- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kırmızıya doğru koşarken

Modern zamanlarda hayatlarımızı ne kadar da hızlı tüketiyoruz. Fast food hayatlar diye adlandırdığım bir şey bu yaşadıklarımız. Herşey hemen olsun istiyoruz. Tahammülümüz yok pek. Sabırsızlanıyoruz...beklemeyi ise hiç istemiyoruz. Koşuyoruz sürekli.
Bugün işe giderken yolun tam karşısına geçmek için bekliyordum. Çünkü kırmızı ışık yanıyordu. Fakat hemen yanımda duran yaşlı çift atılmak istediler yola...hızla gelen arabayı görünce hemen geri çekildiler ve bir daha da yeltenmediler geçmeye. Kendimi zor tuttum bir şey söylememek için. Sonra vazgeçtim hemen.
“1 dakikalık bir zaman sizin hayatınızdan daha kıymetli olmamalı” diyecektim.
Hakikaten de 1 dakika daha fazla beklemeyi istememişlerdi. O hızlıca gelen araba gelip te çarpsaydı...ne bir dakika, ne bir saat önemli olacaktı artık.
Kırmızıya doğru koşarken ben de bazen böyle yaparım...aman sönmeden, ışıklar değişmeden geçeyim...
Trenin kapıları kapanmadan gireyim...
Çok geç olmadan evleneyim...
Aman bir an önce askere gidip geleyim...
Bunların hiç biri yanlış değil elbette. Ama hep yetişmek...hep yarışmalı bir hayat. Gereksiz bir yorgunluk.Tüm bunları yaparken de asıl olanı çoktan göz ardı ediyoruz.
Göz ardı ettiğimiz kendimizdir. Hayatımızdır.
Hayatın bir yolculuk olduğunu unutarak, yetişmeye çalışıyoruz...Neye yetişiyorsak artık?