​ Karakovan modası / Doğal Hayat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '11

 
Kategori
Doğal Hayat
 

Karakovan modası

Karakovan modası
 

Foto:Ş:ODABAŞI


Bal.

Kıymetli bir besin.

Benim köyümde on tavuğu olanın, mutlaka bir kovanda arısı olurdu.

Eskiden çok eskiden.

Köyde yaşamanın en güzel tarafıydı taze yumurta yemek.

Lıkır lıkır ayran içmek.

Sütün, yoğurdun ve peynirin iyisini yemek.

Tereyağını çalkakta (yayık) düşürmek.

Balla kaymağı karıştırıp yemek.

Afiyet dilerken, ”afiyet bal şeker olsun” demenin bir güzelliği vardı.

Doğaldı, yenilen her şey.

Önümüze konulan sofralarda eksik bir şey gördüğümüzde analarımız bize; ”kedi her zaman bal kaymak yemez” diye söylenirdi.

Köylerde çat kapı gelen misafirlere, beş dakikada sofra hazırlanırdı.

Sofrada, sarısıyla beyazı birbirine karışmamış tereyağında pişmiş yumurta, eskimiş keçi peyniri, yoğurt, bir çanak bal… köy ekmeği bulunurdu.

Yumurtanın, balın kokusu insana müthiş bir mutluluk verirdi.

Bundan kırk sene öncesini hatırlıyorum.

Evimizin önündeki bahçede iki katlı bir arı kovanı vardı. Erik ağacının dibinde dururdu.

Arıları seyrederdim. Arka ayaklarına sardıkları malzemelerle gelirlerdi. Babam arılara hiçbir şey vermezdi, ne şeker ne ilaç. Babam çay içmeye şeker bulamazken, arılara nereden bulup da şeker verecek.

Hatırlarım, bir gün arıyı açtılar. Tam bir teneke bal aldılar. Yarı petekli balları içimiz yanana kadar yemiştik. Balı alınmış petekleri yine kovana koydular. Arı ne yaparsa yapsın. Bu kovandan beş yıl kadar bal aldık. Kendi halinde arılar hep ürettiler. Arılara hiçbir şey vermedik, hep aldık arılardan. Ballarını çaldık arıların.

Bir kış günü çok yağmur yağdı. Derenin kenarındaki bahçemizdeki kovanı, sabah suyun içinde yüzerken bulduk. Arılar öldü. Bir daha da bizim bahçede kovan görmedim.

O kovandan elde edilen balların kokusunu da bu güne kadar hiç duymadım. Hâlâ da o kokuyu hatırlıyorum. Şimdi üretilen, kokladığım balların kokusunu alamıyorum.

Ya benim burnum eskidi ya da ballar bozuldu.

*

Ülkemizin bal üretiminde, Dünyadaki yeri ilk beş içinde.

Üretim ortalaması yıllık olarak, diğer ülkelere göre biraz düşük.

Zamanında Almanya’ya, kendisini uyanık zanneden birisi bal satmak istemiş. Mısır unundan bal yapıp, Almanları kandırırım zannetmiş.

Hilebazlığımız ortaya çıkmış.

Reçelin içine gofret kırıntısı katıp, biraz da bal ekleyip satmaya çalışanlar olmuş yıllarca.

Bal görünümlü reçellere kekik kokusu katıp bal diye satanları da çok gördük.

Sahte kırmızı biber, tereyağı yapanları unutmadık.

*

Şu sıraları televizyonlarda bir “karakovan balı” modası var ki sormayın.

Adamlar çeşitli cazip tekliflerle satış yapmaya devam ediyorlar.

Çin’den bal esansı getiriliyormuş ülkemize.

Herhalde bal kolonyası yapmıyorlardır.

*

Televizyonlarda insanların en zayıf noktalarına hitap eden çeşitli malzemeler satılmakta.

Zayıflama hapları… Damar açıcılar… Eklemlerin ağrısını gideren kremler… Dedeleri arslan yapan iktidar ilaçları…

Ne ararsanız var.

Bu ilaç 300 lira. İlk bir saat içinde arayanlara 40 lira.

Vur davulcu.

Gaba çiftetelli olsun.

Yandan Halimem yandan.

İşin sonunda, gazetelerde zayıflama ilacından ölenlerin haberleri…

Öğrendim ki yetkililere “ben bu bitki özünü satmak istiyorum” diyormuşsun. Veriyorlarmış ruhsatı.

Ölen ölür kalan sağlar bizimdir.

*

Yenice’de, Bayramiç’te, Lapseki’de, Ayvacık’ta, Ezine’de, Kepez’de arıcılık yapanlar var. Bahar balını 20 liraya zor satıyorlar.

Diğer balları on liraya satanlar göbek atıyor.

Toptan bal fiyatları iki düdük parası.

Ha ülkemizin bazı yörelerinde üretilen balların fiyatını yazmaya gerek yok.

Az üretilen bu ballar, parası olanın elinde kalıyor. (Anzer Balı gibi.)

*

En iyi bal tanıdığınız kişiden aldığınız baldır.

Yaşadığınız yerlerdeki pazarları ve buradaki satıcıları tanırsınız. Bende tanırım, Çanakkale’deki ve Kepez’deki pazarları.

Kepez pazarından bal alabilirsiniz.

Bayramiçli Yahya Dayı’dan bal alın. Beğenmezseniz, ertesi hafta getirip iade edersiniz.

Yahya Dayı’nın Pazartesi günleri, Kepez Pazarındaki yeri bellidir.

Demek istiyorum ki;

Her hafta alışveriş yaptığınız pazaryerine gelen satıcı en iyi satıcıdır.

Sizi aldattığını düşünelim. Başka bir gün balını ya da malını kimseye satamaz.

Kepez’de çok kişi birbirini tanır.

Hilebazların küçük pazarlarda tutunması mümkün değildir.

*

Bir gıdanın en iyisi yaşadığınız yerde satılır.

Televizyonda değil.

Sağlık sorununuz varsa, gidin doktora, size gerekli tedaviyi uygulasınlar.

İlaçlar eczanelerde satılır.

Şifalı bitkiler aktarlarda.

Niye televizyonda, kekik ararsınız.

Ne iş var meyan kökünün televizyonda.

Televizyondaki tanıtımdan aldığınız bir şeyin muhatabı yoktur.

Paranızı boşa harcamayın.

Akıllı olmak lazım.

Adama;

“Bal diyerek sirke içirirler bu memlekette.”

Onun için dikkatli olun.

Çanakkale’nin Cuma Pazarı, kepez’deki pazarlar…

Çanakkale’nin ilçelerinde, her haftanın bir günü kurulan pazarları, başka hiçbir yerde bulamazsınız.

Aradığınız her şey bu pazarlarda.

Televizyonlarda değil.

*

Size, bal diye bazı şeyleri ballandıra ballandıra anlatırlar.

Ağzınıza bir kaşık bal sürerler.

Aldanmayın.

 

 
Toplam blog
: 420
: 1641
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..