- Kategori
- Gündelik Yaşam
Keder kumbarası

Gittiğin günden beri içimde yangın, göğümde sağanak var...
Saymadım, kaçıncı hatamdı ellerini bırakışım. Oysa güneşe dokunmuş gibi sıcaktı ellerin. Isınmayı beceremedim. O zamanlar bir yağmur düşlerdim. Şöyle sağanak… Sırılsıklam olmak sevdasındaydım. O gün bugündür güneş görmedi yüzüm.
Ey benim kara yazgım, keder kumbarası hayatım.
Ey benim gizli köşelerde yürek çürütmüş gözyaşım.
Ey benim pusulasız demir almış sefil bahtım.
Sesini duyuyorum bazı geceler. İçimde bir orman daha yanıyor. Sus diyorum, ne olur sus… Sana git dediğim gün başladı bu heybetli yok oluş. Hangi birini yerine koymaya gücüm yeter, hangi adalet beni aklar, hangi kanlı savaştan geri kalır bu yıkım. O halde haktır bana bu güneşsiz kahroluş.
Sana mektuplar yazdım. Sayfalar dolusu pişmanlık kustum. Adresler grevde dediler, hiçbirini gönderemedim. Şimdi yakıyorum bir bir içimdeki yangında. Duysun uyuyan şehir, duysun da uyansın; şahlanmış alevlerim bütün aşk suçlarını yutsun.
Ey benim baldıran zehiri dilim.
Ey benim göç yollarında eşkıya kaderim.
Ey benim kara yazgım, keder kumbarası hayatım.
Gittiğin günden beri içimde yangın, göğümde sağanak var. Ellerinin sıcaklığında ısınmayı bilmedim, bu koca yangında yok olurken sana sus demekten vazgeçiyorum. Son bir kez sesini duyur. Ey benim ağlayan bebeğe ninni sevdiğim….