Koca adam bir çocuk gibi ağlıyordu / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '09

 
Kategori
Eğitim
 

Koca adam bir çocuk gibi ağlıyordu

Koca adam bir çocuk gibi ağlıyordu
 

Daha fazla acı çekmesin diye uyutulmuştu. Derin uykusundan uyanamadı. Ülkemin insanının bilinçlenmesi ve çağdaşlaşması için yıllarca mücadele etmişti. Yakalandığı amansız hastalılıkla mücadelesinde yenik düşmüş gökyüzünün sonsuzluğuna kanat çırpmıştı. Kardelenleri için ömrü boyunca mücadele etmiş bir bilim insanı, bir aydınlanmacı, ülkesini seven onurlu biri idi o. Yüzünde gülümsemesi eksik değildi. Kendi deyimi ile “kimseyle sorun yaşamamış, tartışmamıştı”. Olanağı olmayan kız çocuklarının eğitilmesi ve topluma bilinçli birer birey olarak katılmaları için çabalamıştı. Dile kolay, tam 36 bin kız öğrenciye eğitimlerini tamamlamaları için burs veriyordu. Tam 36 bin genç kızın aydınlanması için çaba sarf ediyordu.

Bu mücadelesinde kimi zaman haksız saldırılara maruz kaldı. Hastalığının en amansız döneminde evi arandı. Kurduğu derneğin kimi yöneticileri gözaltına alındı. Bu oldukça etkilemişti kendisini. Yine de yüzünde ki gülümseme hiç eksik olmadı.

Yıllardır ülkemin Güneydoğu’sunda güvenlik güçlerine taş atan çocuklar var. Büyükşehirlerin varoşlarında yüzlerini bandana ile kapatıp Molotof atan çocuklar ve gençler var. O çocuklar eğitimsizliklerinin kurbanı değil mi? Eğitimleri yeterli olanlar ülkesinin güvenlik güçlerine neden taş atsınlar? Çoğunun yaşı itibari ile eline aldığı taşı neden attığının bilincinde olup olmadığı da sorgulanabilir. İşte Türkan Saylan bunların eğitimleri ile de uğraşılmasını istiyordu. Çünkü o, Atatürkçü, lâik ve yurtseverdi. Bir sevgi insanı idi. Bir eğitim gönüllüsü idi.

Güneydoğu’da kadınların töreye kurban edilmesinin eğitimle sonlandırılabileceğinin bilincinde idi. Genç kızların evlenecekleri kişiyi ilk kez düğün günü görmesinin eğitimle önlenebileceğinin bilincinde idi.

Genç kızların istemediği kısmetini babasına söyleyebilmesinin, eşinden hoşlanmazsa boşanabilmesinin, istemediği halde sürekli çocuk doğurmasının eğitimle çözülebileceğinin bilincinde idi. Ve bu amaçla özellikle kız çocuklarının eğitimlerinin devam etmesi için çalışıyordu.

Daha dün eğitimsizlik, cahillik, insan yaşamının hiçe sayılması ve hukuksuzluk onlarca insanın Bilge köyünde katledilmesine neden olmadı mı? Ülke gündemine oturan bir dram yaşanmadı mı? Çocuklar daha ne olduğunu tam anlayamadıkları acı, korku, kin ve nefretle karşılaşmadılar mı? Bu katliamın yapıldığı yerde kadının adı var mıdır? Eğitimleri yeterli midir? İşte Türkan Saylan eğitimsizlikle, hukuksuzlukla gelen bu olayların ancak eğitimle ve bilinçli bireylerin yetiştirilmesi ile sonlandırılabileceğini biliyordu. Tüm mücadelesi cahilliğin önüne geçilmesi içindi.

Türkan Saylan’ın vefat ettiği günün akşamı İstanbul’dan kayınpederimle kayınvalidem gelmişti. O günün sevinci Saylan’ın vefatının duyulması ile yerini tarifsiz bir hüzne bıraktı. Bir yandan haberleri izliyor bir yandan da suskunluğumuz devam ediyordu. Saylan’la ilgili haberleri veren Uğur Dündar’ın anlatımlarını ve ekrana gelen yazıları kaçırmamaya çalışıyorduk. Ve işte o anda kayınpederin gözünde gözlüğü çıkarıp eline aldığı selpak mendille gözlerinden akan gözyaşlarını silmeye başlamasına şahit olduk. Koca adam bir çocuk gibi ağlıyordu. Salonda bulunan herkes etkilenmişti bu durumdan. Benim de gözlerimin dolduğunu hissetmemle birlikte salondan hızla mutfağa geçmem bir oldu. Ancak gözlerimin kızarıklığını saklayamamış olacaktım ki az sonra eşim yanıma geldi. Elinde tuttuğu bir selpak mendili bana uzatıyordu.

Ertesi gün misafirlerimle birlikte eşimin çalıştığı işyerine gittik. İş yeri bir endüstri meslek lisesine yakındı. Lise ise organize sanayi bölgesine yakındı. Etrafta ne bir ev vardı ne de yerleşim yeri. Her taraf işyerleri ile kaplıydı. Öğrenciler okula servislerle gidip geliyorlardı. Dolayısı ile öğleyin kimisi okulun kantininden kimisi de çevrede bulunan pastanelerden karınlarını doyuruyorlardı.

Eşimi de alarak bir pastaneye gittik. Gelen öğrencilerin kimisinin üzerindeki giysiden pek de olanaklı olmadıkları anlaşılıyordu. Öğrenciler kolalarını ve böreklerini alıp karınlarını doyurduktan sonra pastanede çalışan bayanla kısa da olsa bir söyleşi yaptık. Anlatılanlar yüreğimizi burktu. Arkadaşları ile pastaneye gelip paraları olmadığı için çay, kola ve börek alamayanların suskun ve aç olarak geri dönmelerinin anlatımı bizleri derinden etkiledi.

Özellikle yeterli imkânı olmayan ailelerin çocuklarına yeterli okul harçlığını veremediklerini ve bunun da çocuğu olumsuz etkilediğini gözlemlediklerini dile getirdiler pastane çalışanları.

Ben yıllarını eğitime harcamış ve çocukların eğitilmesi için mücadele etmiş biri olarak durumu kavramıştım. Belli bir birikime sahip olan kayınpederimde olayın anlatımı ile yine sulu gözlülük yapmış gözlüklerini çoktan çıkarmıştı. Eşimden selpak mendil isterken farkında oldum ağladığının.

Dün Türkan Saylan bugün de eğitim mücadelesi veren fakir öğrenciler kayınpederime duygu seli yaşatmıştı. Koca gövde bir kez daha sarsıla sarsıla ağlamıştı duydukları ve gördükleri karşısında.

Bu arada kızım Marmara Üniversitesini kazandığında iki yıl ÇYDD’den burs almıştı. İkinci yılın sonrasında girdiği Üniversite sınavlarında bir başka şehirde ve başka bir üniversitede eğitimine devam etmek durumunda kalınca bursu sona ermişti. Bu bağlamda ben ve kızım değerli bilim adamı ve eğitim gönüllüsü Türkan Saylan’ın eğitime olan tutkusunu yakından tanımıştık.

O, Anadolu’da binlerce insanın gönlünde yaşayacaktır. Bizler onu yaptıkları ile anacağız. Işıklar içinde yat Saylan hocam…

 
Toplam blog
: 210
: 910
Kayıt tarihi
: 04.05.08
 
 

Eğitimciyim. Bir insanın çağdaş bir gelecek için, aydınlanma için çok okuması gerektiğine inanıyo..