- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Karısını da Öldürdü!
Kadınları yazmaktan vazgeçmeyeceğim. Malzemesi çok onların. Erkeklerde kadınlar hakkında konuşuyor, kadınlarda kendilerini konuşuyor. Hiç bitmiyor. Hep konuşacağım onları. Sanırım benimle aralarında duvar bu yüzden örülüyor. Benim ördüğüm bir duvar değil bu. Benim tosladığım bir duvar.
Canım acıdı dün akşam, gidip içme isteği doğdu birden sebebsiz.
Canım acıdı dün akşam, gidip içme isteği doğdu birden sebebsiz.
Akşam yemeğinde -masaya oturduk diyorlar ya, bunu diyenlere de, yazanlara da sinir oluyorum- televizyonda haberleri seyrediyorduk. Bu aralar en büyük zevkim. Kendimi iyi, beter iyi hissediyorum üstelik. Ama bu arada bir haber daha geçti aradan, haberin bana ne hissettirdiğini anlatayım önce.
Çok büyük bir yara. Bıçak yarası. Hem bıçak saplanırken. hem çekilirken duyulan kesik acısı. Derin bir yalnızlık. Kaçıp gitmek ve yok olmak istedim. Acıdım.
Kendimden, kadınlığımdan, bedenimden utandım. Bukowski'nin kadınlarından olmak istedim. Hiçbir sorumluluk almamak, hayata karşı. Köprü altında yüksek topuklu ile gezmek. Eğer bu toplum bize bunu layık gördüyse bunu layıkıyla yapmak gerekir diye düşündüm.
Kadının adı yok (Rahmetli Duygu Asena). Gerçekten kadının hala adı yok. Kadın yaşlı ve parkinson hastası . Hastahaneden yeni çıkmış. Muhabir soruyor.
-Olay nasıl oldu, diye. Teyzemin bundan bir kaç ay önce damadı eve gelmiş, üç çocuğunu öldürmüş. İki yetişkin erkek, bir de kızı. Teyzem aynen şu ifadeyi kullandı. -Damadım eve geldi. Yemek yiyorduk. Kapıyı açtım. Önce bana ateş etti, ayağıma geldi kurşun yere düştüm, sonra erkek çocuklarımı vurdu, yere düştüler, kuzularımı öldürdü. Sonra karısını öldürdü. Kaçtı, giderken de tehdit etti . Bulun onu dedi.
Teyzem, 'KIZIMI DA ÖLDÜRDÜ ' diyemedi. Acıdım. Hala yazarken bile ağlama isteği geliyor. Teyzeme kızmıyorum. Bilmez ki, kız evladın da, evlat olabileceğini. Erkeklere niçin böyle hissettiğinin derdinde değilim. kız evladına ait olan aidiyet duygusuna niye sahip olmadığı acıttı beni. Kutsal değil annelik . Bazen, bir yerlere ait olmak istiyorsun, ölen kişi herkese ait ama, aslında gerçek hiç bir yere ait değil. Annesi 'Kızımı da öldürdü' diyemedi. Karısını öldürdü, dedi. Bu kadar basit yaşadığımız hayatlar. Kızımı da öldürdü dese belki bağıra bağıra ağlayacak, kızının yaşadığı hayatın sorumluluğunu üstüne almak zorunda hissedecek. Sorumluluktan kaçabilmenin en basit ve en yalın yolu, inkar etmek. Tüm duyuları, bağları. Bilinçsizce de olsa aslında tam da bunu yapıyoruz.
Vazgeçiyoruz. Özgür olmanın ön koşulu buymuş gibi.
Çok kötü oldum. İçip dağıtmak istedim. O ölüp giden kadın içinde yaşamak istedim hayatı. Çıktım tek başıma, şarap içtim. Bu dünyadan göçüp giderken, hep ismin –ı- halinde işaret edilen durumunda kalmak. Hiçbir zaman kelimeler arasında olmamız gereken yerde olamamak.
Sevgilerimle Ayrık Otum.