- Kategori
- Deneme
KISKANMAK zorunda mıyım?
GÜZEL İNSANLAR MERHABA,
Bu benim MB daki ilk yazım. Yıllardır eskitemediğim dostlarla paylaştığım, duygu ve düşünce iklimimde hayat bulan görüşlerimi, yeni dostluklara vesile olması dileğimle beğeninize sunuyorum. Olumlu yada olumsuz yapacağınız her türlü yorum ve önerilerinizin, ufuk çizgimi çok daha uzaklara taşıyacağının bilinciyle buradayım.
Aslında herşey 'SEVEN Mİ KISKANIR, YOKSA KAYBETME KORKUSU OLAN MI? sorusunun yanıtını aramak için, bilinçaltımın karanlık dehlizlerine yaptığım yolculukla başladı. Sorunun benim açımdan özel olan tarafı, çok sevdiğim bir insana yardımcı olabilmek düşüncesiyle, onun adına kendime sorduğum bir soru olmasıydı. İyiki de o soruyu sormuşum, iyikide o yolculuğu yapmışım. Sebep olan dostuma ve şu anda bu yazıyı okumakta olan siz yeni dostlarıma, KISKANÇLIK DUYGUSUNDAN UZAK MUTLU GÜNLER DİLERİM.
Kıskançlık duygumuzun doğuştan değilde, yaşadığımız süre zarfında sahip olmak istediklerimiz yada sahip olduklarımızı kaybetmek korkusu olduğunu fark eden bir arkadaşınız olarak bunu iki örnekle somutlaştırmak isterim. Birinci örneğimiz çocuklar arsındaki KARDEŞ KISKANÇLIĞI olsun. Kardeşi doğana kadar her yönüyle uyumlu olan, birinci çocuk o yaşa kadar bilmediği bir duyguyla tanışıyor. Annesinin ilgisini paylaşmak istememesini biz ebeveynler, 'kardeşini kıskanıyor' diye adlandırıyoruz. Yani kardeş olmasa öyle bir kıskançlıkda olamayacak. Oysa doğuştan gelen bir duygu olsaydı, kardeş olsada olmasada o duygu yaşanırdı. İkinci örneğimiz denizden uzak yaşayan ve iletişim araçlarından yoksun birinin, deniz kenarında tatil yapan insanları kıskanması düşünülebilir mi? Öyle bir olayı bilmediği gibi, varlığından bile haberi yok. Benzer örnekleri çoğalttığımızda dahada net anlaşılacağı üzere, bana göre kıskançlık duygusunu doğuştan değil, bu dünyada yaşayarak öğrenilmiş bir duygu olarak görüyorum.
Sevme mi? Kaybetme korkusu mu?
Kaybetme korkusu ancak birşeye sahip olunduğunda geçerlidir. Kendi yetersizliğini, sevdiği partnerinin varlığını yok sayarak, onu sahiplenmek suretıyle tamamlayan kişi, artık kendi bakış açısıyla 'DEĞERLİ BİR BİREY' olmuştur. Doğasında var olan ama ne yazık ki, buğüne kadar çevresi tarafından hep inkar edilen ve ettirilen, bu duyguyu ona yaşatan sevenini kaybetme korkusunu 'BİZ SEVEN KISKANIR'diye kamufle ediyoruz gibime geliyor.
Oysa GERÇEKTEN SEVEN BİRİ, bir yandan sevdiğinin gelişmesi için uygun ortam hazırlarken, diğer taraftanda sevdiğinin kişilik haklarına saygı duyabilmelidir.
Kendimize bile itiraf etmekte zorlandığımız, yaşanması gerektiği zamanlarda es geçilmiş, önemsenmemiş yada farkına bile varılmamış O YÜCE SEVME DUYGUSU , hep içimizde bir yerlerde varlığını sürdürmüştür. Hem de zaman zaman haykırmalarını dahi duymazlıktan gelmemize rağmen.
Yoksa KISKANÇLIK, o yüce duyguya vereceği bir hayat öpücüğüyle hayata döndürecek, adına 'sevgili' dediğimiz bir cins-i latifin, varlığından yoksun kalmaya tahammülsüzlük mü?
SEVGİ NE KADAR SIĞSA KORKU O KADAR DERİN OLUR.
SEVGİ NE KADAR DERİNSE KORKU O KADAR SIĞ OLUR