​ Kanser hastası ve refakatçi hikayesi / Sağlık / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '07

 
Kategori
Sağlık
 

Kanser hastası ve refakatçi hikayesi

Kanser hastası ve refakatçi hikayesi
 

Günlerden bir gün doktora gidilir. Doktorla hasta arasındaki diyaloglar şöyle olur?

Neyiniz var?

Doktorum, öksürük var ama geçmiyor.

Ne zamandan beri?

Yaklaşık 6 ay ile 1 yıl arası,

Ne yaptın?

Üşütme, soğuk algınlığı teşhisiyle tedavi gördüm. İlaç kullandım. Ancak geçmedi.

Anladım. Gelin bir muayene edelim. Sonra filmler ve testler yaptıralım.

Koşuşturma başlar. Film, kan, ultrason vs. tamamlanır. Doktora tüm bu sonuçları refakatçi götürür. Artık tanı koyma zamanı gelmiştir. Doktor bakar, okur, inceler ve o korkunç haber öncesi refakatçiye döner;

Nesi oluyorsunuz?

Efendim ben oğluyum.

Anladım. Babanız maalesef kanser hastasıdır. Tedaviye hemen başlanırsa ve cerrahi müdahale olursa belki belki diye devam eder.

İlk şok gelmiştir. Hani güçlü kuvvetli iki boksör ringde kavga ederken; ilk darbeyi alır ancak vücudu ilk anda durumun bütününü kavrayamaz. Sonradan durumun vahameti anlaşılır ya bunun gibidir. İlk şok yenmiş ancak hala durumun kötülüğü net olarak bilince ulaşmamıştır.

Herkes araştırma başlatır. Tedavi süreci nasıl işliyor, önce ne yapılıyor. Başka hangi doktorlar görebilir, hangi hastaneye gidilir gibi sorulara yanıt aranmaya uğraşılır.

Ve en önemlisi hastaya ne söyleniyor.

Hasta soruyor; neyim var?

Refakatçi yalan söyler,

Eşi yalan söyler,

Çocukları yalan söyler,

Kardeşleri yalan söyler,

Kısaca herkes yalan söyler.

Herkes yalan söylüyor çünkü herkes korkuyor. Neler olup bittiğini ve sonu bilmekten korkuyor.

Hasta dışında herkes korkuyor ve endişeleniyor.


Günler günleri izliyor. Hasta her şeyin farkına varıyor. Yalan söylemenin çare olmadığı zaman gelip çatıyor. Ve ve gerçek yüzüne söyleniyor. Umutlar, tedaviler, aşamalar anlatılıyor.

Aslında umutsuzluk anlatılıyor.

Gerçek durumun, akciğer kanserinin 3 evresi yaşandığı ve son evreye geçisi durdurmaya yada geciktirmeye çalışıldığıdır.

Günler günleri, haftalar haftaları, aylar ayları izliyor ve kaçınılmaz son yaşanıyor. Bir hikaye de burada bitiyor. Tatsız hikaye olduğunun farkındayım. Yaşam maalesef tatsız hikayeleri de barındırıyor.

Son söz: Tüm kanser hastalarımıza acil şifalar ve kaliteli yaşam idame ettirmelerini tüm kalbimle dilerim.

 
Toplam blog
: 689
: 2433
Kayıt tarihi
: 17.01.07
 
 

 2007 yılından beri Milliyet Blog'da yazarım. 2009 yılında 'Normal Ötesi Aşk' ve 'Normal Ötesi Aş..