- Kategori
- Kültürler
Konuşma uygarlığın anahtarıdır...

UYGAR VE ÇAĞDAŞ…
Birkaç gün önce “konuşma adabı” isimli bir makalemi paylaşmıştım sizlerle, bu kez konuşmanın
Bir kültür bir şeref ve gerçek anlamda uygarlık mirası olduğundan bahsedeceğim.
Durup dururken yazmıyorum bunları, sadece sokakta duyduklarım değil Türkiye Büyük Millet Meclisinde geçen konuşmaları, vekillerin birbirlerine hitabını, davranışlarını görünce yazmasam olmazdı, aldığım eğitim ve öğretmenlerime, kariyerime ve ödüllerime hakaret olurdu…
Hadi sokakları anlarım, kokuşmuş çürümüş sözcükler küfürler, hakaretler olabilir dedim ya kültür meselesidir diye. Ancak bunların meclise taşınması ise abesle iştigaldir, hatta iştigalden öte meclise sürülmüş kara bir lekedir bana göre…
Atatürk’ün politikacılar için söylediği “ Siyasetçiler en iyi en güzel yetişmiş beyaz eldivenli insanlardır” sözünü bence meclisin tam göbeğine her köşesine her odasına asmakta yarar var, diye düşünüyorum.
Sokak dilini konuşanları elbette yargılamıyorum ama Bakanların vekillerin aydınların bürokratların ve tüm siyasetçilerin sokak dilini meclise taşımalarını kimse kusura bakmasın ama yadırgıyorum.
Diyelim ki bunların “kültürü bu kadar” daha fazlasını alacak kelime hazneleri, sepetleri yok, yani sepet boş. Böyle de olunca da bundan daha fazlasını beklemenin anlamı da yok, demek ki deyip üstünü mü kapatacağım. Bana göre değil…
Sizin de dikkatinizi çekti mi, kimileri kibarca küfür ediyor kimileri tereddüt bile etmeden bulunduğu mekanı geldiği yeri önemsemeden hakaretler ediyor kimileri de ikisiyle de yetinmiyor meclis çatısı altında birbirlerinin üzerine yürüyüp yumruklaşabiliyorlar. Bunun ne meclise ne vekillere ve seçmenlere beş paralık yararının olduğuna inanmıyorum hatta utanıyorum.
Kültür bir güneştir, her durumda konumda pırıl pırıl parıldar, yüceltir ve yükseltir. Rahmetli olan bir öğretmenim vardı “ulusları kültürleri yükseltir derdi” ne kadar haklıymış. Buna göre;
Konuşmak da bir kültür olduğuna göre doğru ve güzel konuşmanın da ulusları yükseltmesi kadar doğal bir şey yoktur.
Basit ve anlamsız konuşmaların ardında yatan gerçek aslında “acizliktir” çıkmaz sokaklara girdiklerinde bu tuhaf sözcüklerin arkasına sığınırlar. Tarihimizi son derece dikkatle okuyanlar bilirler;
Tarihte Türk milletini “barbar” olarak gösterilmesinin ardında yatan gerçeklerden bir tanesi de bozuk ve argo konuşma kültürümüzdür. Dünya kültürleri bilir ki “bir ülke halkının güzel konuşma yeteneği kaybolmuş, diliz yozlaşmış, kelime dağarcığı en basit kelimelerden oluşmuşsa o ulusun şiddetten uzak kin nefret duygularından yani barbarlıktan kurtulması imkansızdır.”
Demokrasi elbette özgürlükleri içerir ama bu tür konuşmalar despotizmi çağırır, uygarlık yerine bedevi yaşam tarzını benimsetir.
Bazı konuşmaları dinlediğimde hayatımda duyduğum en güzel melodi gibi geliyor, yeni bir beste notaların muhteşem dansı gibi algılıyorum. Bazı konuşmalar da var ki duyduğum an tüylerim diken diken oluyor.
“Dil vardır baş keser dil vardır başa taç örer” deyişi ne kadar güzel ne kadar anlamı bir deyiştir.
Hani hepimizin şikayet ettiği son zamanlarında vazgeçilmez konusu “darbe ve darbeciler” var ya bana göre darbeler meclisi beklemeye almıyorlar darbeler sokak kültürünü keyfini resmen meclise taşıyorlar. Bugünün iktidarı da maalesef bunlardan sadece biridir…
Günümüz çağdaş modern medeni ülkelere baktığımızda örnek alabileceğimiz ülkelerin parlamentolarındaki güzel konuşmaların çağdaş anlayışın hoşgörünün sadece bizim gibi az gelişmiş ülkelerce değil tüm dünya ülkelerince örnek alındıklarını görüyoruz. O halde ülkemizde de aynı anlayışların egemen olmaması için ne gibi bir eksikliğimiz var hiç düşündünüz mü?
Ülkemizde yıllarca atıp tutmuşuz ama elle tutulur gözle görülür bir düzelme yok. Demokrasi Cumhuriyet neden benimsenir, devrinler ve darbeler ne için yapılır, çağdaş modern ve kabul edilir olmak için değil mi? O halde hala bu ülke niye düzelmez acaba?
Türkçemiz gerçekten muhteşem güzel bir dil, benimseyememişiz bir türlü, ana dil bilmem ne dil tartışmaları almış başını gidiyor hiç kimsenin aklına ben önce “adam gibi “Türkçe öğreneyim sonrası kolay demek gelmiyor.
Güzel ve anlamlı konuşmak uygarlığın çağdaşlığın anahtarıdır. Ya kullanmaya becereceksiniz ya da asırlar boyu hala “barbar” olarak anılmaya razı olacaksınız, karar sizin…
Şunu da yazmam gerekiyor “Meclis tüm ulusundur oraya giren orada bulunan bilaistisna herkesin saygı duyması gereken bir yerdir. Milletvekillerin görevi ise yukarıda saydığım davranışların ve kirli düşüncelerin oraya girmesine engel olmaktır. Bu mekan size sunulan bir fazilettir, meclisin itibarını güvenini korumak sizin görevinizdir.”
İyi akşamlar…
Erdoğan Özgenç