- Kategori
- Basın Yayın / Medya
KÖŞE YAZARI KAÇ YAZI YAZAR
Kesin olarak bu konuda sayın başbakana katılıyorum. Ülkemizde köşe yazarları her 30 dakikada bir yazı yazabilirler. Çok ciddi söylüyorum Türkiye' de en kolay en zahmetsiz yapılacak iş köşe yazarlığıdır. Zaten ben adeta tüm yayın yönetmenlerine yalvardım hemen para da istemiyorum bana köşe verin diye. Yani övünmek gibi olmasın ama ben bir şeyi yazdıktan sonra üstat yazarlarımızda neredeyse aynı cümleler ile aynı paragrafları okudum. Bazan bunun örneklerini bu sayfalara da aldım. Üstelik benim yazım tarzım yayın yönetmenini zorada sokmaz. Elimde olmadan ağır / sert yazı yazamıyorum. Sadece olaylara kendimce farklı bir bakışı önceden getirmeye çalışıyorum. Yine övünmek gibi olmasın bunun somut örnekleride bu sayfalarda çok var. (Kendi kendime iltifat ediyorum şu anda.)
Evet sayın başbakan haklı gerçekten, 30 hatta 15 dakikada bir yazı yazılabilir. Bir köşeyi alırsanız-alabilirseniz inanın bana sırtınız yere gelmez. Hem içinizi döküp psikolojik olarak rahatlarsınız, hem üste para kazanırsınız. Üstüne üstlük bir de dikkate alınırsınız her cenahtan. Normal zeka seviyesindeki bir insan başka ne ister. O yüzden ben de çok akıllı değilsemde normal bir zekaya sahip olduğum için köşe yazarı olmak istiyorum. Hele bu yazan ve yazılanları görünce. Örneğin isim ve tarihi ile anımsatmamı isterler mi bilmiyorum ama bu gazetede yıllar önce İsviçre' de bir çok şeyin halk oylamasına götürüldüğünü anlatan ve övücü olarak anlayabildiğim bir yazı çıktı. O yazıda İsviçre' de yaşayan bir vatandaşımız nasıl olur da üçüncü köprü yapımı İstanbul halkına sorulmaz diyordu. Ben de o zaman demiştim ki hele de bu ülkede herşey halk oyuna sunulamaz. Tabi ki benim farklı bakışlı yazım o üstat yazarın köşesinde yer almadı. Şimdi o övülen halk oylaması sistemi hangi kararı aldı ve biz ne tepkiler veriyoruz ? (Doğaldır ki aynı köşe çok eleştirel yaklaşamıyor İsviçre' deki son halk oylamasına. Hiç değilse bu açıdan tutarlı.) Ama düpedüz insan haklarına aykırıdır bu oylama sonucu.
Sayın okurlar sayın başbakan haklı ama şikayet etmeye hakkı yok. Çünkü şu andaki tüm siyasiler dahil olmak üzere gelmiş geçmiş tüm siyasiler ve bizzat toplumun kendisi bu kadar şanslı bir mesleği yarattı. Herkes ya da azımsanmayacak bir çoğunluk her gün işini yaratmaya çalışır ve işi için çok ciddi emek harcar. Ama köşe yazarlarının işi önlerindedir. Düşünsenize küçücük bir araba (arka koltuğa 3 kişinin zor sığdığı) kaza yapıyor. İçinden 1 yaralı 7 ölü çıkıyor. Vatandaş aracın kapısını açıyor 5 koltuk var 8 kişi biniyor. (Bu tekil bir örnek değildir.) Sonra bu ülkedeki muhalefet bu nasıl mantıktır diyeceğine hükümete yükleniyor işaretler yetersizdi diye. İnanın bana bunun için en az 10 tane farklı içerikli yazı çıkar. Bu ülkede bir katsayı ve eğitim sistemi yaratılıyor. Bence herkesin mutabık olduğu konu bunun bir sistem olmadığıdır. Sadece katsayı konusunda aynı gün en az 10 farklı yazı çıkar. Mesai süresini 8 saat alsanız, 8 saat x 60 dakika= 480 dakika eder. Bölün 20 yazıya 24 dakika düşer makale başına. Bu yazdıklarım espri değildir. Düşünün sadece iki temel konuya değinildi. Peki bakın bakalım sadece tek bir günde Türkiye' de yorum yapılabilecek olay sayısı iki mi? (Bir de düşünün ki kendi yayın yönetmenine övgü yazısını o günün konusu diye köşesine koyanlar da var.)
Ve evet şimdi düşünelim bakalım suç köşe yazarlarında mı bizlerde mi? Köşe yazarlarına kızılamaz. Sadece benim yaptığım gibi dürüstçe itiraf edilip kıskanılırlar. Evet bir kez daha itiraf ediyorum kıskanıyorum. Allah' ım ne olur bana bir köşe ihsan et.
Eğer kıskanmak veya kızmak istemiyorsak, önce köşe yazarlarına bu kadar kolay konu çıkartmayacak bir toplum olmalıyız. Ama bu da olanaksız.