- Kategori
- Dil Eğitimi
Konuşmak ya da konuşmamak...

Telefonla konuşmak.
“Gramer bilgim yok!” “Konuşmaktan korkuyorum.” “Zaten Kelime dağarcığım da az.” şeklinde düşünüyorsanız, okulda veya kursta öğrendiğiniz yabancı dili konuşamamanızın birçok nedeni vardır. Dil bilgisi bir anahtar gibidir. Öğrenilen gramer kuralları ancak ağır ve yapay konuşma sırasında veya gramer testlerinde işe yaramakta, ancak akıcı ve doğal dil kullanımı sırasında kullanılamamaktadır. Gramer merkezli öğretim için hazırlanan metinler ilgi çekiciliklerini yitirirler. Bu da kişinin öğrenme motivasyonunu düşürür. Doğal edinim sırası gelmemiş bir yapının öğrenilmesi çok zordur.
Gramer- dil bilgisi - bilmemek, yabancı dili konuşmamak için bir sebep değildir. Öyle olsaydı okul öncesi çağa gelene kadar hiç kimse - gramer bilmediği için - ana dilini de konuşamazdı. Gazino ve barlarda çalışan – kursa bile gidememiş garsonların - İngilizce konuşmalarına tanık olmuşsunuzdur. İşlerini görecek kadar – kendi düzeylerinde – beden dilini de kullanarak konuşurlar yabancı dili. Neden ? Anlaşmak bir zorunluluktur onlar için. Para kazanmak için –hatalarını önemsemeden - konuşarak anlaşmaya gayret ederler. Hedefleri para kazanmak için yabancı dil konuşmaktır.
Gramer bilgisi olmadan da yabancı dil öğrenilebileceğini özel bir ilköğretim 3. sınıfına giden torunumla İngilizce konuştuğum zaman daha iyi anladım. Yıllar öncesinde, Anadolu liselerinin hazırlık sınıflarında 6 aylık öğrenimleri sonucu, (daha grameri tam olarak öğrenmemiş olan) buna rağmen günlük İngilizceyi konuşmaya başlayan öğrencilerimizin, “Ben İngilizce biliyorum” diyebilmeleri de “ kendilerine güvenmeleri ve bol pratik yapmaları” sonucuydu. Bu da göstermektedir ki, konuşma esnasında öğrenilmiş bir bilgiyi (grameri ) kullanmak demek, akıcılığın ve doğallığın kaybolması demektir.
Yabancı dili konuşurken –gramerim zayıf diye - kendinize güveniniz yoksa, “anlaşılmazsam” diye çekinirseniz, az pratik yapıyorsanız, elbette konuşamazsınız. Çözüm: Özellikle karşılaştığınız yabancılarla ve İngilizce bilen arkadaşlarınız veya çocuklarınızla konuşmaya başlamaktır. Öğrenciyseniz sınıfta söz alın. Yanlış yapmaktan korktuğunuz için pratik yapmaya çekiniyorsanız, bir süre karşınızda birisi varmış gibi düşünerek, kendi kendinize evde konuşmayı deneyiniz.
Yabancı dilinizi , o dilin konuşulduğu doğal ortamda – gezerken veya işçi olarak çalışırken farkında olmadan - pratik yaparak ilerletmeniz en iyi yoldur. Yabancı bir dili bilmek onu ana dilimiz gibi konuşmak demek değildir. Dili, doğal ortamında günlük faaliyetleri sürdürebilecek seviyede kullanabilmek veya anlaşılabilir olmak kaydıyla (aksan bozuk olsa da) duygu ve düşüncelerini ifade edebilmek, okuduğu ve dinlediğini anlayabilmek yeterlidir. Zaten yabancı dil öğrenenlerin çoğunun hedeflediği seviye bundan fazlası değildir.
Bu olanağız yoksa, o zaman öğrendiğniz dilde görsel ve işitsel dökümanlar kullanabilirsiniz. Seviyenize uygun metinler – hikaye kitapları, gazete, dergi, vb.yayınlar okuyunuz. İlk anlarda – anlamasanız bile- kulağınızın yabancı dildeki seslere alışması için, yabancı dilde yayın yapan radyoları dinleyip, televizyonlardaki filmleri izleyiniz. Evinizde DVD veya CD’lerle ilerletmeye çalışınız. Duyarak da kelime dağarcığınız zamanla artacaktır. Konuşmak için, o dilde düşünerek cümlelerinizi kurmaya çalışmalısınız. Gözleri görmeyen ve İngilizceyi çok iyi konuşan bir arkadaşımın İngilizceyi “BBC World” radyosunun yayınlarından öğrendiğine tanık oldum.
Bu arada ana dilimizi de iletişim kurarak güçlendirmemiz, yabancı dili daha kolayca öğrenmemizi sağlar. Kişilerle konuşmak için de onların ilgi alanlarını tesbit edip “ortak konular” bulunuz. Ve bu konular üzerinde – karşınızdakini sıkmadan – “genel kültür bilgilerinizle” iletişim kurmaya gayret ediniz. İletişim kurmada, soru sorması çok iyi bilirseniz, size sorulan soruları da kolayca yanıtlayabilirsiniz.
Çoğu zaman yabancı dil öğretmenleri - farkında olmadan – öğrencilerinden öğrettiklerini hemen almak isterler. Oysa dil öğrenme zaman alır. Dili öğrenme başka, edinme başkadır. Sabır gerekir. Sınıfta başlangıçta öğrencilerin – sözünü kesmeden – akıcı konuşmaları sağlanır. Zamanı gelince de dil bilgisi kuralları verilmeye başlanır.
Öğretmen sınıfta öğretirken, kendisi öğrencilerinin yerine koymalı, kendisinin de o anda bilmediği bir yabancı dili ilk defa öğreniyormuş gibi öğrencilerine karşı sabırla davranması gerektiğini bilmelidir. Yani öğrencilerini konuyu öğrenmeye zorlamamalıdır. Asla korkutmamalıdır.
Öğretmen derslerinde teknolojiyi de kullanarak dersini ilginç ve yararlı hale getirmesini ve öğrenilenleri günlük yaşama uygulamasını bilmelidir. Yıllardır kullanılan –tebeşir ve karatahta- yöntemini bırakmalıdır. Öğrencilerine yabancı dili öğrenmeleri için “hedefler “ belirlemelidir. Konuşmalarında onlara cesaret vermelidir.
Öğrencilerime okul dışında, yabancı dili kullanmaları konusunda, “yabancı dilde yazışmaları için mektup arkadaşları” bulmuş ve severek yazışmalarını sağlamıştım. Bunun yerine günümüzde internet ortamında mektuplaşma – yazışarak iletişim kurma- yapılabilmektedir. Dil öğretiminde 4 beceri (dinleme, anlama, konuşma, yazma) sırasıyla uygun metod, yöntem ve tekniklerle – yineliyorum- sevdirerek öğretilmelidir.
Hoşça kalınız. Sevenleriniz çok olsun.
Saygılarımla.
Ali İhsan ÖZÇAKIR
MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)
e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com
Web.Sitesi: aliihsanozcakir.googlepages.com