​ Kontratak değil "counter-strike" / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '08

 
Kategori
Futbol
 

Kontratak değil "counter-strike"

Kontratak değil "counter-strike"
 

Anadolu takımları üç büyüklerle mücadele etmenin yolunu buldu.


Galatasaray, Fortis Türkiye Kupası B grubu ikinci karşılaşmasında ağırladığı Kayserispor’u son dakikada Aydın’ın attığı golle 1-0 mağlup ederek puanını 4’e yükseltti. Karşılaşmayı izlemek üzere ekranları başına toplanan futbolseverler; Galatasaray’ın zaman zaman zorlandığı anların, Fenerbahçe maçındaki gol becerisinin yüzde birini dahi gösteremeyen Aghahowa’nın ve lig maratonunda izleyemedikleri kimi futbolcuların dışında bir şeye daha tanıklık ettiler. Bence spesifik bir kupa maçından çok daha önemli olan bu olgu; geçen sezon dikkat çekici başarısıyla manşetlere oturan Sivasspor’un diğer Anadolu kulüplerine ciddi anlamda bir “rol model” oluşturmaya başlamasında saklı. Ligimizi uzun süreli başka bir deyişle sezonlar boyunca takip eden tüm futbol izleyicisinin hak vereceği gibi 80’li ve 90’lı yılların büyük bölümünde İstanbul deplasmanına gelen Anadolu kulüplerinin sahalarında mahkûm kaldıkları 90 dakikalar izlerdik. Futbolumuzun bugünkü tablosuna bakıldığında genellikle Anadolu takımlarının aynı mahkûm görüntüyü koruduklarını ancak puan bakımından çok daha ciddi performanslar ortaya koyduklarını görüyoruz. O halde aradaki fark ne?

Geçmiş yıllarda üç büyüklerin gücüyle köşeye kapanan bir boksör gibi yarı sahasında hatta kendi ceza alanları çevresinde gardlarını alan takımlar 2000’li yıllarla birlikte çok daha can acıtan kontra yumruklar savurmaya başladılar. Bugünün takımlarında oyunun kontrolünü rakibe vermek ve aynı zamanda fizik kondisyonu yüksek, süratli bir forvet ile araya oynayabilen orta saha futbolcularına sahip olmak da bilinçli bir tercih. Anadolu kulüplerinde izlediğimiz bu taktiksel devinimi “Tez, anti-tez, sentez” üçlemesi bağlamında irdeleyip futbolun felsefi yönünden dem vurmak da “Dayak yiye yiye atmayı öğrendiler” açıklamasıyla alelade ama anlaşılır bir yol tutmak da mümkün. Mehmet Yıldız’ın, Aghahowa’nın, Sercan Yıldırım ya da Youla’nın son dönemde yaydığı ışık huzmeleri gözünüzü almadıysa o meşhur atasözünü devşirip “Her başarılı forvetin arkasında usta bir ayak vardır” da diyebilirsiniz. Çünkü Aghahowa’nın Mehmet Topuz’la, Sercan Yıldırım’ın Yusuf Şimşek’le, Youla’nın Serdar Özbayraktar’la ya da Mehmet Yıldız’ın Muhammed Ali veya Sezer Badur’la yaptığı kariyer birlikteliği aynı zamanda takımlarının klasmandaki yerini de belirler.

Futbolun dinamikleri içinde “kontratak oynamak” diye bir şey var. Hiçbir takım ya da teknik direktörü “Kontratak oynuyor” diye futbol dünyasından aforoz edemezsiniz, etmemelisiniz. Ancak dünya futbolunda kabul gören kontratak anlayışıyla ligimizdeki arasında bazı farklar da göze çarpmıyor değil. Eğer topu kazandığınız anda akordeon misali açılıp gerek kanatlardan gerekse de göbekten kısa zamanda topu rakip ceza sahasına ulaştırabiliyor üstelik rakip alanda kalabalık da olabiliyorsanız bunun adı kontratak oynamaktır. Ligimizde sıkça başvurulan bir diğer yol ise kazandığınız topu en kısa zamanda orta sahadaki “ağır abiye” uzatıp onun da tandemin arasına Speedy Gonzales’i kaçırmasını beklemektir ki bunun adı kontratak değil olsa olsa “counter-strike” olur. Başlangıçta büyük takımlara karşı geliştirilen bu oyun anlayışının bugün genel bir tercih olmaya başlaması ise Sivasspor ve Kayserispor’un bu yola başvurarak ligimizin “başaltı” takımları olmalarından sonraya rastlar.

Buraya kadar yaptığımız tüm bu beyin jimnastiğinin çıkış noktası ise kupada oynanan Galatasaray – Kaysersipor karşılaşması. Maçı Aydın’ın son dakika golüyle 1-0 kazanan sarı-kırmızılılar açısından işler ters gitse Aghahowa’nın bulduğu çok net 4 pozisyonda da topu ağlardan alabilir ve maçı da 4-1 kaybedebilirlerdi. Nitekim Kayserispor’un evinde Beşiktaş’ı 1-0 yenişi, Saraçoğlu’nda Fenerbahçe’ye yaşattığı kâbus gece ya da Eskişehirspor’un Galatasaray’a diz çöktürmesi de yazar açısından hep “counter-strike” alametleridir.

Sakın bu taktik kurguyu ayıpladığım zannedilmesin, tüm bu tespitleri yapma sebebim tez ve anti-tezden yakın zamanda bir sentez çıkıp çıkmayacağını merak etmem.

 
Toplam blog
: 235
: 717
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..