- Kategori
- Haber
Kiracıya kötü haber!

''Yeni Borçlar Yasası, kiracıların canını yakacak'' tümcesiyle başlayan bu duyuma göre konutun badana, boya vb. harcamalarını kiracı karşılayacak. Bu yasa tasarısından önce kiracı-ev sahibi ilişkilerinin uygar ve insanca olmasını sağlamak/zorlamak için var olan yasanın üzerinden geçilse ve tarafların kendilerini ne düzeyde güvende buldukları araştırılsa, gerçekte gereken düzenlemenin ne olduğu ortaya çıkacaktı.
Hiç incelenmiş midir, bilmiyorum ama kiracı ile ev sahibi ilişkilerinin toplumsal yabanıllığa dönüştüğü ülkeler arasında Türkiye birinciliğe yakın olsa gerek. Bakkaldan parasını ödemeden bir çiklet bile satın alamayacak olan bir insan, üstelik barınmak üzere yaptığı bir sözleşmeye aykırı davranarak, yasal açıklıkları kötüye kullanarak, kendince zaman kazandığını düşünerek çok büyük oranda ekonomik ve hukuksal enerji yitirilmesine, anlamsız yorgunluklara neden olur.
'Kiracı' sözcüğü, 'ev sahibi'nin karşısında hep 'masumiyet' ve 'tacize açıklık' anlamlarını da yüklenegelmiştir, nedense. Kaçamak davranmak ve pek de iyi olmayan niyetlerle söz verip depozitoyu asla ödememek, bankaya otomatik ödeme talimatı vereceğine de söz vererek imzaladığı sözleşmenin tam tersine, aylık ödemesini, süresinin en son dakikasından da sonrasına bırakmak, bir de apartman aidatlarını geciktirmenin dayanılmaz hafifliğinde ayakları yerden kesilmek, ev sahibi kibarca telefonla aradığında uygarca, insanca nedenini açıklayıp temdit tarihini bildirerek alacaklının da kendini ayarlamasını sağlamak yerine düşmanca hakaret ve tehdit savurmak, kendiliğinden evi boşaltıp başka bir adrese çekip gitmek niyedir?..
Yılların emeğiyle edinilebilmiş küçük bir dairenin 500.- TL altındaki kira geliri ve emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar var. Bu grup insanın böylesi hukuksal sıkıntıları için kendisini koruyacak yasanın geçerliliği ise yine özel avukatlar aracılığıyla sağlanıyor. Oysa yasal düzenlemeler yapılırken düşük gelir/kira ile yaşamını sürdürenler özel olarak gözetilebilmeli, dolaysız ve aracısız olarak kolluk güçlerine, savcılığa ya da bu konuda özel işlem yapacak tüzel kürsülere başvurabilmelidir.
Daha temel sorunlar çözülmemişken ilişkilere 'lüks' ayarlamalar getirmek, basit bir ev sahibiyken 'lux dayire' kirasıyla geçinmeye çalışan bir dert sahibine dönüştürür insanı.
Hiç incelenmiş midir, bilmiyorum ama kiracı ile ev sahibi ilişkilerinin toplumsal yabanıllığa dönüştüğü ülkeler arasında Türkiye birinciliğe yakın olsa gerek. Bakkaldan parasını ödemeden bir çiklet bile satın alamayacak olan bir insan, üstelik barınmak üzere yaptığı bir sözleşmeye aykırı davranarak, yasal açıklıkları kötüye kullanarak, kendince zaman kazandığını düşünerek çok büyük oranda ekonomik ve hukuksal enerji yitirilmesine, anlamsız yorgunluklara neden olur.
'Kiracı' sözcüğü, 'ev sahibi'nin karşısında hep 'masumiyet' ve 'tacize açıklık' anlamlarını da yüklenegelmiştir, nedense. Kaçamak davranmak ve pek de iyi olmayan niyetlerle söz verip depozitoyu asla ödememek, bankaya otomatik ödeme talimatı vereceğine de söz vererek imzaladığı sözleşmenin tam tersine, aylık ödemesini, süresinin en son dakikasından da sonrasına bırakmak, bir de apartman aidatlarını geciktirmenin dayanılmaz hafifliğinde ayakları yerden kesilmek, ev sahibi kibarca telefonla aradığında uygarca, insanca nedenini açıklayıp temdit tarihini bildirerek alacaklının da kendini ayarlamasını sağlamak yerine düşmanca hakaret ve tehdit savurmak, kendiliğinden evi boşaltıp başka bir adrese çekip gitmek niyedir?..
Yılların emeğiyle edinilebilmiş küçük bir dairenin 500.- TL altındaki kira geliri ve emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar var. Bu grup insanın böylesi hukuksal sıkıntıları için kendisini koruyacak yasanın geçerliliği ise yine özel avukatlar aracılığıyla sağlanıyor. Oysa yasal düzenlemeler yapılırken düşük gelir/kira ile yaşamını sürdürenler özel olarak gözetilebilmeli, dolaysız ve aracısız olarak kolluk güçlerine, savcılığa ya da bu konuda özel işlem yapacak tüzel kürsülere başvurabilmelidir.
Daha temel sorunlar çözülmemişken ilişkilere 'lüks' ayarlamalar getirmek, basit bir ev sahibiyken 'lux dayire' kirasıyla geçinmeye çalışan bir dert sahibine dönüştürür insanı.