- Kategori
- Güncel
Komünist bir gençlik

Hiç bağırıp-çağırmayın, sinirlerinize dur deyin. Ne zaman mı? Yarın bir hükümet başkanı, yani şimdikinden sonra herhangi biri ''Komünist bir gençlik yetişmeli'' veya ''Irkçı (Kürt olur, Türk olur) bir gençlik olmalı'' ya da ''Bilimden başka birşeye inanmayan,inançsız bir gençlik yetişmeli'' veya inançlı bir gençlik derken İslamiyeti değil de Zerdüşt inancını derse hiç hop oturup- hop kalkmayın, sinirlenmeyin, katli vaciptir demeyin...
Şimdiki hükümet bunu yapınca suç olmuyorsa, devletin böyle bir görevi varsa, gelecekteki bir hükümet de buna benzer, ama sizi çileden çıkartan birşey söyleyebilir. Böyle şeylerin yolu şimdiden açılmamalı. Özal'ın anayasayı bir defa ihlal etmekle birşey olmaz lafı aklıma geldi. Bir yol açmış oluyorsunuz...
Emekli başbakanlar domates yetiştirebilir, tavşan besler, yarış atı yetiştirebilir, organik sebze de... Görev başındaki bir Başbakanın böyle bir görev ve sorumluluğu olamaz; insan, domates değildir, tamamı kırmızı yetiştirilemez. İnsan düşünen, akılı olan ve zekasını etki altında kalmadan hür olarak dilediği alana yönlendirebilen bir varlıktır. Bunu yapmıyor veya yapamıyorsa, kendisinin yerine başka bir güç karar veriyor ya da etkiliyor, yönlendiriyorsa o canlı ya insan sayılmaz, veya tutsaktır hür sayılmaz; inanca, ya da inançsızlığa, yani düşünceye zincir vurulmamalıdır.
Devlet din işlerine karışmaz, yön vermez. Devletin görev ve sorumluluğu bilinmektedir; halkını zenginleştirmek; sağlıklı, eğitimli, güvenlikli, fikiri ve vijdanı HÜR, medeni ve refah düzeyi yüksek bir toplum yetiştirmektir. Devlet bunu yapamıyorsa; hedef saptırmak, dikkati daha kolay ve daha az masraf gerektiren bir alana yönlendirmek, bunu yaparken de halkın sevdiği şeyleri kulağına fısıldayıp oylarını kazanmaya devam etmek gibi bir yola sapabilir.
Bizim toplumumuzda yaygın olarak inanç ve ibadet Allah rızası için ve Dini bir görev olduğu için yapılır, yani Yaradan ile yaratılan arasındaki bir konudur; siyasi parti başkanları oy desteği toplamak için bu kutsal alana giremezler, bu maksatla demeç veremezler. Herkes inancı konusunda hür bırakılmalıdır.
İnançlı bir nesil derken bile eşitlikçi ve adaletli, samimi olup-olunamadığı halkın gözünden kaçmaz; sadece çoğunluktaki bir inanç gurubuna bütçeden bu halkın parasını harcayarak adaletli olunamaz . Türkiyemizde yaşayan Ortodokslar, Katolikler, Süryaniler, Aleviler, Şafiiler,Caferiler, Şiiler, Ateistler ve diğer inanç mensupları da vergi ödemektedirler; vergilerinden, tek bir inanç gurubunu öğreten hocaya ödenen maaşları helal etmezler.