​ Korkulu bir Asansör Öyküsü (Bölüm 1) / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '13

 
Kategori
Öykü
 

Korkulu bir Asansör Öyküsü (Bölüm 1)

Korkulu bir Asansör Öyküsü (Bölüm 1)
 

Genç kadın çalıştığı bankadan çıktığında hava kararmış, akşam olmuştu. Evine varmak için uzun bir yolu vardı. Bu uzun yol akşam saatlerinde kalabalıklaşan trafikle daha da uzuyor ve çekilmez oluyordu. Ayrıca eve dönerken annesine uğrayıp küçük kızını almak ve akşam yemeği için alışveriş yapmak zorunda idi. Kimbilir eve ne zaman varacağım diye düşündü yolda.  Bindiği dolmuşta aklı hep akşam ne yemek yapacağında idi. Neyse ki annesi babası küçük kızı anaokulu arabasından alıp doyuruyorlar ve o gelene kadar eyliyorlardı. Ama kendisi için ve işten aç gelecek eşi için yemek hazırlaması gerekti. Ayrıca bu gece çamaşır da yıkaması lazımdı. Zira hafta ortası olmuş ve kızının bütün giysileri kirlenmişti. Bu gece yıkayıp kaloriferin üstüne koyarsa belki sabaha kururdu.  

Annesinin evi neyseki yakındı. Ya bir de uzakta olsalar ben ne yapardım diye düşündü. Bir çok arkadaşı aileleri başka şehirlerde veya uzak semtlerde olduğu için çocuklarını baktıramıyor ve çalışma yaşamına devam edemiyordu. Üniversite'de okurken hiç böyle düşünmemişti. Çalışacak, mesleğinde ilerleyecekti. Oysa şimdi evi, çocuğu arasında çırpınırken bir de iş yerindeki amirlerinin çekişmesinden hiç de istediği, layık olduğu konuma gelememişti.

Genç kadın bunları düşünürken kendini dolmuştan inmiş ve annesinin evinin kapısında bulmuştu. Annesi küçük kızın yemeğini yediğini, fakat biraz burnunun aktığını, kırıklığı, huysuzluğu olduğunu söyledi. Eve gidince yatmadan çocuğa parasetamollu bir ilaç vermesini de sıkı sıkıya tembih etti. Genç kadın çaresizce başını salladı. Çocuğunun hasta olma hakkı yoktu. Zira o çalışan anne çocuğu idi. Annesi babası yaşlı ve rahatsızdı. Bütün gün bakamazdılar. Ancak okul arabasından alıyorlardı. Uzak bir semtte oturak kayınvaldesi ise ameliyatlı idi. Küçük kızın anaokulundan başka seçeneği yoktu ne yazık ki.

Genç kadın küçük kızı kucağına aldı. Annesinin merdivenlerinden inerken köşedeki bakkala uğrayıp hazır çorba almayı planladı. Evde de makarna vardı. Çorba, makarna yeterdi akşama. Bütçesi hergece kasaptan et almaya müsait değildi ne yazık ki. Pazar günleri yaptığı sebze yemekleri de hafta ortasında bitiyordu. Hafta sonuna kadar gelsin makarna, gelsin çorba....  Bakkaldan alışverişini yapıp kucağında çocuğu, elinde torbaları ile apartımanın kapısına geldiğinde hiç takadı kalmamıştı.

Asansör kapısını zor bela açtı ve çocuğu ile kendisini içeri attı, katının düğmesine bastı binbir zorlukla. Asansör hareket etti. Bu arada küçük kız annesinin kucağında mızlayıp duruyordu. Sabah anaokuluna gitmek için erken kalkan çocuğun uykusu gelmişti ve hakikaten annesine dayanmış yanağı da biraz sıcaktı. Kısacası küçük kız hastalanıyor gibiydi. Eve bir gireyim önce çocuğa ilaç verip yatırırım, sonra yemek işine girişirim diye düşündü.

Asansör hareket etti ve yukarı doğru çıkmaya başladı. Tam asansör katlarına ulaşacağı anda birden ışıklar söndü ve asansör durdu. Genç kadın önce ne olduğunu anlayamadı. Onu kendine getiren birden oluşan karanlıktan ürken küçük kızının feryadı oldu. O zaman genç kadın elektriklerin kesildiğini ve asansörde kaldıklarını anladı. Umutla kısa süreli bir arızadır , bir kaç saniye içinde elektirk gelir ve asansör çalışır diye düşündü. Küçük kız ise bağırmayı ağlama haline getirmişti.

Sandığı gibi bir kaç saniyelik bir kesinti olmadığını aradan geçen beş dakikadan sonra anlamaya başladı genç kadın. Karanlıktan korkan çocuk ise annesinin yumuşak bir sesle söylediği ikna edici sözlerden hiç etkilenmemişti. Genç kadın sigara içmediği için yanında çakmak veya kibrit gibi bir şey taşımıyordu. Bir ışık olabilse, ufak bir ışık belki çocuk mızlamayı keserdı. Çantasından binbir zorlukla cep telefonunu çıkarttı. Onun da şarjı çok azdı. Telefonun ışığını yakarken aklına geldi. Eşimi arayayım belki eve gelmiştir. Bize yardım eder diye düşündü. Ama telefon çekmiyordu. Hem eşi daha eve gelmemiş olabilirdi. Kapıcıyı aramaya çalıştı. Kucağında çocuk çok zor oluyordu telefonu kullanmak.

Genç kadın elindeki torbaları asansöre yere bıraktı ve kızı ile asansörün zeminine oturdu. Küçük kızını dizleri arasına alıp elindeki telefondan kapıcıya ulaşmaya çalıştı. Bir ara asansör kapısına vurup apartıman komşularını yardıma çağırmayı düşünmüştü ama daha ilk darbede zaten karanlıktan korkan kızı daha da korkup ağlamayı hızlandırmıştı. İşin tuhafı komşular da onların sesini duymuyordu. Herhalde ara katta kaldık diye düşündü.

Uzun çabalar sonucunda kapıcının cep telefonuna ulaştı. Nasılsa cebi bir ara çekmişti. Telefonu açan kapıcıya derdini söyleyince onun apartımanda olmadığını, bir süre sonra geleceğini öğrendi.

O esnada aklına sabah günlük gazetelerden birinde okuduğu bir haber geldi.Hava sıcaklığının aşırı düşmesi sonucunda çok yüklenilen elektrik hatlarında arızalar olduğunu ve muhtemel kesintiler olabileceğini okumuştu sabah. Hiç aklına gelmemişti bu kesinti olayında mağdur olabileceği.

Genç kadın ve küçük kız bu asansör olayından nasıl kurtulacaklar, ikinci bölümde paylaşacağım.... 

 
Toplam blog
: 826
: 1068
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..