- Kategori
- Şiir
Kırık saçlı kadınlar

Kaçık hikayelerle dolu, duvarları yıkık bir şehrin, kırık saçlı kadınıydı.
Hayatına dokunmuş şiirleri bir kenara atıp,
katıksız düşler kuruyordu.
Sigara izmaritleri biriktiyordu kül tablalarında.
Umutsuzluk süzülüyordu bedeninden.
Kimse anlayamıyordu gözlerinden düşen damlaların sebebini.
Bir mahkum gibi kendi kafasında.
Hatıralar peşini bırakmaz, hatıralar ölüm gibi ensesinde.
Yetişkin bir günah sahibiydi eksik yaşamında.
Çıplaklığından utanacak kadar masum,
üzerindeki kalabalığa kızacak kadar asiydi.
İçinde bir çocuk gözetliyordu,
içinde bir çocuk izliyordu öylece gelip geçenleri.
El sallıyordu çocuk uzak mutluluğuna.
Yazamıyordu sızısını,
dökülemiyordu parmaklarından acısı.
Atıp kurtulamıyordu biriktirdği onca sancıyı.
Yardım uzatan ellerden kaçıyordu hışımla.
Korkuyla yaklaşıyordu insanlara.
Dizleri yara içinde, morarmış göz altları saklayamıyordu çığlıklarını.
Kimi düşünceye yol verirken kaldırım kenarlarında,
kimi hüznü davet ediyordu göğsünden içeri.
Ve kimse duyamıyordu bağırdığı sevdasını.
Bir sebebi vardı elbet ıssız gecelerinin.
Uğultular yıkılmıştı, uğultular enkazdı çabalarının üzerinde.
Ne kaçmak mümkün ne olduğun yerde hayatta kalmak.
Sadece sustu,
ve izledi ölümünü,
kendi kolları arasında.
Ebrar Yasemin Kurt