- Kategori
- Siyaset
Karadeniz ısınırken..
Geçen günkü yazımda dünyadaki gidişatın hiç iyi olmadığını, tekrar soğuk savaş günlerine doğru gidildiğini belirtmiştim.
Durum 1. dünya savaşının ilk günlerine çok benziyor demiştim.
Şimdi son olayları tekrar analiz edersek, ister istemez insanın içi ürperiyor.
Bugünkü Rusya KGB'ciler tarafından yönetilmektedir. Burada sözde demokrasi vardır. Aslında ipler bir kişinin elindedir.
Koca imparatorluk darma dağınık olmuş, onlara göre güzelim topraklar elden çıkmıştır. Bu düşünce bazen bizim insanımızda da kendini göstermektedir.
Osmanlının çöküşü elbette hiç kimse tarafından hazmedilememektedir. Ama bu bir dünya gerçeğidir.
Rusya'da da öyle. En son Kosova'nın düşmesi sinirleri daha da germiştir. Füze Kalkanı projesi, Gürcistan ve Ukrayna'nın bir türlü Rusya saflarına geçirilememesi vs.. Bunlar Rusya'nın harekete geçmesine yol açmıştır.
Sonunda atak üstüne atak. Kosova'nın intikamı alınmış, rus kamuoyu rahatlamıştır.
ABD savaş gemilerinin Karadeniz'e girmesi Rusya'yı daha da kaygılandırmıştır.
Rusya, Batı ve ABD güdümlü bir plandan ürkmektedir.
Tonaj olarak Montrö'nün delindiğini söylemese de sayı ve silah niteliği bakımından kapısında tehlike çanlarının çaldığını görmektedir.
Bu amaçla hemen karşı atağa geçmiştir. Konu bugün yarın Tacikistan'da gündeme gelecektir.
Burada eski hasımlarından Çin'in desteği alınacaktır. Her kim ABD düşmanı ise bu desteği esirgemeyecektir.
Artık iki kutuplu dünya açık seçik görülmektedir.
Dünyadaki kaynakların çoğunun eğitim, sağlık vs. yerine silaha ve silah tüccarlarına gideceği açıktır.
Küçük ülkeler hızla sığınacak limanlar arayacaktır.
Böyle bir ortamda Türkiye iki arada bir derede kalmaktadır.
Bir tarafta ABD ve Batılı devletlerin "bizim saflarımızda daha çok efor sarfet.." çağrıları, öbür tarafta Rusya'nın "ikili oynama senin kimi tuttuğunu biliyoruz.."sözleri..
Türkiye çok zor durumda.
İhracatta şimdiden sorunlar çıkmaya başladı.
Rusya "suyu bulandırıyorsun.." diyecek.
Kış gelince Gaz kesilecek.
Turistlere "Türkiye'ye gitmeyiniz" diyecekler..
Gidişat hiç iyi değil..
İşte şimdi LİDER'e ihtiyaç var.
İşte şimdi YÖNETİCİLERE ihtiyaç var.
2008'in bu son çeyreğinde eften püften konuların bırakılması, suni gündemler yaratılmaması lazım.
Bu arada çevrecilere de bir çift sözüm var.
Önümüzdeki dönemde soğuk savaş rüzgarlarına ilave olarak bir de enerji krizi ile karşılaşırsak sorunu nasıl çözeceksiniz?
Bir projeniz var mı?
Bugün Türkiye'de en az 6 adet Nükleer santral çalışıyor olmalıydı.
Bugün bu doğal gaz yatırımlarının yerine elektriğe dayalı yatırım olmalıydı.
Enerjide yanlış yönlendirmeler nedeniyle bizi Rusların Marabası yaptılar. İhaleyi kapan yaşadı. Gerisi boş. "Hendek kandak, yürü be Mehmet yürü".
Yarın kim kimi parmağında oynatacak, hep birlikte göreceğiz.
Dünya Enerji Ergenekonu diye bir şey var artık. Açınız Rusya, İngiltere, ve ABD kaynaklarını. Oraları bir araştırınız.
Üzgünüm, Türkiye bu krizde hazırlıksız yakalanmıştır.
Geçmişe baktığımız zaman mümkün olduğunca tarafsız kalmaya çalışan milletler böyle krizlerden en az yara alarak çıkmışlardır.
Umarım aklı-selim galip gelir. Tüccarlar kan ticareti yapmazlar. "Yurtta Barış, Dünyada Barış" olur.