​ Kedilerim : Kibar Feyzo (Tarçın) / Hayvanlar Alemi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '16

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
 

Kedilerim : Kibar Feyzo (Tarçın)

Kedilerim : Kibar Feyzo (Tarçın)
 

fotokritik.com


Bandırma’daki yeni evimize taşındığımızda, bir süre sonra eşimin çevreden bir kedi arayıp bulacağını biliyordum. Gerçi artık, kedileri tutup eve getirmiyor ama benimsediği kedileri de öldür Allah aç açık bırakmıyor.
 
Yine böyle gözleri kedilerdeyken, “buldum ,”dedi …
 
Meğer bizim arka bahçemizde barınmaya çalışan iki tane sarışın yavru varmış… Eşim bunları görmüş ama oldukça insana yabancı ve biraz da yabani olduklarından, ona yanaşmak istemiyorlarmış… Herkese tıslıyorlarmış. Fakat sürekli onlara yemek, yiyecek artıkları filan götürünce, ister istemez, eşimle sonunda ahbap çavuş ilişkisine girmişler. Sonra bilgi verdi :
 
“Çocuklardan birisi erkek, birisi dişi… Erkek olan üstünlük kurmak istiyor, dişinin önüne konanları da yiyor… Bir iki sefer pist mist dedim ama, kız o kadar çekingen ki, yaşayacağını hiç sanmam,” dedi.
 
Ama her ikisini de beslemeye devam etti.
 
Zaman içinde erkek kedi bizden uzaklaştı, kimbilir nerelerde otlanmaya başladı ve kız kardeşini terk etti. Gerçi arada sırada gelip, onun önündeki yemeklerini yiyıp gittiği oluyordu ama yakınlığı işte o kadardı… 
 
Bizim sarışın kedimiz “Tarçın” , zamanla büyüdü, güzelleşti, aslında bütün apartmanın dikkatini çeken güzelliğe büründü. Ama ne kadar büyüse, ne kadar serpilse, yine de vahşiydi, yine de insanlara uzaktı. Ama eşim hariç…
 
Dışarı çıkıp, ne zaman “Tarçın…Tarçın…” diye  seslense; iğnenin deliğinden onu duyar, koşup gelir ona yakınlık gösterirdi. Ama beni eşimin yanında yakınında görse öldür Allah gelmez; sanki uzaktan “O adam senin yanında olduğu müddetçe, senin yanına gelemem..Ne olur beni çağırma…” diye feryat figan ederdi. Aslında çenesi güçlüydü. Ama konuşması hep öyle uzaktan… Uzaktan…
 
Daha sonraları biz dışarıya çıktığımızda bizi uzaktan izlemeye ve uzaktan konuşmaya başladı. Biz arabaya bininceye kadar arkamızdan geldi. Sonra kayboldu.
 
Ama “Kibar Feyzo” namı diğer “Tarçın” hiçbir zaman yemek saatlerinde arka pencereden ayrılmadılar. O ve “Kadrolu Tekir” devamlı müşterilerimizdi, bir de tabii, mahalleden aç kalan, burada yemek olduğunu bilen diğer kediler de geliyordu… Ve hatta köpekler bile..
 
Hele bembeyaz bir köpek vardı ki, sadece akşam yemeklerine gelir. Kedilere dokunmaz.. Kendisine atılan kemiklerle yetinirdi. “Beyaz” karanlıkta gelen hoş bir köpekti.
 
Ama “Kadrolu Tekir” öyle mi ya… Kendi yediklerini yediği gibi, doğru “Kibar Feyzo”nun üzerine atılır, bir hır gürden sonra, onu korkutur ve onun da yemeklerine otururdu. Tekir de numara mı ararsın, bi dolu… Zavallı “Kibar Feyzo” hemen çekinir, yemeğini Tekir’e bırakır , kenardan seyrederdi.
 
Hanım baktı ki bu böyle olmuyor; Kadrolu Tekir’e epey çıkıştı, bağırdı çağırdı… Lafını dinletti. Sonunda Tekir’le Tarçın yemeklerini yan yana ama biraz da uzak mesafeden yemeyi, paylaşmayı öğrendiler.
 
Ama Kadrolu Tekir’in bazen bize göstermeden, yine Tarçın’a daldığı oluyor…
 
Bütün kediler, Hoca’nım sayesinde kısırlaştırıldıkları için, o yönden bir birlerine bir dalaşmaları yok. Yani bir nevi “Kastrato” yu oynuyorlar ve “kontr-alto”dan bağırıyorlar. O da artık Hoca’nımın takdiri. O bakmasaydı, hastalandıkları zaman veterinere götürmeseydi. Ne olurdu halleri… Onun sayesinde gayet, gürbüzler, şişkolar, etli butlular ve fakat biraz enenmişler… Artık anlayın, canım!
 
Bir ara bizim “Kibar Feyzo” kayboldu… Bağır , çağır.. Ara , tara… Bulamadık.
 
Böyle durumlarda derinden üzülürüz… Biliriz ki, çoğunlukla ezkaza onları bir şeyler bu dünyadan götürmüştür. Çünkü sokaklarda yaşayan kedilere ne kadar sahip çıksanız, yine de bir araba onların… Neyse. Fazla ileri gitmek istemiyorum. Kedi, Tarçın, birdenbire kayboldu…
 
Eşim her dışarı çıktığımızda uzun uzun sesleniyor : “Tarçın… Tarçın..!” Yok yok.. Adeta artık umudu kesmiştik. 
 
Ama bir gün, arka tarafta, boş bir arsanın ötesindeki evin zemin kat balkonundan bunun sesi gelmesin mi… Kafayı kaldırıp şöyle kenardan baktı… Bakınca eşim ister istemez yaklaştı ve laf katmak istedi. Ondan sonra balkona genç bir bayan çıktı. 
 
“O bizim kedimiz, “dedi . “Adı da Sarman…”  Sonra epey bir sohbet geçti aralarında. Kedinin geçmişinden filan… Anlattılar.
 
Vay yaramaz vay, hiç çaktırmadan kendine bir ev bulmuştu ha. Üstelik bir de ufak bir fino arkadaşı vardı… Anladığım kadarıyla evde onu pek sıkmıyorlardı. Günün büyük bir bölümünü balkonda geçiriyormuş. Arada sırada da uzun uzun gezmelere gidiyormuş. 
 
Onu yine sık sık arka bahçede görüyoruz. Anladım ki nihayet  dayanamadı verilen suni yemlere, yine eşimin verdiği tavuk butlarına misafir olmaya geldi. Bu arada erkek kardeşi de geliyor. Birbirlerini koklayıp, selamlaşıyorlar.. Ama işte o kadar… Artık o kadar farklı hayatları var ki.
 
Şimdi Kibar Feyzo, Fino ile el ele… Bir evde bir kedi ve bir köpeği birlikte beslemenin zorluğunu düşünmek istemiyorum. Ama ne marifetli insanlar var.
 
Tarçın veya Kibar Feyzo, yada Sarman … Ne derseniz deyiniz, onların da kendilerine göre bir hayatı var; kişiliği var, hayat çizgileri var. 
 
Bazılarının ki çok ilginç, bazılarının ki çok sade.
 
Garibanlar adlarını da kendileri seçemiyorlar ki…
 
 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..