Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '10

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
344
 

Kozmik Oldum Galiba

Kozmik Oldum Galiba
 

Gündemin ana maddesini teşkil eden ve yemek saatlerinde açma gafletinde bulunduğum televizyon ekranından soframa dahlederek hali hazırda şehvet içerisinde yutma işlevini yapmaya çalışan boğazımın düğümlenmesine sebep olan kozmik oda ve ona dair sırlardan dem vuracak değilim dostlar.

Girizgahın öyle olduğuna bakmayın. Derdim kozmik de değil, kozmetik de. Şimdi kalkıp kelime oyunları ile kozmik oda bağlantıları çıkartacağımı düşünmeyin sakın. Onu da yapardım da şimdi sırası değil. Benim daha ziyade aktaracağım şey kendim ile ilgilidir.

“Oha yani, daha yeni domuz gribi olmuştun, şimdi de kozmik mi oldun behey gafil ve arlanmaz herif” diyerek hakir görmeyiniz efendim. Olur ya insanlık hail bu; domuz gribi de eder insanı domuz da…

Lafı dolandırmayayım daha çok. Sadede geleyim. Bu sıralar Hicaz anılarımı derlemekle meşgul olduğumdan gündemi takip etmeye üşeniyorum. Bir aksilik olmazsa peyderpey o anılarımı da nakledeceğim. Buraya eklemeyi unuttuğum yazılarım olabilir. Kendi web adresimden de takip edebilir, meraklı olanlar.

Bu arada hala sadede gelemediğimin farkındayım, arada mesaj atıp taciz etmeyin :))) Sevgili Sema Tapan’ın “Dönüşüm Muhteşem ve Muhterem Olacak” isimli bloguma yazdığı yorumuna cevap verirken aklıma geliverdi de yazayım dedim. Aslında evvelce de bunu düşünmüştüm de nasip olmadı işte.

Efendim malumunuz veçhiyle kısa bir süre evvelinde düğün-dernek (bir bu eksikti zaten, o kadar reklam yaptım ki) Hicaz’a gittim. Esasında düğün-dernek gitmekte beis yok. Zira kutsal bir mekana ulvi bir gayeyle gidiliyor. Gayet tabi ki neşe ve huzur içerisinde, son derece coşkun bir ruh haliyle gitmek kadar normal bir şey olamaz. Bunu sorun ettiğim yok. Ama reklam kısmı sonradan canımı sıkmadı desem yalan olur.

Demem o ki; her ne ruh halinde olursam olayım; her ne kadar coşkulu ve sevinçli olursam olayım; her ne kadar heyecan içerisinde kanatlanırsam kanatlanayım bu mevzuu çok reklam etmeseymişim keşke diye düşünmedim değil. Elbette ilanlar verip millete duyurmadım. Ancak giderken blog yazarak gittim, gelince “geldim” diye yazdım.

Hani yakın akraba, eş-dost bilse yetmez miydi? Sorusu zihnimi karıştırmıyor değil. Nedeni çok basit. Bu bir ibadet ise kişi ile Allah arasında kalsa daha iyi olmaz mıydı? Ancak ülkemizde namaz, oruç gibi ibadetlerin yanında Hac ibadeti ayrı bir yer tutuyor. Hiçbir ibadet türünde size bir sıfat verilmezken Hacca gittiniz diye ömr-ü billah HACI sıfatı kazandırılıyor. Esasında bir yandan güzel bir şeyi öte yandan da tehlikeli. Yani ibadeti insanlara hava olsun diye, reklam olsun diye yapmış olduğu izlenimi de verebiliyor zaman zaman. İşte bundan korktuğum için “acaba burada ifşa etmese miydim acaba” diye sordum kendime…

Ancak bir nüans var ki gönlümü rahatlatıyor. Yüreğime su serpiyor. Benim Hacı olmak için gittiğimi eş-dost-akraba bilmeyecek miydi zaten. Bilecekti. Milliyet Blog benim ailem sayılmaz mı? Sayılır elbet. O zaman MB ailesinin bilmesinde beis yok. Say ki mahalleli biliyor, say ki iş arkadaşların biliyor, say ki köyün ahalisi biliyor. İşte bu düşünce benim rahatlamamı sağlıyor.

İnsanların bunu bilmesinde ikinci bir fayda ise onların da duasını alıyor olmak bence. Herkse “Allah kabul etsin”, “mübarek olsun” diye dua ediyor. Bu bile olumsuz düşünceleri bertaraf etmek için bir sebep.

İşte dostlar… Okuduğunuz üzere kafam karışık iken bu karışıklığın içinde kendimce teselliler buluyorum. Doğru mu yanlış mı… Şüphesiz ki kesin olarak bunu bilemeyiz. Doğrusunu Allah bilir. Bizler halisane yaşamaya çalışırız…

“Peki muhterem hacı efendi! Konuyu anladık anlamasına da başlıkta bahsini ettiğiniz KOZMİK muhabbetini konuyla bağlayamadık” diyenler. Facebook’ta size grup kuracağım :) Şimdi bir düşünsenize. Kafası karışık bir Hacıcık. Bir yanda dünyevi meşgaleler içerisinde öte yanda uhrevi. Ara-sıra zihninde oluşan karışıkları çözmek için kendini yazıya vermiş. Yazmadan çözemiyor. Temsil bu yazı yamadan önce “ifşa” hadisesi rahatsızlık veriyordu, şimdi ise kuş gibiyim. Bundan ala KOZMİK mi olur canım. Zaten bu KOZMİK başka KOZMİK. İsterseniz KomikKozmik deyin, isterseniz KonuKozmik :) Kelime oyunu yapmayacağım demiştim, sözümde duramadım, Yılmaz Özdil’den özür dilerim :))))

Anılarım pek yakında, hatta pek pek yakında :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

anıları merak ediyorum. Fakat aynen halet-i ruhiyenizde belirttiğiniz gibi; oradaki gözlemleriniz objektif değil; muhtemelen uhrevi duygularla yazılmış olacaktır. Göreceğiz bakalım, sayın bay konukozmik hacı doktorumuz:)

Emine Supçin 
 11.01.2010 11:51
Cevap :
Elbette. Orada objektif olmak çok zor.. Şurada kıytırıktan bir maçta bile objektif olamazken orada olmak zaten mümkünsüz :)) Anıları yazacağım yavaş yavaş. Ama ilkinin okunma oranlarna bakacak olursak pek meraklısı yok gibi geldi. Omazsa sadece kendi web sitemden veririm.  11.01.2010 21:57
 

içten paylaşımınızı seviyorum, sizi okumaya başlayınca kesin sonlanıyor:))) sevgiler.

Ruksan İLDAN 
 07.01.2010 19:57
Cevap :
ahh teşekkür ederim... olabildiğince samimi olmaya gayret ediyorum... dünya maskeli balo değil di mi ama :)))  08.01.2010 8:27
 

Muhterem Hacı Murat kardeşim, bir kere farz ibadetlerde riya olmaz...Riya nafile ibadetler içindir; yani onların gizli yapılması efdal olur..Namaz gibi, oruç gibi, Hac gibi farz ibadeti duyurmak neden gösteriş olsun.O zaman camiyede gitmeyelim konu komşu görür diye. Oruç tuttuğumuz belli etmemek için öğle vakti bir bardak su da içelim riya gözlemcisi arkadaşların huzurunda..:))Kaldı ki, Hacca giden insanın dostlarıyla helalleşmesi esastır..Haber vermeden nasıl helalleşilecek...Sen izlenimlerini de yaz; biz okuruz...Selamlarımla...

ali açıköz 
 07.01.2010 19:28
Cevap :
Hah işte.. Yüreğimi soğutacak bir açıklama oldu bu.. Çok sağolun..Ayrıca riya gözlemciliği hususunu pek tuttum :))) ANılar geliyor :) SAygılar sevgiler efendim  08.01.2010 14:38
 

Sen neden yayınlamıyorsun sayın Hacıcım, görürsek darısı bize de bulaşır belki:-) (Dönüş yazınıza yaptığım yorum da bahsettiğim Hacı dedelerin avuç içi öptürme konusunu araştırdınız mı?)Saygılar selamlar..

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 07.01.2010 16:09
Cevap :
Resimleri yükleyeceğim inşallah :) Ahmet HAkan ile Ertuğrul Özkök abilerimden neyim eksik di mi. Ancak bilgisayarımdaki arzı nedeniyle bunu yapamamıştım. Kısmetse yapacağım...azzzzz sonra :)) Yaw o avuç öptürme işini araştırmadım kafa dağınık bu aralar. Bir bilene sorayım bakalım. Saygılar sevgiler  07.01.2010 18:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 656
Toplam yorum
: 3284
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1688
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster