- Kategori
- Futbol
Derbiye doğru: Galatasaray-Beşiktaş

Galatasaray ve Beşiktaş. Türk futbol tarihine kök salmış bu iki dev çınar, Cumartesi gecesi bir başka randevuya çıkmaya hazırlanıyorlar. 22 Ağustos 1924 tarihinde Beşiktaş’ın 2-0’lık galibiyeti ile başlayan ve 318 maçtır süregelen bu ezeli rekabette ilk golü atan Beşiktaşlı Refik Osman Top olurken, biz bugün atılacak son gole ve oynanacak futbola dair öngörülerimizi toparlamaya çalışacağız.
Ligde 2007–2008 sezonuna iyi başlayan takımlar arasında isimleri sayılan ve şu ana kadar mağlubiyet yüzü görmeyen bu ekibin kapışmasında testilerden biri kırılacak mı? Yoksa puanlar iki takım arasında paylaşılacak mı? Futbol ve özellikle derbiler üzerine ahkâm kesmenin çoğu zaman yanıltıcı sonuçlar verdiği göz önünde bulundurulursa, maç oynandıktan sonra değil oynanmadan önce bir iki kelam etmenin değeri daha fazla anlaşılabilir düşüncesindeyim.
Öncelikle derbiye dair en belirleyici unsurun Beşiktaş Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam olacağını altını çizerek söyleyelim. Sezon başından bu yana iki ekibin yaptığı maçlara bakılacak olursa Galatasaray’ın bir kadro ve taktik formasyon istikrarına sahip olduğu kolaylıkla görülebilir. Beşiktaş ise maça göre değişen bir kadro yapısı ve diziliş alışkanlığına sahip. Ancak sistemdeki kilit noktalardan biri olan ön libero mevkiinde Cisse’nin yokluğu, Ertuğrul Sağlam’ı daha önce benimseyeceğini düşündüğüm klasik 4–4–2 dizilişinden uzaklaştırıyor. Daha önce defansın önünde görevlendirilen isimlerden Ricardinho ve Cisse’nin yokluğunda eldeki düşünülebilir tek alternatif Koray Avcı. Düşünülebilir diyorum çünkü Beşiktaş’ta Diatta’nın sağbek mevkiine çekilerek Serdar Kurtuluş’un defansın önüne kaydırılması mümkün. Fakat bugüne kadarki çizgisine bakarak Ertuğrul Sağlam’ın bu tip bir değişikliğe gitmeyeceğini öngörebiliriz. Zaten analizde bahsedeceğim nedenlerden dolayı Diatta’nın çift stoperden biri olmasına kesin gözüyle bakıyorum. Beşiktaş’ın klasik 4–4–2 oynamasını mümkün kılacak geçerli tek yol olarak Delgado’nun Koray’ın yanına çekilmesi görülüyor ki, bunu yapmak da bana göre Galatasaray’a üç puanı hediye etmekle aynı anlama gelir.
Galatasaray ise sezon başından bu yana kendisine son şampiyonluğu getiren 4–1–3–2 sistemini benimsemiş durumda. Bu yıl özellikle Lincoln ve Nonda’nın takıma katılması ve kanatlarda görev alan tempolu isimlerin varlığı bu sistemi sarı-kırmızılılar için biçilmiş kaftan kılıyor. Bu konudaki handikap ise, ileride basarak oyunu rakip sahada oynayan Galatasaray’da Song ve Servet’ten oluşan defansın göbeğinden kaynaklanıyor. Beklerin de hücuma katılımlarıyla birlikte Galatasaray’ın topyekûn hücuma çıktığı anlarda Song-Servet ikilisi de mecburen alan daraltmak amacıyla orta sahaya kadar çıkıyorlar. Bu da tıpkı Sion maçında olduğu gibi hızlı ve adam eksiltme özelliği olan forvetlerin baskın ataklarda Galatasaray kalecisi ile burun buruna gelmesine yol açabiliyor. Beşiktaş teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam’ın bu zaafı değerlendirmek isteyeceğinden yola çıkarak ileri ikilide Bobo’ya partner olarak Higuain ismini tercih edebileceğini de belirtelim. Bu durumda Beşiktaş’ın Tello, Serdar Özkan, Bobo ve Higuain gibi süratli isimlerle Galatasaray kalesi için bir tehdit oluşturması ihtimali göz ardı edilememeli.
Tabi bu hücumların Delgado gibi bir oyun içi lideri önderliğinde yapılması gerektiğini atlamadan. Ertuğrul Sağlam’ın Delgado’yu defansif talimatlarla boğarak Beşiktaş savunması önüne yerleştirmesi bu hücum düşüncesine ne kadar hizmet eder orası muamma.
Tüm bu çıkarımlardan yola çıkarak ve Beşiktaş’ın zorunlu olarak son Denizli maçındaki formasyonunu koruyacağını düşünerek bu iki ezeli rakibin olası saha içi yerleşimlerini şu şekilde özetleyebiliriz:
Galatasaray; Orkun-Volkan-Song-Servet-Uğur-Ayhan-Linderoth-Hasan Şaş-Lincoln-Hakan Şükür-Nonda.
Beşiktaş; Hakan-İbrahim Üzülmez-Diatta-İbrahim Toraman-Serdar Kurtuluş-Tello-Koray-Serdar Özkan-Delgado-Bobo-Nobre.
Bu noktada Galatasaray’ın oyun içindeki avantajı ise mantalite olarak topa ileride basması ve etkili hücum pres. Beşiktaş defansında Diatta’nın çift stoperden biri olarak oynaması gerektiğine dair kanaatimiz de buradan kaynaklanıyor. Eğer Beşiktaş tandemini (iyileşmesi durumunda) Gökhan Zan-İbrahim Toraman ikilisinden kurarsa, Galatasaray’ın presi karşısında bu isimlerin hata yapmaları kaçınılmaz görünüyor. Bu da muhtemel bir Galatasaray galibiyetinin kapısını açacak önemli bir gelişme olabilir. Diatta ise hem Gökhan’dan hem de İbrahim Toraman’dan daha verimli top çıkarabilecek özelliklere sahip. Gökhan ve İbrahim ise baskı altında kaldıklarında genellikle topu şişirmeyi tercih eden oyuncular. Bu nedenle muhtemel bir Zan-Toraman tercihi Beşiktaş’ın oyun içinde bunaltıcı bir Galatasaray baskısı hissetmesine yol açabilir.
İleriye şişirilen topların Beşiktaş kontrataklarına dönüşeceğini söylemekse fazlaca optimist bir yorum olur. Evet belki Beşiktaş’ın oyunu kendi yarı sahasında kabullenerek Galatasaray’a çeşitli kontratak tuzakları kurması olası ancak bu düşüncenin de Marsilya önündeki mahkum futbola dönüşmeyeceğini kimse garanti edemez. Öyleyse Beşiktaş’ın topu savunmasından orta sahasına sağlıklı aktarmasının son derece önemli olduğunu söylemeliyiz. Bu bölgede görev yapan oyuncularda ise Linderoth Koray’a göre bir adım önde. Galatasaray’ın İsveçlisi fizik mücadelede olduğu kadar özellikle son maçlarda takımına hücum zenginliği de kazandırıyor. Beşiktaş’taki meslektaşı Koray ise daha çok hamle zamanlaması ve oyun zekası ile ön libero oynayanlardan. Üstelik sezona çok formda başlamadığının da altını çizmek gerek.
Mevcut şartlarda Galatasaray’ın burun farkıyla da olsa galibiyete yakın olan taraf olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik Galatasaray kalecisi Orkun’un İngilizlerin tabiriyle henüz bir “crash test” yaşamamış olmasına rağmen, Hakan’ın son dönemlerde yediği golleri yemediğini biliyoruz. Maçın seyircisiz olması ise derbi maçlar konusunda daha az tecrübeli futbolculara sahip Beşiktaş açısından bir avantaj. Neticeye dair kesin bir yargıya varamasak da maça dair kuvvetli olasılıkları şöyle sıralayabiliriz: Birincisi son derece tempolu ve bol gollü bir maç bizleri bekliyor. İkincisi, kırmızı kart olasılığı azımsanamayacak ölçüde fazla.
Dileyelim Cumartesi gecesi hak eden kazansın ve takımlarımız her hafta içlenerek izlediğimiz Premier Lig mücadelelerine denk bir futbol oynasın.