- Kategori
- İnançlar
Kimilerine göre “Mehdi” kimilerine göre “Mesih”, kıyamet er geç kopacak...!

Erhan SOYSALTÜRK; “Milliyet Blog” okurları için araştırdı ve yazdı. (HABERLER)
DÜNYAMIZIN YOK OLMASINA İLİŞKİN TEORİLER MEĞERSE NE KADAR ÇOKMUŞ…
Merakım korkuma neden oldu.
Bari biraz paylaşayım da sizler de korkun istedim…?
Mal, mülk, servet, ihtiras, yalan, dolan, iftira, ihanet sonu yok..!
Bunlardan birisi maazallah yaşanır ise, er kişiler veya hatun kişilerin cenaze törenleri bile olamayacak.
Çoook acı…
KIYAMET ALAMETLERİ Mİ BUNLAR…?
Yoksa alametlerin kıyamete doğru yol gösterişimi…?
Kimilerine göre “Mehdi” kimilerine göre “Mesih” bu işleri başımıza saran olacak, gerçi ikisi de aynı kapıya çıkacak ve sonucunda mahvolacağız öyle mi…
METEOR ÇARPMASI:
Herhangi bir kıyamet senaryosu yazılmaya başlandığında insanların aklına gelen ilk olay, dünyaya çarpan devasa bir meteorun insan ırkını sona erdirmesidir.
Aslında bu seçenek göründüğü kadar da uzak bir ihtimal değil.
Bundan tam 100 yıl önce, 1908 yılında devasa bir meteor atmosfere girerek Tunguska (Sibirya) üzerinde parçalara ayrıldı.
Patlamanın da etkisiyle ortaya, Hiroşima'ya atılan atom bombasının nerdeyse 100 katı bir enerjiyi açığa çıkardı.
Gökbilimcilere göre her 300 senede bir kez bu büyüklükte bir göktaşı dünyamıza çarpıyor.
Bunların hemen hemen hepsi daha yeryüzüne varamadan eriyip gidiyor.
GAMMA IŞINI PATLAMASI:
Eğer gökyüzündeki gamma ışınlarını izleyebilseydik tam bir görsel şölen olurdu.
Bazı karanlık gecelerde gökyüzünde çok ani parlayan ve bir anda kaybolan ışık patlamaları görülür.
Bunlar uzak galaksilerde yaşanan gamma ışını patlamalarıdır.
Bunların büyüklüğü ise güneşin nerdeyse 10 katrilyon katıdır.
Sönmüş yıldızların birbiriyle çarpışmasıyla oluşan bu olay 1000 ışık yılı kadar öteye etki edebiliyor.
Bizi etkileyecek kadar yakında gerçekleşen bir patlama, atmosferin ve ozon tabakasının korunmasına rağmen dünyaya yayacağı radyasyonla insan ırkının sonunu getirebilir.
KARA DELİK SALDIRISI:
Galaksimiz içinde pek çok kara delik bulunuyor.
Barındırdıkları yerçekimi kuvvetiyle her şeyi yutabilecek güçte olan bu “YOK EDİCİLER” hasımlarına kaçma fırsatı tanımıyor.
Bir kara deliğin dünyamıza zarar vermesi için illa ki yakınında bulunması gerekmiyor.
Sadece güneş sistemimizin yanından bile geçmesi, dünyanın kara deliğe doğru çekilip sonsuza kadar yok olmasına sebep olabilir.
DEVASA GÜNEŞ PATLAMALARI:
Güneşin yüzeyinde meydana gelen bu devasa güçteki manyetik patlamalar, atmosferimize her gün çarpmakta ve ozon tabakasına az da olsa hasar vermektedir.
Ölümcül etkileri atmosferden geri yansıtılsa da, yapılan araştırmalar normallerinden milyonlarca kat daha güçlü olan bazı patlamaların dünyaya ulaşması halinde atmosferin çökmesi ve gezegenin bir fırına çevrilmesinin uzak bir ihtimal olmadığını gösteriyor.
DÜNYANIN MANYETİK ALANININ BOZULMASI:
Bilim adamlarının yaptığı araştırmalar yeryüzünün yaklaşık her 780, 000 yılda bir manyetik alanının yer değiştirdiğini gösteriyor.
Yine başka bir araştırma geçtiğimiz yüzyıl içerisinde dünyanın manyetik alanının %5 oranında azaldığı da görülüyor.
Manyetik alanın kalkması aynı zamanda güneşten gelen zararlı partikül ve ışınların da bir engele maruz kalmadan dünyaya çarpması anlamına geliyor.
Ayrıca alanın bozulması dünyanın ekolojik dengesinin de bozulmasına sebep olacak ve dünyadaki yaşam yavaşça yok olacak..
YÜKSEK VOLKANİK HARAKETLİLİK:
1783 yılında, İzlanda ‘da Laki Volkanı patlayarak 9000 insanı ve besin kaynaklarının %80’ini telef etmiştir.
Bunun sonucunda gelen kıtlık İzlanda nüfusunun dörtte birini öldürdü.
Atmosfere yayılan toz Amerika Birleşik Devletleri’nde kış sıcaklıklarının 9 derece düşmesine sebep oldu.
Ve bu sadece ufak bir olaydı.
65 milyon yıl önce bugünkü Hindistan’da yaşanan volkanik olaylar Laki Yanardağı’ndan yüzbinlerce kat daha büyük bir patlama ve yüzyıllarca sürecek volkanik hareketlilik getirdi.
Hatta bazı bilim adamlarına göre dinozorların soyunun tükenmesinin sebebi bir meteor değil bu volkanik patlamalardı.
Yeryüzündeki aktif ve pasif volkanların çokluğu düşünüldüğünde bu teori de çok uzak görünmüyor.
SALGIN HASTALIKLAR:
Dünyada bilinen en geniş çaplı ve en büyük hasar veren salgın 14. YY’da Avrupa nüfusunun dörtte birini yok eden veba salgınıdır.
1918-19 yılları arasında yaşanan grip salgını 20 milyondan fazla can alırken, günümüzün en büyük belalarından olarak kabul edilen AIDS 1980 yılından itibaren on milyonlarca insanı öldürdü.
KÜRESEL ISINMA:
Son yıllarda sıkça adını duyduğumuz küresel ısınma insan bazlı en büyük sorunların başında geliyor.
Kutuplardaki buz oranlarının düşmesi, su taşkınları ve seller bunu en göz önündeki belirtileridir.
Harvard Üniversitesi araştırmacılarından Paul Epstein’ın teorisine göre; iklimin bozulması değişik türlerdeki parazitlerin doğmasına ve üremesine, bu yolla da tropik hastalıkların yayılmasının hızlanmasına neden olacaktır.
EKOSİSTEMİN ÇÖKMESİ:
İzinsiz avlanma ve yağmur ormanlarının yakılması gibi eylemlerle dünyanın ekosistemi çok büyük zarar görüyor.
Hayvanlar için yaşam ortamlarının azalmasının yanında besin zincirini de etkileyen bu gibi olaylar, yılda yaklaşık 30.000 canlı türünün soyunun tükenmesine sebep oluyor.
Su kaynaklarına dökülen atıklar da akarsular ve derin denizlerdeki yaşamı olumsuz yönde etkiliyor.
BİYOKİMYASAL FELAKET:
İnsanoğlu bazı yaşam türlerini sona erdirirken, genetik mimari ve modifiiye edilmiş mikroplarla yeni türler de yaratıyor.
Ayrıca tarımda kullanılan hormonlar ve gen oynamaları, insan DNA’sına negatif yönde etki yapıyor.
Hormonlu gıdaların insan hayatına direk olarak kast ettiğine dair net bir kanıt henüz olmasa da, bilim adamlarına göre bu besinlerin yararından çok zararı mevcut.
Bir başka sözü geçen ihtimal ise bu biyolojik güce bir terörist gücün yada saldırgan bir devletin sahip olması ve bunu dünya halkı üzerinde kullanması..
PARTİKÜL HIZLANDIRICI:
Matematikçi Thedore Kaczynski’ye göre bilim adamlarınca yapılan kara delik ve dünyanın nasıl oluştuğunu bulmaya dair deneyler dünyanın sonunu getirecek ve bundan herhangi bir kurtuluş yolu olmayacaktır.
Bu teori çok uçuk gibi görünse de birçok bilim adamı, araştırmacı ve matematikçiden destek gördü.
Özellikle CERN tarafından bu yaz yapılan kara delik deneyi düşünülünce gündemdeki en güncel teori budur.
TOKSİNLER:
Endüstriyel atıklar, nehirlere ve denizlere boşaltılan toksinler özellikle büyük şehirlerin etrafındaki doğal yaşamı tehdit ediyor.
Endüstriyel kirlilik deniz yaşamını olduğu kadar havayı da kirleterek insanları da özellikle kanser gibi ölüm oranı yüksek bir hastalıkla karşı karşıya bırakıyor.
Bunun yanı sıra yüksek dozda dioksin bulunduran zehirli hava insanların üreme yetisini de bozabiliyor.
Bazı firmalar doğal enerji ve havayı daha az kirlen üretim teknolojilerine dönse de halen fabrikaların büyük çoğunluğu zehirli gazları havaya salmakta.
NÜKLEER SAVAŞ:
Günümüzde sadece Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu’nun elinde yaklaşık 19.000 nükleer savaş başlığı bulunmaktadır.
Şu anda uzak bir ihtimal gibi görünse de , bundan 40 yıl önce Sovyetler Birliği’nin dağılması da çok uzak bir ihtimal olarak görülüyordu.
Kitlesel bir imhanın tek yolu nükleer savaş döneminde hem Rusya hem de Amerika biyolojik silahlanma konusunda özel araştırmalar yürütüyordu.
Kontrolü çok zor olan biyolojik silahlar yanlış ellerde kitlesel bir yıkım getirebilir.
AKIL SAĞLIĞININ BOZULMASI:
Yapılan araştırmalar geçtiğimiz yüzyıl içinde insanların fiziksek olarak güçlenmesine karşın psikolojik olarak çöktüğünü kanıtladı.
Günümüzde dünya yüzünde 500 milyondan fazla insanın psikolojik rahatsızlık ve hastalıklarla boğuştuğu tahmin ediliyor.
Yine araştırmalara göre 2020 yılında dünyadaki en büyük ikinci ölüm sebebi depresyon olacak.
Şu anda bile Amerikan nüfusunun %65’i intihara meyilli olarak yaşıyor.
KIYAMET GÜNÜ:
İslam’da Mehdi’nin gelişi, Hristiyanlık’ta Mesih’in dönüşü anlatılır.
Bunlar dünyanın sonunun geldiğinin habercisi olarak bilinir.
3 büyük dinin ortak sonu, kıyamet alametleriyle beraber insan yaşamının sona ermesidir.
Dünyada kendini dine adadığını söyleyen ve kıyamet gününün geldiğine inanan pek çok tarikat mevcuttur.
Çoğu küçük ve zararsız olsa da bazıları kıyameti getirmenin kendi görevleri olduğunu bile düşünür.
Buna örnek olarak 1995 yılında Japon “Aum Shinri Kyo” tarikatına mensup üyelerin Tokya’da bir metro istasyonuna sinir gazıyla saldırı düzenlemesi gösterilebilir.
Bu saldırıda 12 kişi hayatını kaybetmiş, 5000 kişiden fazlası da yaralanmıştı.
Erhan SOYSALTÜRK
Yazarın Dipnotu:
“Bu Yazı Milliyet Blog’daki “BAŞKA BİR TÜRKİYE YOK” köşesi için kaleme alınmış bir; Erhan SOYSALTÜRK yazısıdır.
Yazar ismi ve Link verilerek alıntı yapılabilir.
Kaynaklar: İnternet Teknolojik Bulguları, Tubitak Bültenleri, Gök Bilim ve Uzay Hakkında İnternet verileri, Erhan Soysal Kaynakları ve Bilimsel çalışmaları. Matematikçi Thedore Kaczynski’nin, Karadelik Araştırmalarından Çeviriler, Uzay Bilimi Araştırmacılarından Paul Epstein’ın Makaleleri. “Aum Shinri Kyo” tarikatına ilişkin haberler, .