının duruşmasına katılır. Bu kan davası, Yukarı Sazan Köyü ile Aşağı Sazan Köyü’nün kan davasıdır. Ömer, bu duruşmayı hayretle izler. Fakat onun daha sonraki hayatı bir tesadüf ile bu olay etrafında gelişir. Murat Bey, çevresi geniş olan bir Nafia Mühendisi’dir. Maarif Müdürü ile yakın köyleri teftişe çıkacaklardır. Ömer’e de beraber gelmesini teklif ederler ve yola çıkarlar. Yanlarında bir de Ferhat vardır. Ferhat, Murat Bey’in pansiyon arkadaşıdır.
Aşağı Sazan Köyü’ne varırlar; fakat ileride bir soygun olayının gerçekleştirildiğini ve daha ileri gidemeyeceklerini öğrenirler. Bu olayın sorumlusu da, aralarında zaten bir kan davası olduğu için Yukarı Sazanlılar olarak görülür. Köyde soyguncuların peşine düşmek için bir grup hazırlanır.
Köye askeri yardım gelmediği, Ömer de askerden yeni geldiği için bu yetkiyi alır. Köyün ileri gelenlerinden birkaç kişi ile soyguncuların peşine düşer. Bu kişiler arasında Aşağı Sazan Köyü’nün ileri gelenlerinden Osman da vardır. Uzun bir aramadan sonra bu soygunun, en büyüğü on dört yaşında olan on üç kişilik bir çete tarafından gerçekleştirildiği öğrenilir. Bu çocuklar yakalanarak köye getirilir. Bu çocuklar, Yukarı Sazan Köyü’nün kimsesiz çocuklarıdır ve köyden kovulmuşlardır. Bunlar da karınlarını doyurmak için soygunculuk yapmışlardır. Köy kahvesinde bir divan kurulur. Bu divanda köyün ileri gelenleri, başmuallim, muallim, köyün ebesi, Ömer ve beraberindeki arkadaşları bulunmaktadır. Çok katı cezalar söylenir. Hatta muallimler bile bu kan davasını tutmuşlar, çocuklara verilecek cezalarda çok katı davranmışlardır. Ömer, onlara bir teklif sunar. Yukarı Sazan’da mektep yoktur. Ömer, Yukarı Sazan’a öğretmen olarak atanmayı ve bu çocukların hepsini üzerine almak istediğini söyler. Bu da bir süre tartışılır. Köylüler bu teklifi pek hoş karşılamazlar. Fakat Murat Bey’in Maarif Müdürü ile konuşması üzerine teklif kabul edilir. Çocuklar, Bozova’ya götürülür. Orada ufak bir şekilde cezalandırılırlar. Ömer’in atamasını Maarif Müdürü’nden başka Vali de onaylar ve mektep için hazırlıklar yapılır. Yukarı Sazan Köyü’ne Ömer’le birlikte Murat Bey ve Ferhat da gelir.
Köylüler, Ömer’i çok sıcak karşılamazlar. Sebebi ise Ömer’in, sabıkalı çocukları köye getirmesidir. Önce muhtar ile daha sonra Fettah diye bir köylü ile tanışır. Mektep temizlenir. Ömer, köydeki diğer çocukların da okula kayıt yaptırması için çeşitli girişimlerde bulunur. Bu görevi muhtara verir. Fakat kendisi de köylüyle tanışmaya ve onların güvenini kazanmaya başladığı için çocuklar teker teker gelip kayıtlarını yaptırırlar. Ömer’i ürküten bir şey olmuştur. Geceleri, kurt ulumasına benzeyen bir ses duyar. Bunu Fettah’a sorar. O da yaşlı, bunak bir adamın kendini kurt zannettiğini söyler; fakat Ömer’i tanıyıp ona güvenince bu kurt adamın bir tarikatın lideri gibi olduğunu, Aşağı Sazan’a duyulan kan davasından dolayı o tarafa bakarak bu sesi çıkardığını söyler. Bu kan davasının sebebi ise, Aşağı Sazanlılar tarafından kaçırılan bir genç kızın, çayda boğulması ve bir adamın on üç yaşındaki oğlu ile birlikte samanlıkta yakılmasıdır. Bu olay büyür ve bu şekle gelir. İki köy arasında büyük bir kin vardır. Ömer köylü için çeşitli yardımlarda bulunur. Mesela doğum yapmak üzere olan bir kadına Aşağı Sazan Köyü’nden ebe çağırmaya gider; fakat ebe de kan davası güttüğü için doğuma gelmez. Ömer köye geldiğinde ise kadın ölmüştür. Ömer’in Yukarı Sazan’da yaptığı faaliyetler gazetede yayınlanır.
Bu arada öğrencilerden ikisi, köyün zengin bir adamı olan Hacı Rüstem’in bir çuval mısırını çalar. Bu olay, Hacı Rüstem ile Ömer arasında bazı olayların çıkmasına neden olur. Hacı Rüstem, dövecek gibi yaparak Ömer’in üzerine yürümesi, on üç kişilik çetenin başı olan Müslim’e dokunur. Müslim, Hacı Rüstem’den bu olayın intikamını almak ister. Fakat Ömer izin vermez. Bu olay üzerine Müslim mektepten kaçar. Bir gün sonra diğer çocuklar da ortadan kaybolur. Ömer burada zor günler yaşar. Fakat ertesi, Müslim dahi olmak üzere bütün çocuklar dönerler. Daha sonra köye, bu şekilde sabıkalı çocukların diğer aile çocukları ile aynı ortamda eğitilmesinin sakıncalı olduğunu, ayrıca bu çocukların yaşının büyük olanlarının da eğitimine son verilmesi, en yakın vilayete teslim edilmesi gerektiğini ifade eden bir yazı gelir. Ömer emre itaat eder. Onları Bozova’ya götürür. Fakat ne Maarif Müdürü’nün ne de Vali’nin böyle bir yazıdan haberi vardır. Daha üst makamlara, köylü tarafından şikayet gittiği anlaşılır. Sonuçta bu çocuklar çeşitli yerlere yerleştirilir. Ömer köye geri döner. Köye geldiğinde çocuklardan kimse kalmaz. Fakat o, bu yalnızlığa alışıktır. Köylüler de bu duruma üzülürler. Çok geçmeden çocuklar, Bozova’daki hayata alışamayıp köye dönerler. Bundan sonra her şey eskisi gibi devam eder. Onları aramaya gelen kimsenin olmaması, vilayettekilerin de bu durumdan memnun olduğunu gösterir. Bir süre sonra Murat Bey, beraberinde birkaç kişi ile köye gelir. Bunlar arasında, Aşağı Sazan Köyü muallimi Esma Güneyli ve Yukarı Sazanlılar için tayin edilen bir ebe vardır. Bütün bunlar, Ömer’in burada yaptığı faaliyetlerden kaynaklanmaktadır.
Ömer artık Yukarı Sazanlıdır. Onlar gibi düşünmeye başlar ve onların tarafındadır. Köylülerden tek farkı, bu davanın çözülmesi için bir şeyler yapma isteğinin olması ve çıkacak olan felaketi önleme isteğidir. Mektep ve çocuklar ikinci plandadır. Buraya kadar anlatılanlar Ömer’in ağzından, yardım istemek için geldiği, Toygar Doktoru’na anlatılmıştır. Ömer Yukarı Sazan’da çıkan bir salgın hastalık için, yakın köy olan Toygar’a gelir. Doktor da bu hastalığa tutulmuştur. Yukarı Sazan’a gitmek istemez. Ölümü bekleyen biri olduğunu, zaten bu insanlar için bu hastalığa yakalandığını, yollar kapalı olduğu için şehre inemediğini söyler. Sol kolu hastalıklıdır. Büyük bir çaresizlik içerisinde durmadan ağlar. Ömer’in inancı ve desteği sayesinde sağ eli ile sol kolunu ameliyat etmeye karar verir. İki gün içinde iyileşir. Bu süre içinde Ömer’in hikayesini dinler. Ömer’in bu inancına ve gayretine hayran olur.
Birlikte Yukarı Sazan’a giderler. Bu salgın hastalık atlatıldıktan kısa bir süre sonra Aşağı Sazan’da bir sel felaketi olur. Bu olay Yukarı Sazan’da bir bayram sevinci uyandırır. Ömer, çocukları da alarak Aşağı Sazan’a yardıma gitmeye karar verir. Köylüler bu fikre ilk önce karşı çıkarlar. Fakat Ömer, Murat Bey, muallim Esma Güneyli ve çocuklar ile yola çıktıklarında köylülerden olan Fettah ve Dursun da onlara katılır. Bu sel felaketindeki kurtarma çalışmalarında Fettah, Müslim, Çöme ve Aşağı Sazan’dan Osman ölürler. Sonunda selin yönü değişir ve köy biraz olsun rahata kavuşur. Bu olay sonunda, Aşağı Sazan’ın uğradığı felaket, Yukarı Sazan’dan yardım için gelen Fettah’ın bu çalışmalar sırasında ölmesi iki tarafın biraz olsun yumuşamasına vesile olur. Murat Bey’in isteği ile aradaki hudut kaldırılır. Köprünün yanına Fettah, Osman, Çöme ve Müslim’in mezarları yapılır. Böylece uzun süreden beri devam eden kan davası da sona ermiş olur. Ömer artık burada yapacak bir şeyinin kalmadığını söyleyerek buradan tayin ister. Yukarı Sazan’a ise öğretmen olarak Esma Güneyli atanır. Esma Güneyli, Ömer’e karşı farklı duygular besler. Bunu, Murat Bey hisseder ve onun bu duygularına tercüman olarak Ömer’e söyler. Ömer bu teklife hayır demez.
Romanın Eğitimsel Öğeler Açısından İncelenmesi:
Araştırma, okul eğitiminin altı temel öğesi olan “Öğretmen”, “Öğrenci”, “Okul, Bina ve Araç-Gereçler”, “Eğitim Programları”, “Yönetici” ve “Çevre” unsurları göz önüne alınarak yapılmıştır.
I) ÖĞRETMEN
a) Kişisel Özellikleri
*Çalışkandır.
*Sorumluluk sahibidir.
*Samimi ve çevresine karşı ilgilidir.
*İyi niyetlidir.
*Azimli ve kararlıdır.
*Yardımseverdir.
b) Mesleki Özellikleri
*Ömer’in amacı çocukları bir arada tutmaktır; onları mektep dersleri dışında serbest bırakır. Çünkü onlar birden bire disiplin altına girebilecek çocuklar değildir.
*Çocuklarda sevgi, merhamet, merak gibi duyguları uyandırmak ve geliştirmek ister.
*Tam olarak adaleti ve huzuru sağlamak ister.
*Yatılı öğrenciler ile dışarıdan gelen öğrenciler arasında kardeşlik ve arkadaşlık duygularını geliştirir.
*Öğrencilerle kendini özdeşleştirir.
*Köyü tanıdıktan sonra onun eğitim politikası değişir.
*Önce, köydeki kan davasını çözmek ister. Mektep ve çocuklar ikinci sırayı alır.
*Çocukların temizliği ile ilgilenir.
*Köyün sorunları ile yakından ilgilenir.
*Yaptığı faaliyetler ile hem köylünün, hem de Maarif’in beğenisini kazanır.
II) ÖĞRENCİ
Öğrencilerden bazıları şunlardır:
a) Müslim:
Müslim, çetenin başıdır. Bütün sorumluluğu üzerine alır. Ömer’in yakından ilgilendiği öğrencilerden biridir. Aşağı Sazan Köyü’nün uğradığı sel felaketindeki kurtarma çalışmalarında ölür.
b) Kadir:
On yaşlarındadır. Anne-babası hakkında hiçbir bilgiye sahip değildir. Kadir’de diğer köy çocuklarından farklı bir güzellik vardır.
c) Çöme:
On yaşlarındadır. Kısa fakat büyük adamların ki gibi kuvvetli bir vücudu vardır. Arkadaşları arasında en çok dayak yiyen odur. O da Kadir gibi nereden geldiğini, ana-babasının kim olduğunu bilmez.
d) Şahin:
Hasta bir çocuktur. Onun diğerlerinden farkı, kim olduğunu bilmesidir. Babası ölür, annesi ise Aşağı Sazanlı biri ile evlenir. Annesi Aşağı Sazanlı biri ile evlendiği için, Yukarı Sazan Köyü’nden kovulur. Yani, Şahin de bir kan davasının kurbanı olur. Şahin’in bir gözü görmemektedir.
Kitapta adı geçen diğer öğrenciler şunlardır: Zeynel, Zübeyr, Temel, Çürük Ali, Bacak, Bekir, Kamber’dir.
III) EĞİTİM PROGRAMI
*Öğrencilere yaptığı çalışmalarla, sevgi, merhamet, merak gibi duyguları aşılamak ister.
*Öğrenciler arasında arkadaşlık ve kardeşlik duygularını güçlendirir.
*Köydeki kan davasını çözmek birinci amacıdır.
*Mektep ve çocuklar ikinci planda gelir.
*Öğrencileri mektep dersleri dışında serbest bırakır. Çünkü onlar birden bire disiplin altına girecek çocuklar değildir.
*Uygulanan derslerden bahsedilmemiştir.
IV) OKUL, BİNA VE ARAÇ-GEREÇLER
Okul, Leylekoğulları Kalesi üzerine yapılmıştır. Dıştan görünüşü oldukça güzeldir. Leylekoğulları; Osmanoğulları zamanında yaşarlar. Bunlar kendi başlarına buyruklardır. Haçlı orduları ile karşılaşıldığı zaman, orduya yardıma iner, sonra tekrar yerlerine dönerler. Gitgide bu aileden bir eşkıya kolu çıkar. Bunlardan kimi öldürülür, kimi hapse atılır. Bu aileden sonuncusu da Bozova’da asılır. İşte bu okul, Sultan Mecid zamanında onun anısına yapılır.
Okulun içi, dışı gibi güzel değildir. Çünkü uzun zamandan beri kullanılamaz. Okulun içine girildiğinde binanın içi yoktur. Karagöz göstermeliği gibi bir cephaneden ibarettir. Çatı ve duvarları tamamen yıkılmıştır. Ayakta kalmış birkaç kalın direkle, yıkık bir mutfak ocağının iskeleti arasından, büyük bir bahçe ve gök yüzü görünmektedir. Binanın yalnız sağ kanadı bir dereceye kadar sağlamdır. Fakat Ömer mühendis olan Murat Bey ile geldiği için, tamir işinden dolayı pek endişelenmez. Çocuklarla birlikte mektebi onarırlar.
*Sınıf düzeni hakkında hiçbir bilgi yoktur.
*Yalnız, yatakhanelerden oluşturulur. Çocukların hepsi bir odada kalır.
*Ömer için de ayrı bir oda vardır. Yatağı, masası, duvardaki resimleri ile tamamen kendisine aittir.
*Okula devlet tarafından çeşitli yardımlar gelir. Özellikle, yatılı çocukların yiyecek ihtiyacı, devlet tarafından karşılanır.
V) YÖNETİCİ
Yönetim hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır.
a) Maarif Müdürü:
Ömer ile çok fazla diyaloğu olmaz. Yalnız, Ömer’in ilk atamasının yapılmasına yardımcı olur. Yardımsever biridir. Okulun iyileştirilmesi için elinden geleni yapar.
VI) ÇEVRE
a) Köy Muhtarı:
İlk geldiğinde Ömer’i iyi karşılamaz. Sebebi ise, köyün kovduğu çocukları Ömer’in tekrar getirmesidir. Muhtar okula gelirken resmi kıyafetlerini giyer. Zararsız ve kendi halinde bir adamdır.
b) Fettah:
Diğer köylülerden farklıdır. Marmarisli bir kızla evlenir. Biraz kültürlüdür. Buna rağmen kan davasından o da vazgeçmez. Köy ve güdülen kan davası hakkındaki bilgileri Ömer’e veren odur. Ömer ile arasında bir dostluk kurulur. Ömer’in en büyük yardımcısıdır. Aşağı Sazan Köyü’nün uğradığı sel felaketi için yardıma gider ve kurtarma çalışmalarında ölür. Bu olay, iki tarafın yumuşamasına ve davanın bitmesine vesile olur.
c) Dursun:
Fettah gibi o da farklı bir köylüdür. Okulun marangozluk işini yapar.
d) Hacı Rüstem:
Köyün zenginlerinden biridir. Kaçakçıdır. Ömer’i barındırmak istemez, bunun için girişimlerde bulunur.
e) Ukkaş Efendi:
Bir şehirli gibidir. Bütün çocukları büyük şehirlerde evlenir. Kendisini de çağırırlar, fakat o gitmez. Yanında bir de Ayşe adında küçük bir kızı vardır. O da babasını yalnız bırakmaz. Sonra, Ömer’in arkadaşı Ferhat ile evlenir.