- Kategori
- Psikoloji
Korkarak yazıyorum

Korkmadan yazı yazmak . Korkmadan söylemek. Hayatı korkarak yaşayanlar , yazılarını da korkarak yazıyorlar.
Korkmak, sadece hayatı devam ettirmek için gerekli bir duygudur. Ateşten korkar onun için elimizi uzatmayız içine. Yüksekten korkar onun için atlamayız uçuruma ….
Yazı yazarken neden korkarız da tam içimizden geçeni bir türlü somutlaştırarak yazamayız.
Yanlış anlaşılmaktan mı korkarız? Yoksa bir tek yazı ile kefeye konmaktan mı korkarız? Yoksa, bir gün bu yazıdan dolayı hesaba çekilirsek, yorum yapıp kurtulmak için mi? En iyimser ihtimalle, hakkında yazı yazdığımız insanın kalbinin kırılmasını istemediğimizden mi?
-Ne yapıyorsun kızım ?
-Senin hakkında yazı yazacağım anneanne !
-Beni kaleme mi alacaksın ?
-Evet.
-Yazıklar olsun …Daha şimdiye kadar hiçbir torunum beni kaleme almadı ..Sen kaleme alıyorsun he…
Kaleme almak veya kaleme alınmak hep korkutmuştur Anadolu insanını. Televizyon kamerasını görünce kaçmak ta bu anlayışın bir sonucudur. Deşifre olmadan yaşamak. Kusurlarınla, eksikliğinle, kimseye görünmeden, çaktırmadan yaşamak. İnsanların arasında kendini belli etmeden kaynayıp gitmek. Belki de sen, belki de ben, seni incitmemek için korkarak kelimelerden, korkarak yazmaktan , korkarak gözlerine bakmaktan öylece suya sabuna dokunmadan, şöyle üstünden hafifçe geçerek, soyut, çıtkırıldım gizem dolu yazılar yazıyorum.
Acaba diyorum Picasso da bu düşünce ile mi resim yapardı? Korkarak , yaşamları olduğu gibi yüzümüze vurmaktan . Korkarak tüm kusurları tüm çıplaklığı ile göstermekten . Karıştırıp çizgileri birbirine “ arayıp , kendiniz bulun kendinizi “ dercesine karalayıp durdu kağıtları .
Picasso ne kadar korkaksa , Salvador Dali o kadar cesurdu resimlerinde . O bir piyanoyu denizlerin dev dalgasına benzetmekten korkmazdı . Bir yanardağı , güzel bir kızın kızıl saçlarına da.
Hangisi doğruydu , hangisi güzel . Bilmeden yazıyorum yazılarımı korkarak…..