- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kırdığım potları, seviyor oldum

Potlar, uzmanlık alanım, bu konuda bayağı yetenekliyim galiba …
Övünüyormuş gibi…
Türkiye’ye ayak bastığım andan itibaren bu güne dek, öyle çok pot kırdım ki…gölgem gibi oldular. Seviyor oldum, kırdığım potları…
29 Eylül 1989 - Kapı Kule…
Türk polislerin o sımsıcak karşılamasından sonra, kendimi ait olduğum yere geldiğimi hissetmemden sonra, başladı potlar maceralarım.
İlk defa geldiğim ülkeye, evime geri dönmüştüm sanki…
Hani insan evinde kendini rahat hisseder ya…onun gibi bir şey.
Oh be …kendimi kasmak yok artık… kendimi ispat etmek yok…
hiç kimseye, Türklerin en az onlar kadar değerli olduklarını, kanıtlamak yok…
Harika bir şeydi bu…
İçimde çığlıklar yükselmişti o gün, sevinç çığlıkları…
Evde olmanın, mutluluğun, çığlıklarıydı bunlar…
***
Eve gelmesine gelmiştim de, bir çok şey ile yeni tanışıyordum.
Türkçe çok çok az biliyordum, konuşanları zorlukla anlıyordum.
İşe başladığım ilk günlerdi…
Elime bir adet cıvata ve bir adet somun alarak, ambar sorumlusuna cıvatayı göstererek:
“ Bu ne?”
“ Cıvata”
Aklımdan: “güzel, bak bu cıvata”, tekrar ediyordum ki unutmayayım
“ Peki bu ne ?” elimdeki somunu gösteriyordum.
“ Somun”
Önce duymadım sandım, sonra düşündüm bu adamcağız, benimle dalga mı geçiyor yoksa…
Ambarcı Enis Bey - elli yaşlarında , saçları ağırmış birisiydi…
Hani durum da komik aslında, güya makine mühendisi olarak işe alındım : ))
Saygıda hiç kimseye kusur etmiyordum ve
dalga kaldıracak durumda değildim
“ Bu - ne - diye - sor – dum?” sesim yükselmişti
Sesimdeki tehdit tınılara ben bile şaşırdım.
Enis bey şaşkınlıkla:
“ Somun, Abla”
Tepem iyice attı. Ben o zamanlar yirmi beş yaşlarındaydım.
“ Bana bak, senin ablan falan değilim, babam yaşında adamsın.
Öfkeme zor hakim oluyordum.
Enis Bey alçak sesle:
“ Saygıdan Abla!”
Tokat yemiş gibi oldum.Oradan hızla uzaklaştım.
***
Nasıl bilebilirdim ki… somun benim bildiğim ekmekti !
Rahmetli ananem pişirirdi bize somunlar…
Mis kokan, harika somunlar…
Abla ise, bizden büyük yaşta kızlara deniyordu…
***
Körfez krizi yıllarında, patronum, Enis Beyi fabrikadan çıkartmaya karar verince, beni bulmuştu karşısında…
Birkaç sene sonra, günleri dolunca, emekli etmiştik Enis Beyi…