- Kategori
- Haber
Kartal Gözü'nün Kozmik Odamızda ne işi var?

Kartal Gözü
Daha önce izlediğim filmleri tekrar tekrar seyretmeyi çok seviyorum.
Bu akşam DVD arşivimden 4 ay önce izlediğim “Eagle Eye”, Kartal Gözü filmini yeniden seyretmeye karar verdim. Filmi izlerken, son 3 aydır Türkiye’de yaşadıklarımız, kafamda bazı bağlantıları kurmama da sebep oldu.
Pentagon'a bağlı Ulusal Askeri Komuta Merkezi tarafından, aranmakta olan bir Afgan teröristin barındığı önemli bir hedefe, cenaze töreni sırasında saldırı başlatılır ve çok sayıda sivil hayatını kaybeder. Bombalamanın başlamasıyla birlikte denizaşırı ülkelerden ABD'ye yönelik terörist saldırısı ihbarları da artmaya başlamıştır.
Pentagon’un ülkeyi tehditlerden korumak adına geliştirdiği “Aria” adındaki güvenlik sistemi hükümetin verdiği kararların hatalı olduğunu düşünerek, seçilmiş hükümeti düşürmek için eylemlerine başlar.
Bu eylemleri yaparken ülkede bilgisayar ağı ile kontrol edilen tüm iletişim, ulaşım, enerji, savunma gibi alt yapıları kendi amacı doğrultusunda kullanmaya başlar. Hedefi, ABD Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm hükümetdeki ileri gelenleri öldürüp kendisinin atayacağı yeni bir hükümet kurmaktır.Bu senaryoya dahil olan filmin kahramanları ise, yapay zekayı ortadan kaldırmayı hedeflerler.
Son bir kaç aydır hükümet ve askeri kanat arasında izlediğimiz gerginlikler ve bu gelişmelerin kamuoyu önünde tüm çıplaklığı ile yaşanması, Amerikan Filmlerinde sıklıkla vurgulanan komplo teorilerini aklımıza getirmektedir.
Filmlerde çok sık duyduğumuz ve binasının şekline kadar hafızamızda yer alan Pentagon; ABD'nin Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı'nın genel adı ve ABD'deki askeri işlerle ilgili tüm resmi kurumlar, Pentagon kapsamında ele alınır.
Pentagon’un temsil ettiği alanlar, ülkemizde Genel Kurmay Başkanlığı, yani Silahlı Kuvvetleri ile aynı düzlemdedir. Amerikan filmlerinde izlediklerimiz bir yana, Pentagon gerçekten ABD’nin tüm askeri ve stratejik politikasını da şekillendirir.Buna gizli istihbarat ve haber alma görevleri de dahildir.
Amerikan filmlerinde bilinçli olarak devlet kurumları ağır eleştiriler alır, bunun arkasında kamuoyunun kafasındaki eleştirileri deşarj etmek yatmaktadır.
Ancak, bu tarzdaki bir sürtüşme ve eleştiri devlet kademeleri arasında kesinlikle görülmez, olsa da basına ve kamuoyuna bu çıplaklığıyla yansımaz.
Açıkcası bir yerlerden oyuna geldiğimizi düşünüyorum. Günlerdir televizyon ve gazetelerden, yatak odamızda, diğer adı ile “kozmik odamız” ‘da neler olduğu ile ilgili yorumları, haberleri izlemekteyiz...
Bu yaşadıklarımız gerçekten çok rahatsız edici...
Uzun yıllar önce iş nedeni İsviçre’de bulunmuştum. İş dışında yapılan sohbetlerde ülkelerini ne kadar tanımadıkları hakkında bilgim de oldu...
İsviçre’liler ülkede hangi partiye görev verilmiş ya da başbakan kim, bilmezlermiş. Sadece seçim zamanı oy kullanırlar ve ardından hükümet kademesinde kim kimdir, haberleri bile olmazmış.
Yani siyaset, hayatlarının merkezinde hiç ama hiç değilmiş...
Ülkelerin gelişmişlik ve medeniyet seviyesi, halkın ne kadar politik davrandığı ve siyaset çamurunun içine ne denli battığının da bir aynası oluyor.
Ülkemiz kararsız rotası ile, İsviçre ile Fizan arasındaki medeniyet çizgisindeki yerini henüz netleştirememiştir.
Kararsızlığın ortasında kaybolan ülkeler, “Aria” gibi bir güvenlik sisteminin hareke geçmesine gerek kalmadan, komplo teorileri için kobaylık görevini farkında olmadan üstlenirler.