Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

19 Kasım '09

 
Kategori
Siyaset
 

Katılmak ya da katılmamak

Katılmak ya da katılmamak
 

Başbakan


Ülke gündemini takip edebilmek, olaylar hakkında fikir sahibi olabilmek için günlük gazeteleri okumaya çalışırım. Çoğu zaman bu gazetelerde ilginç, mesnedi, dayanağı olmayan yazılara rastlarım. Bunlar hakkında yorum yapmaya çalışırım. Fakat ne yazık ki bu gazetelerden bazıları nedense yorum kabul etmez. Web sayfalarındaki görüşlere, karşı görüş yazmanız mümkün değildir.

Geçenlerde bir gazetede bir köşe yazısı okudum. Adam , ”Başbakana katılıyorum.” diyor. Zaten başbakana katılmasalar şaşarım. Bu yüzden yedi yıldır yapılan icraatlarda katılmadıkları hiçbir nokta çıkmadı. Bu yüzden hiçbir eleştirileri olmadı. Adam, “Başbakanın ırkçı tekçi ayırımcı siyasalları tarihe gömen konuşması paradigmal bir değişimin ifadesidir.” diyor.

Başbakanın demokratik açılım sunduğu insanlar hâşâ huzurdan ırkçı falan değiller. Adamlar sütten çıkmış ak kaşık gibi. Otuz, kırk bin insanı herhalde inek gribinden kaybettik. Adam, “Çözümün paradigması ve yol haritası netlikle konuldu:” “Herkes için özgürlük ve herkes için hayat hakkı” diyor. Herkes için özgürlük herhalde PKK’lılara mahsus bir şey olsa gerek. Dağdan gelen teröristler serbest bırakıldığı halde, ıslak mıdır, yaş mıdır diye bir belgede vardı ya. Hani ıslak imza makinesi falanda vardı. İşte o belgede imzası olduğu iddia edilen bir kurmay albay yargı tarafından serbest bırakıldı diye, kendi gazetelerinde hâkimlerin isimlerini yayınlamak, onları afişe etmek, albay niçin serbest bırakıldı diye sızlanmak, bu vatandaşa göre, herkes için özgürlük olsa gerek.

Aynı şekilde teröristleri serbest bırakan hâkimler ve yargı görevlilerinin isimlerini de yayınlamış olsaydılar, belki bir dereceye kadar inandırıcı olabilirlerdi. Adam, “Herkesin farklılıklarıyla beraber özgürce yaşayacağı demokratik bir cumhuriyet.” diyor. Diyor ama yazısının çıktığı gazetede, demokratik hakkını kullanmak isteyen bir genç kızın uzun saçları arkasından hiçte kibar ve nazik olmayan bir biçimde güvenlik görevlisinin eline dolanmış, ağzı avurtlarına parmak geçirilerek kapatılmış bir resim yayınlanıyor. Bu resme bakan insanlar yazarı yakalasalar, gazeteyi burnuna sokarak:”Bu mu sizin demokrasi anlayışınız?” diye soracaklar. Adam, ”Ölüm üzerine siyaset yapanlar başbakanın o insani sesini kısmaya çalıştılar. Bağırıp çağırdılar.” “AK parti sözcüsü ve Başbakan konuşurken CHP ve MHP grubu hırçınlık gösterdiler. Gerilim çıkardılar.” diyor. Farklı partilerin, farklı görüşlerinin olacağı düşüncesinden habersiz gibi konuşuyor, yazıyor. Ak parti ne derse doğru oluyor da, neden başka partilerin görüşleri yanlış oluyor? Neden başka partilerin görüşleri konuşmaları gerilime sebep oluyor? Bunu hiçte izah etmiyor. Adam ilave ediyor: “Ak Parti sözcülerinin bu tuzağa düşmemeleri gerek.” diyor. Çünkü kimsenin işi gücü yokmuş ta, oturup Ak parti sözcülerini tuzağa düşürme planları yapıyorlarmış gibi bir hava içine girerek, Ak parti ile daha fazla kanka olmanın çarelerini aramaya devam ediyor. Sonuçta halis niyeti ile büyük düşüncesini patlatıyor: “İncinsen de incitmemelisin.” felsefesini anlayış ve üslup düzeyinde siyasete taşıyan bir Ak Parti gerçekliğine ihtiyaç var.” diyor. Böylece başından bu yana yazdıklarıyla çelişerek ve partisinin karşısındaki insanları incittiğini bizzat itiraf ederek, nasıl olunması gerektiği konusunda partisine tavsiyelerde bulunma yolunu seçiyor. Günlük gazeteleri takip ederseniz bu şekilde kendi kendisi ile çelişen bir sürü gazete ve yazar bulursunuz. Zamlarla, işsizlikle, dünyanın en pahalı malları ile ve parasızlıkla, hayat hakkınızın kısıtlandığı dünyanızda, bunlar belki size bir eğlence olur.

15.11.2009-İzmir

 
Toplam blog
: 32
: 401
Kayıt tarihi
: 20.07.08
 
 

Mehmet Sabri HABERVEREN. 15.10.1948 yılında Şanlı Urfa’da doğdum. 966'da İstanbul Ed. Fakültesine gi..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara