​ Kor ve ku. Yani korku... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '07

 
Kategori
Futbol
 

Kor ve ku. Yani korku...

Kor ve ku. Yani korku...
 

Başlıkta son günlerin popüler reklam sloganını Ertuğrul Sağlam sayesinde derbinin analizine uyarladık. Bu maçın sonucu şu; tecrübeli hoca Karl Heinz Feldkamp takım içi disiplini korumak uğruna kadrosunu revize etti ancak taktik dizilişinden taviz vermedi. Beşiktaş ise tıpkı maç öncesi analizimizde bahsettiğimiz gibi şartlarını zorlayarak 4–4–2 ile başladı, oyunun hiçbir evresinde Galatasaray’ı yenecek bir futbol oynamadı. Ertuğrul Sağlam bu mağlubiyette birinci dereceden sorumludur.

Maç başlarken, “Galatasaray’da bilinen eksiklere Lincoln ve Hakan Şükür’ün eklendiği haberi, galibiyet ibresini Beşiktaş’a döndürebilir” düşüncesinde olanlar yanıldılar. Beşiktaş maalesef bu sezon çıktığı ciddi maçlarda büyüklüğüne yakışır bir futbol sergilemiyor. Süper Kupa finalinde Fenerbahçe’ye, Şampiyonlar Ligi ilk maçında Marsilya’ya ve bugün Galatasaray’a karşı alınan mağlubiyetler, Beşiktaş’ın moral değerler açısından büyük maçlara zaten mağlup başladığının göstergesi. Sanırım birilerinin Teknik Direktör Ertuğrul Sağlam’a son yirmi yılda gelen yerli hocaların ortalama olarak Beşiktaş’ın başında kalma süresini hatırlatması gerekiyor. Ardından da dilimize yerleşen “Boğulacaksan büyük denizde boğul” deyişini. Eğer ki Sağlam’ın Beşiktaş takımının başında en az iki sezon kalmak gibi bir düşüncesi varsa, üzülerek belirtelim Türk futbolunun dinamikleri bu ideal şartlardan uzak.

Eminim Galatasaray karşısındaki Beşiktaş’ı izleyenler içinde ellerini ovuşturan bir kişi de vardı. O da tribünde derbiyi izleyen Porto yardımcı antrenörü. Dost acı söyler atasözünden hareketle bir noktanın altını çizelim. Grubun ilk maçında Liverpool’a kök söktüren Porto’ya karşı bu Beşiktaş’ın hiç şansı yok. Alınacak farklı bir mağlubiyette ise Ertuğrul Sağlam’ın tahtı sallanmaya başlar. Bu sebeple, Sağlam vakit kaybetmeden takımın ve bilhassa kendisinin moral motivasyonunu restore etmeli. Çünkü Kayserispor’un Galatasaray’a yenilmesi ile Beşiktaş’ın Galatasaray’a kaybetmesi aynı şeyler değil. Beşiktaş teknik heyetinde bir türlü anlaşılamayan gerçek de bu.

Galatasaray ise maça alışılagelmiş dizilişinde ama sıra dışı bir kadroyla başladı. Hafta içinde de 4–1–3–2 şeklinde oynayacağını belirttiğimiz Galatasaray’da Lincoln’ün görevi Arda’ya verilmiş, kanatlara ise Volkan ve Barış yerleştirilmişti. Bu dizilişin Galatasaray’a katkısı rakip yarı sahada daha fazla etkinlik oldu. Beşiktaş takımında çift ön libero olarak sahaya sürülen oyunculardan ne Serdar ne de Koray topu soğutup oyun kurabilecek futbolcular olmadığı için siyah-beyazlılar organize atak gerçekleştirmekte oldukça zorlandı. Hatırlanacağı gibi Galatasaray’da Linderoth’un oynaması durumunda Koray’dan bir adım önde olacağını belirtmiştik. İsveçli oyuncu defans ile forvet arasındaki köprüyü gayet başarılı kurunca, Galatasaray adına da oyunun kaderi üç aşağı beş yukarı belli oldu. Oysa nedeni basitti, Beşiktaş adına ne sahada ne kulübede ne tribünde ne de Ümraniye’de orta sahayı iki yönde de kat edebilecek oyuncu yoktu. Beşiktaş takımına Yıldırım Demirören başkan olduğundan bu yana bir ya da bilemediniz iki futbolcu dışında doğru yapılmış bir transfer maalesef yok.

Higuain, Diatta ve Cisse’nin maliyetlerini kafanızda kabaca toplayın ve bu parayla orta sahaya Aurelio ya da Appiah benzeri bir futbolcu alınıp alınamayacağını tartın. Eminim varacağınız sonuç Beşiktaş yönetimine dair bakışınıza bir ışık tutacaktır.

İkinci yarıda uyanan Ertuğrul Sağlam sağbekte verimli olamayan Diatta’nın yerine Mehmet Yozgatlı’yı alarak 4–1–3–2’ye döndü. Bu hamleye Karl Heinz Feldkamp’ın yanıtı ise hücum pres oldu. Aslında tüm bu gelişmelerin haberini hafta içindeki yazımızda vermiştik. Pres yiyen Beşiktaş defansı özellikle Toraman ve Gökhan Zan’ın ayağından topları rastgele şişirince ne Delgado’nun oyuna girişi bir işe yaradı ne de Beşiktaş gol pozisyonu olabilecek bir atak gerçekleştirdi. İkinci devrede siyah-beyazlılar adına yakalanan tek pozisyon 74.dakikada Bobo’nun ıska geçtiği top. Varın siz düşünün Beşiktaş’ın neredeyse yarım takım eksiği bulunan Galatasaray karşısındaki futbolunu. Netice itibariyle değişen bir şey yok, hafta içi “Galatasaray burun farkıyla” önde demiştik, sarı-kırmızılılar karşılaşmayı 2–1 kazandılar. Şu andan itibaren “Kornerden gelen golde aslında pozisyon korner değil” ya da “Penaltı yanlış karar” diyenler çokça çıkacaktır. Ancak bu geceki maçı Beşiktaş kazansaydı dahi siyah-beyazlıların 34 maçlık maratona dair bir parıltısı olduğunu söyleyemeyecektik. Durum bundan ibaret.

Son sözümüz yine Ertuğrul Sağlam’a. Hafta arası verdiği demeçte; “Beni bu noktaya Allah getirdi. O beni göndermeyecektir.” şeklinde konuşan Ertuğrul Hoca hakkında bu futboldan sonra nasıl bir yorum getirmeliyiz bilemiyorum. İnançlara saygısızlık en hafif tabiriyle vicdansızlıktır. Ancak seyrettiğimiz bu Beşiktaş’tan sonra naçizane tavsiyem Ertuğrul Sağlam’ın önce işini kış tutması yönünde. Sufist bir yorumla tevekkül dairesine sığınmak ancak bundan sonra mümkün olabilir.
 
Toplam blog
: 235
: 717
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..