- Kategori
- Felsefe
Kapı

Wiliam Hollant Hunt'un 'Evrenin Işığı' adlı tablosu..
‘’ 19’uncu yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından Wiliam Hollant Hunt’un bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisi’nde sergileniyordu. Hunt’un ‘’ Evrenin Işığı ‘’ adını verdiği bu tabloda gece elinde fenerle bahçede duran filozof görünüşlü bir adam vardı. Adam, tek eliyle kapıyı vuruyor ve içerden sanki bir yanıt bekliyormuşçasına duruyordu. Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni Hunt’a döndü:
- ‘Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım’ dedi.
- ‘Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Ona kapı kolu çizmeyi unutmuşsunuz da…’
Hunt gülümsedi.
- ‘Adam sıradan bir kapıyı vurmuyor ki…’ dedi ve tablosunun anlamını açıkladı.
- ‘Bu kapı, insan kalbini simgeliyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışarıda kol olması gerekmiyor…’
O kapı size içerden açılmazsa giremezsiniz….
Bir kapıyla simgelendirilmiş kalp. Kolu olmayan, ancak açmak istendiğinde açılabilen, zorlamaya gelmeyen, doğal.. Sevgiye açılan kapının ancak kendi içimizden geldiği zaman sonuna kadar açabileceğimizi.
Kendi seçtiklerimizi alıyoruz kalbimize, kendi seçimlerimizle seviyoruz. En çokta kendi seçtiklerimizden acıyor canımız. Can yangınlarımızı, kırılganlıklarımızı biz seçmiyoruz ama bunları yaşatanı biz seçiyoruz. Acıtacaklarını bilmeden kapılarımızı açıyoruz onlara.. Kapıda bıraktıklarımız var birde, içeriye girmesine izin vermediklerimiz, ön yargıyla kapılarımızı sonuna kadar kapadığımız, kapıya ulaşmasına bile engel olduklarımız, duvarlar ördüklerimiz, sınırlar çizdiğimiz…
Kapanmaması gereken bir kapı aslında bu, sonuna kadar açık kalması gereken. Sevgi sonsuzca verilmeli, alınmalı.. Tüm kalıpların, acıların üstünü örten, yaşamı daha yaşanılır kılan, mutluluğun, gülümsemenin ana kapısı SEVGİ…
Yaşamlarımızda sevgiye kapanmayacak kapılar olması, daha çok severek, daha çok güvenerek, gülümseyebilmek umuduyla, kapalı kapıların sevgiye açılması temennisiyle…