Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

10 Kasım '13

 
Kategori
Güncel
 

Kızlı Erkekli ortaya karışık

Kızlı Erkekli ortaya karışık
 

Var mı bizim gibi başka ülke, bunca hayati sorunu varken bunca “fuzuli” tartışmaya vakit harcayan?

Ayrıca bu tartışmayı yaparken, konuları iyiden iyiye birbirine karıştıran ve tümden içinden çıkılmaz hale sokan?

Sadece boşa zaman ve enerji kaybı yaşatmakla kalmayıp, karşılıklı toplumsal tepki ve nefreti de körükleyen?

Sanmıyorum.

Bu konuda kuşkusuz ki açık ara farkla birinciliği elde tutan ve anlaşılan o ki daha uzunca süre de elde tutacak olan bir ülkeyiz.

Ne diyelim, hayırlı olsun.

Olsun da, biz yine de bazı konuları birbirinden ayırmaya çalışalım. Şöyle ki, çevremdeki bir sürü modern laik arkadaşım söz konusu çocukları ve özellikle de kızları olunca, gayet de muhafazakâr kesilebiliyorlar ve örneğin kız ile erkek öğrencilerin karışık olarak aynı yurtta ya da aynı evde kalmasından pek de hoşlanmıyorlar. Bu bizim toplumumuza has değişik bir muhafazakârlıktır ve öyle ya da böyle tüm kesimleri kapsamaktadır. Bazı şeyler bizde racona terstir. Bunun değişik bir örneğini gençliğinde militan solculuk yapıp, söz konusu kendi kızı olduğunda fazla “idealist” davranmasından korkup onu devlet okulu yerine koleje göndermeyin tercih eden baba da görmüşlüğüm bile vardır.

Biz böyle enteresan bir milletizdir sonuçta.

İdealler ve ilkelerimizi ülke gerçeklerine göre yüzde yüz farklı formatlamakta bir mahsur görmeyiz, sonuçta teori dediğin sokaktaki pratiğe uymaz. Özellikle de çocuklarımız ve onların “korunmaları” söz konusu olunca, tereddüt etmeden muhafazakâr kesiliriz. Birbirimizle hemen empati kurarız.

Bu yüzden de özellikle devlet ya da özel yurtların kız erkek ayrı olmasında zaten genel toplumsal bir mutabakat vardır. İsteğe göre farklı uygulamalar ise çok sınırlı ve özeldir. Bu da sonuçta okul - veli - öğrenci üçgeninde hallolan bir meseledir. Ancak özellikle modern laik kesimde kimse örneğin yemekhanelerin ayrı olmasından yana değildir, buna gerek de yoktur. Çok isteniliyorsa, özel kolejler ve üniversitelerde özel muhafazakâr taleplere göre bu da düzenlenebilir. Ama gözlemlediğim kadarıyla sonuçta bir lise ya da üniversiteyi cazip kılan, her şeyden önce eğitim kalitesidir. Günümüzde muhafazakâr ailelerin de önceliği bu yöndedir, özellikle de köklü yabancı kolejler ve vakıf üniversiteleri söz konusu olunca.

Tümden kız ve erkek olarak ayrılmış okullara talep çok kısıtlı. Bu konuda kimse kendini kandırmaya kalkışmasın. Aynı şekilde tersinden de, kızlı ve erkekli beraber kalınan öğrenci evlerin sayısı da çok azdır.

Toplumun bütününe bakarsak, böyle “karışık” beraber kalan öğrenci yüzdesi kaçtır? Bu rakam için toplumu böylesi germeye ve boş tartışmalara sürüklemeye değer mi? Kaldı ki, öğrenciler ve ebeveynler bundan memnunsa, size ne? Bu insanların hepsini nasıl fuhuş ve terörizm zannı altında bırakabilirsiniz?

Konu açılmışken, son derece katı kız ve erkek ayırımı uygulayan ve aynı katılıkla masum insanları öldürmekte hiçbir beis görmeyen terörist örgütleri de hatırlatmakta yarar var. Ayrıca şu “ihbar” konusu da çok ilginç, bu gidişle aynı eski doğu blok ülkeleri gibi muhbir vatandaş devletine dönüşeceğiz anlaşılan. Emin olun, insanları - hem de en yakınlarını - birbirine düşman etmekte bundan iyi bir yöntem yoktur. Hele bizim komşuluk anlayışımızla yüzde yüz çelişen bir yaklaşımdır bu.

Başbakanımızın ihbarla ilgili adeta tavsiye niteliğinde sözlerini dinleyince, ben de kendimi aşağıdaki twitter mesajını yazmaktan alıkoyamadım:

“DUYURU: Medeni halinden şüphelendiğiniz komşunuzu valiliğe, polis merkezine ve birinci eşe ihbar etmeniz rica olunur. Başakşehir Aprtm. Yön.”

Neden olmasın? Mademki, birbirimizin ahlak bekçisi olacağız? Yoksa birtakım karışık muhafazakâr yaklaşımlar, karışık kalan kız ve erkek öğrenciler kadar rahatsız etmiyor mu?

Ayrıca hep yurt dışı seyahatler öncesi ortalığa böylesi bir “yem” atıp, toplumun verdiği tepkiye göre siyaset belirlemeyi de en hafif deyimiyle şık bulmuyorum. Özellikle de farklı kesimler birbirine bu kadar düşman kesilmişken ve en ufak bir tartışmada alev almaya hazırken. Bu konudaki duygularımı da yine bir twitter mesajıyla şöyle özetledim:

“Ne oldu da Başbakanın gündemine birden bire kız ve erkek öğrencilerin ahlakı düştü? Ülkemin birincil sorunu bu mu?”

Tabii ki değil. Asıl sorun parasızlıktan kıvranan ve son derece kötü şartlarda barınmak zorunda kalan sayısız öğrencilerdir. Yurtların hem sayı hem de kalite olarak verdikleri devasa açıklardır. Kaliteli eğitim kurumlarla olan talebin hiçbir şekilde karşılanamamasıdır.

Bilmiyorum, elde edilen siyasi sonuç tüm bu boş tartışmalara ve gerginliklere değiyor mu? Benim bildiğim, insanların bir kısmının hızla dinden ve onun temsil ettiği değerlerden soğuduğudur. İnsanların diğer kısmına göre bu “çürüklerin” ayıklanması olarak görülebilir, ama sonuçta olan hepimize oluyor ve toplum olarak hep beraber içten içe çürüyoruz. Çünkü aynen insan bünyesi gibi toplum bünyesi de bu kadar gerilimi kaldıramıyor ve hasta düşüyor. En ufak olayda ateşi fırlıyor, daha da kötüsü artık ateşi hiç düşmüyor. Düşeceği de benzemiyor.

Galiba daha çok “ortaya karışık” servis edilecek, özellikle de seçim süresi boyunca.

Bize düşen de, her defasında yeniden sabır ve sebatla bu düğümü biraz olsun çözmeye çalışmak olacak.

Elimizden geldiğince.

Elinizden geldiğince.

Zuhal Nakay

 

Not:

“Bugünkü "Makam Farkı"nı kaçırdıysanız izlemenizi tavsiye ederim. Gerçekten de dört dörtlük Atatürk'ü anma programıydı. @makamfarki

“Makam Farkı'nda bu hafta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölümünün 75. yılında en sevdiği eserlerle anılıyor. Cumartesi 18:15'te @ntvde”

 

 
Toplam blog
: 102
: 618
Kayıt tarihi
: 24.08.13
 
 

Mimar / Blog Yazarı ..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara