Kent kültürü, minare ve İslâm düşmanlığı / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ağustos '09

 
Kategori
Güncel
 

Kent kültürü, minare ve İslâm düşmanlığı

Kent kültürü, minare ve İslâm düşmanlığı
 

Minareler kapatılsın kampanyası...


Kent kültürü; etnik kökenleri, dinsel inançları, düşünsel yapıları, gelenek ve görenekleri, kısası köken olarak yaşam kültürleri farklı bireylerin, bireysel hak ve sorumluluklarının farkında olarak ve yaşadıkları çevre ve insanlara saygı duyarak bir arada yaşamayı içselleştirildiği, özümsediği bir kültürdür. Kent kültüründe, bir arada yaşayan insanların farklı yaşamsal tercihlerinin ortak paydasında oluşmuş kurallara saygı ve farklı olanla aynı yerleşim birimini eşit koşullarda paylaşmak söz konusudur. Kent kültürü, çağdaş kültürdür.

Son yıllarda İslâmiyet ve Müslümanlar haksız olarak ama İslâmi kimlikli bazı terörist grup ve örgütlerin de çanak tutmasıyla kent kültürüne aykırı, birlikte yaşamı dışlayan ve kendi yaşam biçimlerini ötekilere dayatan bir kimliğe büründürüldü. Her müslüman, potansiyel bir terörist, potansiyel bir dayatmacı olarak görülmeye başlandı. Her ne kadar İslâm’ın kitabı Kuran asıl referans ise de, günlük yaşamda Müslümanların kendi dinlerini nasıl algıladığı ve uyguladığı bu nitelemede baskın etken oldu ve olmakta.

Laik ama nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Türkiye’de olsun, Müslüman göçmenlerin yaşadığı batı ülkelerinde olsun Kuranın öngördüğü değil ama kendi algıladıkları şekliyle bazı Müslümanların yaşam biçimi, kent kültürüne aykırılığından ötürü sorunlara yol açma konusunda önemli bir ivme kazandı. Bu sorun Türkiye’de kısa zaman önce “Mahalle Baskısı” başlığı altında ve bilimsel araştırma verileriyle de desteklenerek gündeme geldi. Benzer dayatmaların Avrupa ülkelerinde de yaşanması sonucu ne yazık ki bir İslâm ve Müslüman düşmanlığı gün geçtikçe artar ve siyaseten tepki olarak Müslümanların yaşam biçimine müdahale girişimleri gündeme gelirken, etki-tepki yasasından ötürü bir kısır döngüye de girilmiş oldu.

Sıcağı sıcağına bir örnek olarak; minarelerin yasaklanmasını 2009 Kasım ayında bir halkoylamasında oylayacak olan İsviçre’de bir kampanya yürüten İsviçre Halkın Partisi (SVP), minarelerin İslâmcı gücün sembolü olduğu iddiası ile 100 binden fazla imza topladı. Bu kampanyayı yürüten ve minarelerin kapatılması için çaba gösteren SVP milletvekillerinden Ulrich Schüler, minarelerin dini bir yapı olmaktan çok siyasal anlam taşıyan bir yapı olduklarını öne sürerek, minareleri “<ı>Anayasa’da güvence altına alınan özgürlüklere aykırı bir hukuki ve sosyal düzeni kurmayı amaçlayan İslâmi semboller” olarak niteledi.

Almanya, Hollanda, Danimarka, Fransa, Belçika ve öbür bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi İsviçre’de de bazı Müslümanların kent kültürüne aykırı yaşam biçimlerinin, kent kültürünü özümsemiş kentliler tarafından yaşam biçimlerine bir tehdit olarak algılandığının güncel bir örneği söz konusu bu halkoylaması. İslâm’ı Kurana göre değil de kendi algıladıklarına (daha doğrusu kendilerine algılatıldığına) göre yaşayan ve bu yaşam biçimini çevrelerine dayatan Müslümanların yol açtığı bu sorun elbette sadece Avrupa’da söz konusu değil. Aynı sorun daha fazlasıyla Türkiye’de de yaşanmakta.

Buna ilişkin yüzlerce örnek vermek ve sadece “Mahalle Baskısı” tartışmalarını, araştırma verilerini anımsamak yeterli ama ben dünkü gazetelerden bir örnekle yetineceğim. Milliyet web sitesindeki habere göre; Antalya Merkez Kepez İlçesi Kuzeyyaka Mahallesi Yeşilırmak Caddesi üzerinde 40 yıldır faaliyette bulunan genelevin bitişiğindeki bir arsanın sahibi arsasını cami yapılması için bağışlıyor. Bunun üzerine mahalleli “Genelev yanında cami olmaz” demeden Hz. Hamza Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği’ni kurarak geçtiğimiz 15 Ocak’ta temel atıyor ve geçtiğimiz günlerde cami ibadete açılıyor.

Sorun burada başlıyor. Orada 40 yıldır çalışan genelev varken “Genelev yanında cami olmaz” demeyen mahalleli, cami ibadete açıldıktan sonra “Cami yanında genelev olmaz” diyerek genelevin kapatılması için dayatmalara başvuruyor, mahalle muhtarı olay çıkmaması için polisten yardım istiyor vs. Ayrıntı için:

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&KategoriID=15&ArticleID=1128365&Date=15.08.2009&b=

Ayrıca bir yoruma gerek var mı bilmiyorum. Aslında biliyorum da... Kırk yıldır orada olan genelevin yanına farkında değilmiş gibi gelip cami yapacaksın, ondan sonra İslâm adına sorun yaratacaksın... Ve bütün bunları Müslümanlık adına yapacaksın, dünyada Müslümanlara karşı bir düşmanlık doğup geliştiğinde ve Müslümanlara karşı önlemler alınmaya başlandığında, yanlış da olsa minareleri kapatmak üzere kampanyalar başlatıldığında kızacaksın...

Kent kültürü çağdaş kültürdür. Kent kültürü dini inançları dışlamaz ama kent kültürüne aykırılıkta, bir arada barış içinde yaşamaya, başkalarının yaşam biçimine saldırganlıkta direnen ve “Camiler kışlamız, kubbeler miğferimiz, minareler süngümüz...” diyerek meydan okuyan dayatmacı dinsel yaşam biçimleri o kültürün sağlam toplumsal yapısına toslayıp boyunun ölçüsünü almaya mahkûmdur. Tabii kent kültürünün egemen olduğu ülkelerde...

 
Toplam blog
: 195
: 688
Kayıt tarihi
: 04.10.07
 
 

Dünyanın internet sayesinde küçüldüğü günümüzde büyüyen sorunlara ilişkin duygu ve düşüncelerimi pay..