- Kategori
- Aşk - Evlilik
Aşk durmaz IV (son)

IV
Çocuk hemen alınmalıydı, korku kapladı Yağmur’un içini, Baran teskin etmekte güçlük çekiyordu “tabi aldırırız, telaş etme çok kolay olur” diyordu bir yandan, diğer yandan eliyle saçını okşuyordu Yağmur’un.
Yağmur’un telefonu çaldı, baktı , arayan Hoca idi, “tam zamanı sanki” deyip açtı telefonu;
- Selam hoca
- Selam nasılsın, neler oldu uzun zamandır aramadın
- Evet arayamadım, Hoca ben hamileyim şimdi öğrendim
- Ne güzel hemen evlenirsin işte
- Hoca deli misin, ne evliliği
- Kızım çocuk babasız ..
- Ne çocuğu aldıracağım hemen
- Bir cana kıyacaksın demek
- Ne canı Hoca daha cenin bile değil
- Nasıl değil, ilk yumurta sperm birleştiği gün o bir candır, onu onun rızasıyla yapmadın kendi kazan ile yaptın şimdi ona sormadan onu öldüremezsin
- Sen ne diyorsun ya hoca
- Diyeceğim o ki ben hiçbir canlının öldürülmesinden yana değilim, hele böyle dünyaya gelişi rahimde önü kesilmiş canlılara yapılanlardan tiksiniyorum
- Hoca sen artık bana yardımcı olmuyorsun
- Ben kendi fikrimi söyledim sen istediğini uygulayabilirsin.
- Kapıyorum hoca
- Haydi yolun açık olsun
Hoca yine canını sıkmıştı ne oluyordu yahu, daha yaşı yirmi üç idi, sabi sübyan sayılırdı, önünde kariyeri vardı, hem de böyle kaza kurşunları ile çocuk doğar mıydı? Korunduğu halde bu kaza olmuştu.
Telefonu yine çaldı, “görüş günü bugün” diyerek açtı telefonu, şükür ki Baran dışarıya alışveriş yapmaya gitmişti yoksa rahat konuşamazdı. Arayan Evren’di, şaşırdı Yağmur, o kavgalı küfürlü konuşmadan sonra hiç görüşmemişlerdi.
- Efendim Evren
- Nasılsın Yağmur
- Nasıl olayım, iyiyim
- Yağmur
- Efendim
- Ben hala seni seviyorum, bana geri dön, ama yalnız benim olmak için ben geçmişi unuturum
- Sen ne diyorsun Evren
- Demem o ki seni çok seviyorum
- Aman Evren olmayacak şeyleri söyleme bunların olması imkan dahilinde değil
- Neden olmasın, daha önce de kavga etmiştik kaç kez, sonra tekrar bir araya geldik
- Bunun farklı olduğunu anlamıyor musun Evren
- Sonra ben senin için orospuyum
- Özür dilerim o hiddetle ağzımdan çıkmış yanlış bir kelimeydi
- Çok geç
- Geç değil Yağmur
- Kapamam lazım
- Ne olur görüşelim
- Olmaz
Telefonu kapattı. Kapı açılmış Baran elinde alış veriş torbaları ile içeri girmişti. Yemekte ve yemekten sonra, saatlerce bebeğin alınması konusunu konuştular. Yağmur da Baran da karar vermekte zorlanıyordu. Hoca’nın canlı ve can konusundaki söyledikleri Yağmur’u etkilemişti ama bu yaşta da bir çocuğun sorumluluğunu yüklenecek kadar güçlü hissetmiyordu kendisini. Baran’ın tanıdığı bir doktora gitmeye karar verdiler.
Kürtaj işlemi bittiğinde kendini çok yorgun hissetti Yağmur. Çok yorgun ve yaşlanmış. Birnin canını almış mıydı sahiden. İlk kez babasından bir şey saklıyordu. Her şeyi açıkça tartıştığı ve konuştuğu babasından bir şey saklıyordu.
Baran ile daha ne kadar bir arada olurdu bilemiyordu. Acaba kendisini değersizleştiriyor muydu. Evren hala peşinde idi, bu ne demekti? Bu durum bile korkutuyordu onu. Bu toplumun kentli, kasabalı her türlü değerini alt üst ediyordu. Kendini çok güçlü sanırken, çocuk aldırırken, Evren ona hakaret ettiğinde yıkıldığını da biliyordu. Babasının arkadaşı olan fabrika müdürünün soğuk davranışları bu değer yargılarının dışında kalması ile mi ilgiliydi.? Bu kadar soru soracaksa kendine, yaşadığı hayat şeklini değiştirmek istememesine de anlam veremiyordu. Huzurlu değildi , huzurlu görünüyordu, okudukları, öğrendikleri ve yaşadıkları o kadar ayrı idi ki. Okulu birincilikle bitirmenin, hayatta birinci olmak anlamına gelmediğini kavramıştı. Çocuk olmak, öğrenci olmak, meslek sahibi olmak başka şeylerdi, her aşamada beklentiler değişiyordu, Yağmur bunun farkında olmadığını anlamaya başladı.
Kadın olmak, erkek olmak ne demek okulu bitirince daha fazla farklılıklarıyla karşısına çıktı, Baran bile bunu kafasına kafasına çakıyordu. Bu kadar okumuş insan çevresinde kadın erkek algılamasındaki ayrımcılığa hayret ediyordu.
Mutlu olduğu anlarda huzurlu olmamasının nedeni, kendi dünyası ile yaşadığı toplumun beklentilerinin üst üste çakışmaması, hep çatışması idi. Huzurlu olmayı seçecek yaşta olmadığını düşünüyordu, yirmi iki yaşında bir insan mutlu olmayı istemeliydi, huzur daha ileriki yaşların işiydi.
Babası gibi, Hoca gibi döneminde savaşçı ruhla mutlu olan ama hep huzursuz yaşayan bu insanlar, şimdi huzur saçıyorlardı etrafa, “ben de onların yaşın öyle olurum şimdi zamanı değil” söylendi.
Ve yaşadığı hayatın içerisine dalıp gitti, yaşam sürüyordu, işin en güzel yanı durağan bir hayatta bile aşk durmuyordu. Yarın başka bir başlangıç, başka bir aşk olabilirdi.