- Kategori
- Güncel
Kesinlikle ucube

Fotoğraf:Sirel
Yazılarımı takip edenler ne kadar kültür ve sanata düşkün olduğumu, ayrıca gezdiğim yerlerdeki tarihi eserlerin korunmamış olmasına ve yanına yapılan yeni yapıların eskisine gölge düşürdüğüne dikkat çektiğimi belki hatırlarlar.
Bundan bir kaç ay önce Kars’ta idim, ilk kez gidiyordum. Uzun yıllar Rus egemenliği altında kalan şehirde, görkemli ve sağlam binalar ve geniş caddelerle, farklı bir tarihi mirasın izleri hemen gözünüze çarpıyor. Bu izlerin kimileri restore edilmiş, hatta bir tanesi butik otele dönüşmüş,ama çoğu harabe bir halde restore edilmeyi bekliyor.
Kars’ın bunun dışında hemen farkedilen diğer yanı, öbür Güneydoğu illerine göre gözle görülür bir şekilde fakir, gelişmemiş ve devlet yatırımlarından fazlaca pay almamış olmasıydı. Bu nedenle nüfüsu da göç vererek azalmıştı. Halk alışverişleri için bile komşu illere gider olmuştu.
Sabah erkenden şehir turu yapmak için sokakları turlamaya başladığımda restore edilen Kars otelin karşısındaki Konservatuar binası, az ileride İzmirli bir işadamının restore ettiği kendi mülkü, eski Rus Elçiliği binası ve yine Karslı işadamı Tuncer Güvensoy adına restore edilen bir bina dışında kalan tüm binaların bakımsız, sahipsiz ve harebe bir görünümde olduğunu farkettim. Şehrin merkezindeki büyük ana caddenin devamında eski kilise ve onun devamındaki tepede kale sabah güneşinde pırıl pırıl görünüyordu. Ama onun az ilerisinde insana şaka mı gerçek mi dedirten, hayrete düşüren iki adet insan heykeli dikilmekteydi. Bunlar neydi gerçekten, yeni mi eski mi ne olduğu belirsiz, tuhaf beton anıtlar...
Hemen yanımdan geçen birini durdurarak sordum:
“Bu devasa anıtlar eskiden mi kalmadır?Nedir?”
“Yeni yapıldı barış anıtı olarak ancak yarım kaldı,durduruldu”
Bu devasa sevimsiz beton anıtlar hangi akla hizmet bütün şehre hükmeden bir hükümdarın varlığını temsil edercesine oraya konulmuştu, inanamadım.
Kesinlikle katılıyorum, bu heykeller bana ilkçağ kabilelerinin putlarını hatırlattı. Sanki oraya bir şekilde tapılmak için sorumsuzca dikilmişlerdi.
Her heykel ya da her sanat eseri estetik değildir. Hele bu türden şehrin tüm tarihi görüntüsünü ipotek altına alarak bozacak türden eserlerin defalarca düşünülerek, pek çok mimara danışılarak yapılması gerekir.
Bu heykelleri yapmak yerine Kars, şehircilik açısından daha gelişmiş, daha fazla yapı restore edilmiş ve en az eskiler kadar görkemli yeni binalara sahip olabilmiş olsaydı, bütün bu anlamsız tartışmalar da haftalarca gündemde kalmazdı.