Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '08

 
Kategori
Futbol
 

Viyana'da Türk gecesi

Viyana'da Türk gecesi
 

Tüm hazırlıklar İspanya maçı için..


Millilerimiz Dünya Kupası Grup Elemelerine verilen uzunca aradan yararlanarak Avusturya ile Viyana’da yaptıkları hazırlık maçını 4-2 kazandılar. Karşılaşma bizim açımızdan “İspanya maçına hazırlık” gayesi taşıyordu ama Karel Brückner yönetimindeki hırslı Avusturya takımı ortaya koyduğu mücadele ile maçı final havasına sokmayı başardı. Birçok asından yoksun Avusturya’nın böylesine istekli, hırslı hatta kimi zaman tatlı sert oynaması milli futbolcularımızı da ateşledi. Neticede boyunun ölçüsünü alan Brückner ve talebeleri oldular ama bizlere gerçek bir hazırlık maçı fırsatı verdikleri için onlara teşekkür etmeliyiz.

Karşılaşmayı 2 bölüm olarak değerlendirmek mümkün. Birinci bölüm, Avusturya’nın maç öncesi planlarına birebir uyum gösteren ve sahada onların istediği gibi futbol oynanan ilk 40 dakikalık bölüm. Kalan 50 dakikalık bölüm ise Avusturya’nın geniş alanda oynamak zorunda kalıp bizimle yetenek yarıştırmaya çalıştığı ikinci bölüm. Değerlendirmeye ilk bölümden başlarsak; 40 dakikalık bölüm içinde Brückner’in 4-4-1-1 dizilişinde sahaya sürdüğü takımını enteresan bir stratejiyle oynattığını görüyoruz. En uçta Austria Wien’li Okotie, hemen arkasında Panathinaikos’lu Ivanschitz. Kalan sekiz kişi ise tek bir blokmuşçasına defansta gömülüp hücumda en gerideki adam orta çizgiye basacak kadar ileri çıkıyor. Buna karşılık Fatih Terim’in uzun zamandır denemeye devam ettiği 4-3-3 taktiğinde biz, orta alanı Ayhan, Aurelio, Sabri üçlüsüyle kontrol etmeye çalışıp kanatlara yakın oynayan Kazım ve Tuncay’dan orta alana yardım getirmeye çalışıyorduk. Açıkçası ilk bölümde Avusturya’nın yarattığı orta alan kalabalığında sıkıştık ve bireysel becerilerimizi sahaya yansıtamadık.

28’de kademe hatasından bir de gol yiyince sahada her şey Avusturya’nın istediği gibi gerçekleşti. Dakikalar 38’i gösterirken Mehmet Yıldız, Colin Kazım, Mehmet Aurelio üçgeninde gerçekleşen duvar pasları neticesinde topu önünde bulan Aurelio beraberliği sağlayınca hem umutlandık hem de ritmimizi bulmaya başladık. Bu golden sadece 3 dakika sonra Gökhan’ın indirdiği hava topunu ağlara gönderen Tuncay maçın kırılma anına da imzasını attı. 40-90 arası oyun bizim istediğimiz ve bizim yön verdiğimiz şekilde cereyan etti. İlk bölümdeki o disiplinli bloktan hücuma adam göndermek zorunda kalan Avusturya böylece bize de yeteneklerimizi sergileyecek alan bırakmış oldu. İşin doğrusu Avusturya takımı bireysel kalite ve teknik yeterlilikte asla millilerimizle boy ölçüşemeyecek bir seviyede. Neticede maç başındaki oyun planlarını bozar bozmaz sahada kimin patron olduğu ortaya çıktı. Tuncay-Hölzl düellosunun galibi 3-2 ile Tuncay olurken, maçı kazanan da 4-2’lik skorla ay-yıldızlılardı.

Her ne kadar sıkı bir maç oynamış olsak da futbolun temel parametreleri itibariyle bu karşılaşmanın “İspanya maçına hazırlık” gibi bir amaca hizmet ettiğini düşünmüyorum. 28 Mart ve 1 Nisan’da Avusturya’dan çok daha organize, çok daha becerili ve topa çok daha hâkim bir takımla oynayacağız. Ayrıca Avusturya’dan yediğimiz goller de Fatih Terim’in 4-3-3 ısrarı etrafında soru işaretleri doğuruyor. Geriden gelip yenmek hepimizi mutlu ediyor ama ya İspanya önünde geriye düşersek? Acaba yine aynı baskıyı kurabilir miyiz? Bence bu maçın bize en büyük faydası 20 yaşındaki genç bir stoperin, Eren Güngör’ün, milli kariyerine parlak bir başlangıç yapması oldu. Defansif zaaflarımız göz önüne alındığında Eren gibi oyunculara ihtiyaç duyduğumuzu söylemeye bile gerek yok.
 
Toplam blog
: 235
: 717
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..