- Kategori
- Dünya
Kocasının yanında beni kesti

Carla Bruni bulunduğu her yerde güzelliğiyle dikkatleri üzerine toplamayı başaran hoş bir kadın. Bunu bilmeyenimiz yok. Ama Paris ve Brüksel arasında baş gösteren namus davasının sonucunun ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz.
Bahsedeceğimiz olay New York’ta düzenlenen AIDS toplantısı sırasında gelişiyor. Doğrusu, yazılanlar olayın bu şekilde geliştiğini düşündürüyor. Belçika Kalkınma Bakanı Charles Michel toplantıda gördüğü Bruni’ye öyle bir bakıyor ki, benim diyen kadının dayanacağı cinsten değil. Belçikalı bakana göre Bruni de cevap veriyor. Gözlerini baygınlaştırarak kendisini kesene hiç de boş olmadığı cevabını bakışlarıyla genç bakana iletiyor.
Belçikalıya göre bu bakışmadan doğan elektrik dalgaları, toplantının önüne geçiyor, ürperiyorlar, titreşiyorlar, kendilerinden geçiyorlar, özetle nerede olduklarını anlamaları için bayağı bir zaman geçiyor.
Ama her birlikteliğin bir ayrılma, her kesişmenin elbette birileriyle paylaşılma anı vardır. Ülkelerine istemeden de olsa dönüyorlar. Bir ayrılıktır başlıyor. Carla’nın durumunun ne olduğunu bilemiyoruz ama Charles, erkek milletinin ortak bir yanı olarak bu anı paylaşıyor. Herhalde bir bakanlar kurulu toplantısı sırasında kabinedeki arkadaşlarına <ı>ah ulan ah ı>diyor, <ı>var mı böyle bir şeyı>. <ı>Bir an gözlerimiz kesişti, o an aramızda bir elektriklenme olduğunu hissettim, ayaklarım yerden kesilir gibi oldu.ı>
Bir şeyi iki kişi duyuyorsa, dünyanın duymaması imkânsız… Koskoca kabinenin duyduğunu elbette Nicolas Sarkozy’den önce Fransa duydu, haber şok etkisi yarattı. Elysee Sarayından hemen basına iletilmek üzere bir açıklama geldi: "<ı>bu sözleri hakaret sayıyoruz. First Lady evlidir ve bu tür yakıştırmalara maruz kalması hiç yakışık almamaktadır"ı>.
Bakanlarının çok ileri gittiğini belirten Belçika basını ise haberi, "<ı>Fransa First Lady'sinin tüm dünyayı etkilediğini biliyorduk ama hiçbir erkek politikacı bu şekilde bir ifade kullanmaya cesaret edememişti” ı>cümlesiyle geçti.
Kullanılan tabir gerçekten kritikti. Fransa ve Belçika arasındaki ilişkilere zarar verecek nitelikteydi. Her ne kadar olayın ardından Belçikalı bakan şaka yaptığını ifade etse de, hiç kimse, Sarkozy’nin bundan böyle o muhteşem sarayında rahat uyuyacağını zannetmiyor.