​ Kasırganın Gözü - Necati Tosuner / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '09

 
Kategori
Kitap
 

Kasırganın Gözü - Necati Tosuner

Kasırganın Gözü - Necati Tosuner
 

Necati Tosuner - 2008 Attila İlhan Roman ödüllü kitabı Kasırganın Gözü


Sanatla uğraşmak, yaratıcılık gibi ağır bir yükümlülük getirir insana. Ağırdır, çünkü yaratmak mekanik bir iştir. Bir düğmeye basıvermek sonuca götürmez o insanı, otomatik bir iş değildir. Özgün yollar, yeni yordamlar bulmak gerektir; tarihçesini sindirmişlik... ''Başkasına neler söyletmeli?'' diye kafa yormak, yöntemli, düzenli olmak; farklılığını ardına almak yerine çekinmeden öne çıkarmak gerekir. İşte, sanatçı nöronları, popüler bilgi donanımlarından daha devingendir, araştırmacıdır, özgürlükçüdür, eleştirirler, demokratik temelli değerlendirmeler yaparlar; bu, yaşam biçimleridir. Oysa popülistler kısıtlı görgüleri ve tüm kısır bilgileriyle sanatçıyı görmezden gelip aynı makamdan kaba gürültüler çıkarıp küçümseyerek köhne dünyalarında eğlenirler. Sanatçı ise onların durmadan genişleyen yörüngelerine hiç takılmadan güneşe doğru yol almaktadır. Güneşe gidenler, oldukları yerde sayıp aşağıda kendilerince eğlendiklerini sananlar kadar sayıca kalabalık değillerdir ama yine de onlardan daha renklidirler, aynı makamdan sesler çıkarmazlar. Her bir yolcu özerktir, her biri kendi azınlık cumhuriyetinde yaşar; yeterince yer, az uyur, çokça üretirler.

Necati Tosuner de özerk, özgün ve çalışkan bir yazar. 2008 Attila İlhan Roman Ödülü kazandığı romanında anlattıklarını, her koşulda nasıl ürettiğine ilişkin bir bildirge olarak da okudum: Oturduğu yerden izlediklerinin, çevresinde tüm gördükleriyle kendisi arasında kurduğu ama başkalarının göremeyeceği, bilemeyeceği bağlarının; kafasındaki simge, çizge ile fotoğraflarının -aslında- izdüşümlerini buldum. Olasılıkla sonraları gizli eğlencesi, gizli kavgası, gizli çıkarsamalarıyla baş edemez olmuştur. Bunları yazarak hesap kitap görecektir. İlk önceleri zamanı geçiştirmek için değilse de (o ''zaman'' geçip gider iken), biraz eğlenceli, biraz melankolik izlenceleri ile gizli tanıklıkları, düş dünyasını daha da varsıllaştırmaya başlamış, sonraları kişisel beğeni ve görüşlerinin olgunlaşmasını görmekten ve duyumsamaktan hoşnutluk duymuş olmalıdır.

Fiziksel yönden daha hızlı devinimlerde bulunmasının olanaksızlığını, yazı dilinde dolaylılaştırmaya çalışmadan aktarmıştır okuyucuya. Yaşamın içinde duruşu, özgün felsefesi, çağrışımları, düş dünyası; nesnelere birer karakter ataması, örneğin onları yürütmesi, takla attırması, süreci hızlandırması-durdurması, sonucu bile bile düşünde ağır çekimle banttan izler gibi olması, anlam zincirleri oluşturup dogmalar yaratması, zekice buluşları yaşamın içindeki çekilmezlere meydan okumaktır bir yandan da... Oturduğu yerden hep kendi içine değil, dışına yolculuklar da yapmaktadır. Çoğu, daha önce gidip geldiği yollardır ama her gidiş gelişte yeni çağrışımlara yeni anlamlar bulur; oturduğu yerde soluk alıp vermek kadar olağandır bu. Olanaklıysa sonsuza dek sürecektir...

Yazarın isyanı ile durgun bilgiler verdiği satırları arasında duyumsattıklarından yana pek ayrım bulunmamaktadır. Yazar kılını bile kıpırdatmadan orada öylece durmaktadır. En çok, soğukkanlılıkla yazmaktadır. Noktalama imlerinden birinde durur: ayraç içi bilgi verecekmişçesine çizgi çeker, kapatmaz. Sonra yine yola çıkar, bir süre sonra yine durur, başka bir çizgi çeker. Kapatması ya da niyeti ne idiyse belirtmesi beklenir, o arada kitaptan (romandan) beklenen romans yakalanamamaktadır. Yazar, okuyucunun rolünü üstlenir; kitabın ortalarına doğru ''Bu roman değil!'' diyen okumayı bırakmalıdır çünkü çok geç olacaktır (yazar için).

Kimi yerinde kurmaca belgesel, daha çok deneysel bir film izler gibi okudum Tosuner'in romanını. Okuduktan sonra sayfaları rastgele çevirip öncekinden başka bir yolculuğa çıkılabilir. İç ses tane tane okur metni, bir daha bir daha geçer üzerinden. Bir romanda çok roman bulur.

****

Kış kış diye diye kışı kovalayan Türkçe!
 

^^^^

''Derin bir soluk al..
-istersen bırakma...''


^^^^

Karşıdan bir adam geliyordu. Adamın gelişinde bir tuhaflık mı vardı?.. Yürüyüşünde değil, gelişinde!
...... ......
Sonra hızlanıp geçitte gözden yitti.
Benden kurtuldu adam.


****

Kasırganın Gözü - Necati TOSUNER (roman, 66 sayfa) - Kanat Yayınları (1. Baskı: Ekim 2008)

 
Toplam blog
: 101
: 2403
Kayıt tarihi
: 18.11.07
 
 

İzmir'den merhaba! İzmir'de, Göcek'te, Marmaris'te, Milas'ta, Söke'de, Bodrum'da sonra yine İzmir..