Kapıldım gidiyorum / İstanbul / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '09

 
Kategori
İstanbul
 

Kapıldım gidiyorum

Kapıldım gidiyorum
 

Şafak. 22

İzmir’de kimle konuşsam, “İstanbul’da yaşanmaz, orası çok kalabalık çok ürkütücü, ben korkarım orada yaşamaktan” diyordu... Öyle bir söylüyorlardı ki sanki başka bir gezegenden bahsedercesine...

İstanbul’a dönüşümün bugün 22. günü... Böyle günü gününe bir de sigarayı bıraktığımda hesaplamıştım

Hayatımın EN’leri olsalar gerek...

Beş sene içinde İzmir-İstanbul arasında 3-5 kez gidip geldim ama kesin dönüş çok başka birşey.

İstanbul’a ilk kez gelmiş gibiyim, yeniden keşfediyorum. Öğrendim ki öğrenmenin yaşı yok, keşfetmenin de...

Öğrendim ki, sahip olunan güzelliklere gereken özeni göstermemişim. Bunu İstanbul’u içime çekerken iliklerime kadar hissettim...

Şimdi yağmuru bekliyorum. Yağmurda ıslak sokaklarda yürümeyi, başımı gökyüzüne kaldırıp yüzümün ıslanmasını... ellerimi kaldırıp avuçlarımı açmayı, yağmuru yakalamayı...

Kendimi yeni doğmuş bebek gibi hissediyorum. Bütün bildiklerimi sildim... yeniden öğreniyorum... öğrenecek o kadar çok şeyim var ki... öğrenmek istediğim... kaçırdığım ne varsa...

Doğduğum günden itibaren İstanbul’da yaşadığımı iddia ederken şimdi İstanbul’a bakarken o zamanlar sadece oksijen tükettiğimi farkettim.

Bakmakla görmek arasındaki farkı farkettim. Soluduğum havanın kokusunu farkettim.

Ürkütücü yanlarını keşfetmeye çalıştım... İzmir dahil diğer şehirlerde ne kadar olumsuz şey varsa İstanbul’da fazlası var. Bu, İstanbul’un diğer şehirlerden daha tehlikeli olduğu anlamına gelmez. İstanbul’un nüfusuyla ilgili bir durum.

Geldiğim günden bugüne hergün otobüse biniyorum. Kentler arası kültür farkını hayretle izliyorum. Çok istisnadır yollarda salınarak gezen kadın ve erkek modeli. Hep bir telaş var, bir yerlere yetişme kaygısı. Hiçbir şeyden emin olamazsınız. Kendinizi asla rahat hissetmezsiniz. Her an bir sürprizle karşılaşabilirsiniz.

Buna en basit örnek; hergün gittiğiniz işinize olası bir sürprizden dolayı geç kalabilirsiniz hatta o gün hiç gidemeyebilirsiniz de...

Hep bir adrenalin hep bir atraksiyon vardır. Hayatınızdan heyecan hiç eksik olmaz.

İzmir’deki gibi tanımadığınız insanla bile her köşebaşında karşılaşmazsınız hatta arasanız bile bulamazsınız.

Tanıdığınız gördüğünüz kimse bir diğerine benzemez. Konuşması, tarzı, yaşamı, hayat felsefesi, sevdikleri, sevmedikleri… Ortak noktayı yakalamak imkansız denecek derecededir.

İzmir’de tam tersi bir durum sözkonusu. Gülümseyen relax insanlar. Ortak noktaları bellidir. Rakı-balık, güzel kızlar, imbat, kordon, dans...

Kapıldım gidiyorum, bahtımın rüzgarına. Dur da demiyorsunuz ama şimdilik bu kadar yeter. Daha neler anlatacağım neler... İstanbul'u İstanbul yapandır bu telaş bu kalabalık bu heyecan bu adrenalin. :) Ve ben bunu çookkkkk seviyorum.

:) İyi bayramlar...

 
Toplam blog
: 1929
: 661
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..