- Kategori
- Psikoloji
Katil belli, maktul kim?

Ne bekliyordu ki? Bilinen tüm bilinmezliklerin arasında, görünen saklanmışlar gerçekliğinde...Sahteyi hangi damga gerçeğe dönüştürmüştü?
Hangi göz, hangi söz...Hangi ben sen olabilmişti ki?
Eğer yoksa, zaten yapacak bir şey de yoktu... Ama varsa, o zaman yok etmeliydi bu sahteliği, insanlığa armağan...İnsanlık...Sadece bir kavramsa artık, o zaman ne uğruna yok etmeler...İntikam belki, peki kimden? Olmayan insanlıktan ya da insanlardan mı, yok olan değerlerden mi? Kaybolan benlikten mi? Belki de hepsinden birden!
O zaman hedef seçilmeliydi. Yürek ya da beyin...Hangisi daha etken olmuştu hatalara insanlık tarihi boyunca...Önce hangisini yok etmeliydi...
Yürekte bir çok sevgi...
Beyinde onlarca güzel düşünce...
Önce hangisinden başlamalıydı acaba, ikisini birden yok etmek imkansızsa....
Tüm insanlığı doldurdu yüreğine, beyniyle sevdi; olanı ve olmayanı...
Yüreğiyle düşündü; sahteyi ve gerçeği...
Kıyamadı hiç birine yine de!
Yüreğiyle düşünüp, beyniyle severken, ikisini birleştirdi ve bastı tetiğe!
Katlettiği kendi duygu ve düşüncelerimiydi, yoksa yüreğine ve beynine doldurduğu HER ŞEY ve HERKES Mİ?