- Kategori
- Psikoloji
Kırkyedisinde portakal çiçeğini farketmek

Siz başlığa falan bakmayın... Ondan bir anlam çıkarmak için de uğraşmayın!
İçinizden geldği gibi anlayın...
İçinizden geldiği gibi yorumlayın...
İçinizden geldği gibi okuyun...
Beğenmezseniz okumayın!
Bu gün kendime bir doğum günü armağını veriyorum ve sadece kendim için yazıyorum. Bir de portakal çiçeği için...
Hayatın içinde öylesine kayboluyoruz, bize öğretilen ve başkası yokmuş gibi sahiplendiğimiz sıradan yaşamlarımızı o kadar güç hale getiriyoruz ki...
Ne kulaklarımız duyulması gereken sesleri duyuyor, ne gözlerimiz görülmesi gereken güzellikleri görüyor ne de ruhlarımız hissedilmesi gereken duyguları farkedebiliyor.
Sağır oluyoruz, kör oluyoruz, duygusuzlaşıyoruz.
Yüreklerimiz katılaşıyor, duygularımız köreliyor ve...
Farkında olmadan hayatlarımızla küs oluveriyoruz.
Yıllar önce bunları hissettiğim zaman bir yol aramaya başladım kendime.
Gönlümü ısıtacak, ruhumu aydınlatacak bir mucize bulsunlar diye...
Ruhumu ve gönlümü görünmeyen, ancak hissedilebilen, güzel kavramların yeşillikleriyle bezenmiş kırlara saldım.
Bekledim yıllarca...Hep elleri boş döndüler.
Yoruldum, umutlarım tükenme noktasına geldi...İ stemeden de olsa onları da bu kötü kurgulanmış hayatın bozkırlarına çekmek zorunda kalacağımı düşünmeye başladım....Korktum!
Ve mucize oldu!
Bir melek, birgün, bir eliyle gönlümü bir eliyle ruhumu tutup bir gelincik tarlasına götürdü...
Gelinciklerle yüzüm gülerken, gönlüm heyecanlanıp ruhum gururlanırken...
Portakal Çiçeğini gördü gözlerim.
Gönlüm heyecandan mutluluktan ne yapacağını şaşırdı, ruhum sakinleşti masmavi huzur denizinde gezinirken kulağıma fısıldadı
" İşte aradığımız, özlediğimiz, sevdiğimiz burada...bak..Portakal Çiçeği..".
Gönlüm ona destek verdi ;
" Evet..evet...işte bizim hayat kaynağımız...".
Şaşırdım, inanmadım gördüklerime, duyduklarıma, hissettiklerime.
Ama muhteşem bir duyguydu "Kırkyedisinde Portakal Çiçeğini Farketmek".
Sevmiştik yıllarca Onu...
Aramıştık en olmadık kuytularda, en ulaşılmaz zirvelerde.
Ve bir gelincik tarlasında yanıbaşımızdaydı Portakal Çiçeği.
Şimdi ruhum dingin, gönlüm huzurlu, ben mutluyum.
Eğer Tanrı kullarına ömürleri boyunca bir kez doğum günü hediyesi veriyorsa, sanırım benim için 47. doğum günümü seçmiş.
Hoşgeldin Portakal Çiçeği! Ne güzel geldin, iyi ki geldin... Lütfen biryerlere gitme!
Evet.
En başta da dedim ya! Bu yazı sadece kendim için yazılmıştır...İster olumlu ister olumsuz olsun, yorumlarınız benim için çok değerli birer doğum günü armağanı olacaktır.
Ama illede bir mesaj arıyorsanız...
Kıssadan hise diyelim ve şöyle özetleyelim;
Sevgiden ve sevgiyi bulmaktan asla umudunuzu yitirmeyin.
Salın, özgür bırakın ruhunuzu ve gönlünüzü...
Onlar sizi doğru yere mutlaka götürecektir.
Ve...
Hiç bir zaman geç değildir.
Sevgiler.