​ Kendimi koydum ikinci kadının yerine... Pek hüzünlü geldi / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Kendimi koydum ikinci kadının yerine... Pek hüzünlü geldi

Kendimi koydum ikinci kadının yerine... Pek hüzünlü geldi
 

Aşk üçlemeleri çoğunlukla bir adam iki kadın üstüne kuruludur. Ve bu klasik üçlemede hakları acımasızca ayaklar altına alınan hep birinci kadındır, hepimizin onayını zaten almış olan taraftır. Ve yazıktır hep adama, evini yuvasını dağıtma konumuna geldiğinden, yapmış olduğu çılgınlıktan uyanması, aklını başına toplayıp dönmesidir umulan.

Ya ikinci kadın, genellikle cadı, baştan çıkaran ya da yuva yıkan konumunda tanımlanır bu kadın...Sevgili Duygu Asena'nın bir romanında bu üçlemeyi ayrıntılarıyla okumuştum. O günlerden beri aklımda dolanan bir öteki taraf var ama, tanımlamak çok güç, ve bence yaşanması da.

İkinci kadın, baş kaldırandır; herşeye, herkese, zamana, önemlisi kendine...Hüznü de burada başlar. kendisinin bile suç addettiği bir hikayenin, suçlu kahramanıdır çünkü. Hayattan çalınmış bir kaç saatten, ve diğer birkaç saati beklemekten ibarettir onun aşk diye yaşadığı. Bir de duyulursa bilinirse yaşayacağı, belki özbenliğininde hararetle destek vereceği o dışlanma... O suçluluk.

Bir adam, eşi ve sevgilisi üçlemesinde, en zor durumdaki ikinci kadındır bence. Birinci kadın, elindeki yuva, evlat, kabul görmüş saygınlığın yardımıyla bu gurur ve hayal kırıklığını nispeten kolay atlatacaktır. Adam, elinde iki seçenek, herikisi de devam edebilse ne mutlu...Ruh haliyle, biraz adrenalin katılmış olan sıradanlığın dışına çıkmıştır. Eski konumuna dönmesi gerekse de, yeni bir konum gelişse de yuva, evlat, erkek olmanın elinin kiri muhabbetiyle durumdan sıyrılmanın bir yolunu bulacaktır kuşkusuz. Ama ikinci kadın, yol nereye uzanırsa uzansın 'ikinci kadın' olarak kalacaktır.

Zaten bu üçlemenin gideceği yön, ikinci kadının direksiyonu ne yöne çevireceğine bağlıdır. Çünkü, akıllı olması, hırslı olması hatta belki ahlaklı veya ahlaksız olması, önemlisi bunları sürekli sorgulaması gereken odur. Ve seçimi yapan da...

Öyle geliyor ki, yüzyıllardır romanlara bile konu olan bu olguda, zamana, herkese ve hatta kendine baş kaldırısıyla boğuşan bu kadın, öykünün suçluluğu ve mağduriyeti aynı anda tavana vuran tek kahramanıdır...

 
Toplam blog
: 146
: 1061
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

Hep yazmak istedim. İnsan düşüncelerini yazıya dökünce kendi başınadır çünkü, kaygısız, katıksız ..