Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '12

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1329
 

Kötü Yol

Kötü Yol
 

Kanal D de, Orhan Kemal'in “Kötü Yol” isimli romanı, dizi haline getirilerek; sakız gibi uzatılacağını, kanalın fragmanlarını görünce anlıyorum.

Ben bu kitabı okumadım. Fakat kitabın-dizinin ismi beni irite etmeye yetti de arttı bile. Kötü yol deyince, kadın ve kadın bedeni geliyor.

Netten baktım da, romanı şöyle tanımlıyorlar: Güç ilişkilerine değinmekle birlikte tipik bir melodramdır; buluşma, ayrılma, tehlike ve birleşme kurgusu içerir. Bu, hayat dolu erkekler ve kadınlar, aşk, tutku ve entrika demektir.

Orhan Kemal'in dili erkeklik kalıplarına göre işler ve kadınlar, hemen her defasında erotik bir obje olarak sunulurlar. Kadın vücudundan bahsederken kullanılan dil tercihi bakma hazzı yaratacak biçimde kullanılır.

Bu dünya, filme aktarılırken o bakma hazzını arttıracak veya carne yi çağrıştıracak biçimde tipleştirmeler yapılıyor. İkinci bir unsur, Orhan Kemal romanlarını, gerçekçi ve canlı kılan, mekânların, argo ve konuşma iştahının yansıtılmasıyla ilgilidir. Romanı kısaca aktaracak olursak kötü yola düşen saf ve masum bir genç kızın serüveni anlatılır.

Orhan Kemal Kötü Yol romanını 1969 yılında yazmış. 1968 te Avrupa'da feminizm hareketlenmeye başlasa da, ülkemizde aydın olarak düşündüğümüz yazarımız bu romanı yazmış.

Bir kadın hayatta yalnız kaldığında, onun aydınlanmasını ve ayakta kalma mücadelesini ve bununla birlikte karşı cinse karşı sevgiyi aşkı anlatmak yerine; bedenini konu malzemesi yaparak, hayatı sadece aşk, dişilik, entrika bağlamında ele almak, hastalıklı bir kadın nesli yaratmaktan başka ne işe yarar? Ve hatta sadece hastalıklı kadın nesli değil, hastalıklı erkek nesli de yetişmiş olur. Bunu okuyan kadınlar, kendilerini sadece aşk ve bedenleri üzerine odaklanmış, erkekleri ancak entrika ile elde edeceğine inanan; erkekler içinse, kadın için söylenen şu meşhur çirkin söz “erkeğin elinin kiri” fikrinin oluşmasına neden olur. Hele para ve güç sahibi olan erkekler, günümüzde de sıkça gördüğümüz gibi evliliklerini, dayanışma ve arkadaşlık üzerinden değil, beden üzerinden yapıp, kadının bedeni eskiyince, yenisini alarak, ilişkilerini ve tabii kendilerini de, mal ve meta haline getiriyorlar.

Bugüne geldiğimizde, bunun dizi olarak önümüze servis edilmesi 1969 yılındaki genç kadınlar ve erkekler için oluşturulan değerlerin, hayatını dizi izleyerek geçiren biri için de aynı olacağını düşünmeden edemiyorum. Hoş, bugün daha beterlerini görsek de...

Kötü yol, kadın cinsiyeti üzerinden namus olarak algılanınca, gelsin şiddet, gelsin cinayetler...

Oysa günümüzde de, geçmişte de, kötü yolun, o kadar çok tali yolları var ki. Fakat bu yollarda para gişeleri olduğundan, çoğu insanın ağzı, gişelerin hatrına, bıçakla kesilmişcesine kesiliyor. Bilse de bilmiyor, duysa duymuyor, görse de inkar ediyor.

Bir adam düşünün ki, insanların malına, mülküne el koymuş, hırsızlığı meşrulaştırmış ve bu yolla deli gibi para kazandığında ve sonucunda güç sahibi olduğunda kimseden ses çıkmaz. Bu adam ya da kadın “gözü açık, işbilir, fırsatları değerlendiren, akıllı, uyanık” olarak üst seviyeye bile çıkarılır. Asla namussuz, kötü yola düşen bir adam olmaz. İnsanların sağlığını tehlikeye atarak para kazanır, ünlü ve saygın doktor olur. Maddi ve manevi işkenceler yapar insanlara, insanlar suçlu olduğu için yapmıştır. O her şeyi insanlığın yararına yapıyordur.

Eğer sen olabildiğince doğru ve dürüstsen, işini bilmeyen ahmak olarak nitelendirilirsin çoğu zaman.

Peki sadece kadın bedeni cinsel obje olduğunda mı, kötü yola düşmüş oluyor? Ya erkek? Hayatını bedenini satarak kazanan erkekler için, neden kötü yola düştü denmiyor, çok merak ediyorum.

Aşık olmadan, sevmeden, sadece çıkarları doğrultusunda kendini evlenerek satan erkeklere ne demeli? Ahh ne hoş, ne güzel bir evlilik mi? Aferin o'lum iyi satmışın kendini mi dememeli mi?
Kötü yol, çeşit çeşit. Ama ülkemizde hep kadın bedeni üzerinden türküsü çalınıyor. Diğerlerinin üstünü örtmek için olsa gerek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhab..Sizi veya yazdıklarınızı yadırgadığım anlamı çıktıysa yazdıklarımdan,üzülürüm...çocukluğum gençliğim sinemalarda geçti-yazlık,kışlık sinemalarda öyle çok film seyrettim ve unutmadım ki ve de hâlâ izlemekteyim de- tv de dizileri pek seyredemiyorum artık...bir yazar bir kitap için kararı okuyup biz vermeliyiz diye düşündüğüm bir gerçek...ve uzun zamandır kitapların önsözlerini de okumuyorum...okuduktan sonra ön ve son sözü kendim yazmalıyım diye de düşünürüm:)))...daha açık anlatabilmişimdir umarım...saygıyla...eyvallah...

nedim üstün 
 28.06.2012 22:49
Cevap :
Tamam, mutabıkız :)Selamlar...  29.06.2012 21:13
 

Merhaba...Dizi mizi zaten anlamam da izlemem de:)))...ama Orhan Kemal okunur ve Orhan Kemal kendisinden okunur boş verin yorumcuları ön sözcüleri...okuyun ve kararı siz verin, derim, ben...saygıyla...eyvallah...

nedim üstün 
 27.06.2012 20:00
Cevap :
Orhan Kemal'i ortaokulda okumaya başladım ve çoğu romanını da okudum. Onun toplumcu bi yazar olduğunu biliyorum. Bu romanını okumadığım için özetine de netten baktım ve romanın ismi, bir genç kız ana konu olduğuna göre sıkıntılı.Yazarı genel anlamda değil, ve bu kitap üzerinden ve geleneksel düşünce tarzının bu olduğunu anlatmak istedim. Bahse konu dizi gibi olanları ben de izleyemem. Fakat izlediğim diziler az da olsa var. Teşekkürler yorumun için...  28.06.2012 21:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 1007
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster