Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Kelebek

Kelebek
 

Sevgili kuzenim Fulya’ya...
Herkesin hayatında mutlaka olmaya çalıştığı bir insan vardır. Ya da fikirlerine her zaman ihtiyaç duyduğu, sevincini ilk onunla paylaştığı, sıkıntısında dertleştiği, ayrılıklar yaşadığında sımsıkı sarılıp ağladığı. Şanslıyım ki çok iyi bir ailem var. Birbirine çok bağlı kuzenlerim. İşte onlardan bir tanesi biraz daha farklı… Canım kuzenim, canım ablam Fulya…

Blog yazarlarından birinin yazısında okumuştum sanırım. Çocukların eğitiminde önemli faktörlerden bahsediliyordu... Çevresinde, sevdiği insanların yaptığı davranışları daha istekli daha çabuk öğrenerek uygularlarmış hayatlarında. Kitap okuyan insanlar arasında yapılan araştırmaya göre ailesinde görüp örnek alarak okumaya başlayanların sayısı çok fazlaymış. Bunu neden mi anlatıyorum… Küçükken ben ve yaşıtım olan kuzenimin en büyük hayali Fulya ablam gibi olmaktı. Gördüğümüzde mutlaka kitap okuyor olurdu ve bizde görünce onu bir heyecanla, hevesle okumaya başlardık. Onun gibi olacağız ya yarışırdık birbirimizle. Fulya ablam bir çocuğun sahip olabileceği ayaklı bir kütüphane gibiydi. Hala beni bu konuda yönlendirir. "Sedacım bak bu kitap tam senlik. Yorgunluğunu, sıkıntını hemen alır. Bak sana şu şekilde katkısı olur. Mutlaka okumalısın"… O kadar hoşuma gider ki bana tavsiyelerde bulunması. Ama hiçbir şey okuduğumuz kitap hakkındaki sohbetin tadını vermez…

Küçük çocukların en büyük hava atma nedenidir ya sevdiği insanlar. Sende bizim hava atma kaynağımızdın:)))) Seda/Eda ikilisinin ağzından düşmeyen, hayranlıkla ve büyük bir sevgiyle tüm yaşantısını incelediğimiz örnek kuzen sendin. Faydası da olmadı değil. Fulya kitap mı okuyor hemen kitap okumaya başla… Ders mi çalışıyor hemen ders çalış.. Sevdiğin müzikleri, giydiğin kıyafetleri, konuşma şeklini, Sündüs ablamla olan sıcak kardeş-kuzen-arkadaş ilişkini her şeyi örnek alırdık ( aslında ilk okul çağlarında taklit ederdik.. hani sen olacağız ya:))).. )

Bak bunu hiç unutmuyorum. Sen kırmızı kırmızı ojeler sürerdin eskiden..Nedense Eda ve benim babam sevmezdi ojeyi. Bizde hani sana delice bir hayranlıkla bağlıyız ya hani sen ne yaparsan yapıcağız ya. Seni hiç rahat bırakmadan ojeler sürdürürdük sana..Diğer gün yüzümüzde beş karış surat " abla babamlar kızdı bu ojeleri silsene"… Sende bizden az çekmedin ama. Bunu seni çıldırtana kadar yapardık çünkü:)))Bu arada ablamla beraber ben ilk doğduğum zamanlar kaynatılmış süt içirme hikâyesini hiç unutmuyorum bak. Yakacaktınız dimi beni:) Ya da beni uyutmak adına yatak üzerinde bir beşik oluşturmak adına zıpladığınız günleri. Allah korumuş valla sıcak süt ve zıplama esnasında bir kazaya kurban gitmemişim:)))

Blogta yazı yazma işini de sen sardın başıma zaten… Bak ablacığım 25 oldum hala seni örnek alıyorum. Şimdi tam bir blog hastası oldum. Seninde sıkı takipçin. Yazılarınla davranışların hep desteksin. Bana katkın azımsanamaz. Sabırlı olmayı, olaylara hep pozitif bakmayı senden öğreniyorum. Bu yaz öyle geçti ki.. Yakınlığını kat be kat hissettirdin. O bitmeyecek sıkıntılarımı yardımınla güzelce aşıyorum…

Sevindiğim zaman bizimle sevinmeyi, üzüldüğümüzde paylaşmayı, ağladığımda sıcacık kollarınla verdiğin desteği, uzun konuşmalarınla beni kendime getirdiğin anları, bize olan güvenini, ablalığın verdiği koruma içgüdüsünü her zaman hissettirdiğin için, örnek aldığımız insanın çok doğru bir insan olduğunu her davranışınla kanıtladığın için, bizi hep sevdiğin için, abla-arkadaş-dost olduğun için varlığınla bize mutluluk verdiğin için teşekkür ediyorum.

Yazının birinde söylediğin kelebek gibisin sende bizim için. Hep mutlu ediyorsun, hep yanımızda oluyorsun… Mutluluk veren binlerce kelebek etrafında uçuşsun. Sevgiler…

Resim Kaynağı: www.deviantart.com

 
Toplam blog
: 194
: 1525
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..