- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Kavak ve termik santral

Denize düşen yılana sarılırmış. Unutmayalım ki yılanda denize düşene sarılır.
Peki, o zaman denize düşüp yılana sarılmanın anlamı ne? Yani mecburiyetten diyeceksiniz.
Her mecburiyetin ardında bir de kazanç olmalı. Bu şekilde yılana sarılanların nasıl bir kazancı olabilir? Biz ‘Hint Fakiri’ değiliz ki gösteri yaparak para kazanalım.
***
Son günlerde Samsun'da termik santraller tartışılıyor. Herkes fikrini söylüyor. Evet diyenler de var hayır diyenler de. Mesela Tekkeköylüler hayır istemeyiz demişler. Çünkü onlar yıllardır yakınlarında kurulu azot-bakır gibi fabrikaların çilesini çekiyorlar.
Son olarak da mobil santral gerçeğini gördüler. 200–300 kişiye iş istihdamı sağlanacak diyerek olumlu bakmıyorlar. Gidin bakın Tekkeköy ve civarına.Yalnız insan sağlığı tehlikede değil ki. Sebze, meyve dahası toprak bile hastalıklar altında hayat mücadelesi veriyor.
***
Önceki gün Kavak Belediye Başkanı Sn. Bahri Kesici’nin bir daveti vardı. Termik santrallere ‘bize gel’ diyor. Gerekçesi gayet açık. ‘İş istihdamı ve santrallerin bölgeye lokomotif görevi yapması’ İş bununla bitmiyor ki. Bu açıklamadan Kavak ve çevre halkı epeyi tedirgin olmuş. Eğer gelirse bizim halimiz nice olur diyorlar. Sn. Başkan bunu kime sormuş böyle ciddi bir daveti önce çalışma arkadaşları ve yöre halkıyla paylaşmalı değil miydi diyorlar.
***
Bu konuda başkanın iyi niyetli olduğunda şüphem yok. Gecesini gündüzüne katarak çalıştığını biliyorum. Ancak halkın gündeme getirdiği bir gerçek daha var. Termik santral sağlığımızı tehdit ettiğinde biz nereye gideriz Kavak’tan başka gidecek başka yerimiz yok… Böyle diyorlar.
***
Şimdi hala katılımcı demokrasi sınavında yerimizi alamadığımızı düşünüyorum. Bu işe termik santrallerin etkisi altında kalacak vatandaşın karar vermesi daha doğru değil miydi? Bir anket yaptırılamaz ya da açıkoturum düzenlenemez miydi? Elbette bütün bunlar olurdu. Sonuç olumlu veya olumsuz da olsa böyle olmalıydı.
***
Biliyorum Kavak’ta hayat şartları çok zor. İşsizlik aşsızlık… Göç vermişiz yıllardır. Toprak kıraç, insanlar aç… Fakat açlığını termik santraller gibi sağlık bakımından tartışılan yatırımlarla gidermek gibi bir niyeti de yoktur.
***
Tekrar başa dönmek gerekirse. Bu, denize düşenin yılana sarılmasına benzer ki, o zamanda yılan denize düşene sarılır. Peki, öyleyse ne yapacağız şimdi?
Ha bir de gel deyince adamlar koşa koşa da gelmeyecekler tabi. İşin bir de bu yönü var. Fakat öyle de olsa… Halka sorulmalıdır. Ben bu işin yani davetin altında hep iyi niyet arıyorum. Bunda da kuşkum yoktur. Ne demişler hani; gün doğmadan neler doğar, sabah ola hayrola.
İnşallah hayırlısı olur.